- Kategori
- Dostluk
Babam'a mektup !

Babam
Dün Kipling’in “Eğer” şiirini okurken seni andım babacığım. İlk senden dinlemiştim bu şiiri, o güzel sesinden vurgularınla. Bir nasihat böyle mi, güzel edilirdi!
Ama sen hiç nasihat etmezdin ki, akşamları yatağına gelip, koluna yattığımda , masalların ile uyuturdun beni, hepsi ayrı bir nasihat, anlardım; gülümseyerek uyku perisinin kollarına atılırdım..
Hem biyolojik olarak, hem de hayat felsefenle, beni var eden “Sevgili Babam” seni çok özledim, biliyor musun?
Biliyor musun babacığım sen bu çağda yaşayamazdın. Her şey kirlendi, bıraktığın, yaşanmasında ısrarcı olduğun değerler bir bir yok oldu .
Sen buna dayanamazdın, acından ölürdün!
Çocukluğumda sık sık sohbet ederdik, sana biri hakkında nasıl biri diye sorduğumda;
İyi biri derdin başlardın açıklamaya
Dürüst, saygılı; küçüklerini sever, büyüklerine hürmetli, borcuna sadık, kimsenin varında yoğunda gözü olmayan…
17 yıl önce bir eğitimciye, bir arkadaşını sordum “nasıl biri” diye..
"Çok parası var iyi insan" dedi
İyi insan paralı insan olmuş, baba!
Dostluk mu oda ne baba? Tanırsın Azecan’ ı çok severdin. Bir tek o var baba, oda uzaklar da.
“Ya seni dost bilenler?” diye sorarsan; Onlar çok baba, senin kızınım ben. Ben onlara dostken, onlar örseleyip duruyorlar sevgimi. Benim dostum olamazlar baba..
“En büyük dost kitaptır, " derdin, Çok haklıymışsın babacığım; hala senin izindeyim, okumadan uyumuyorum.
Bana verdiğin ilk kitap Dale Carnegie’in - Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı adlı kitabıydı. Belki de Türkçeye çevrilmiş ilk baskısıydı. O kitabı kaybettim baba!
Geçen yıl aldım, seni anımsayarak tekrar okudum.
Kitap aynı, ama insanlar değişmiş; her devir dostluğu tekrar yazıyor baba!
Ben mi? Değişemedim Baba!
Hala senin gözünün Nuru, hala gösterdiğin yoldayım..