- Kategori
- Aile
Babam için
Kapı zili çalınca ben ve iki kardeşim zil sesiyle hazır ola geçerdik.
Çalışı bile farklıydı kapının, daha heybetli daha net, daha otoriter. Daha bakmadan delikten anlardık babamın geldiğini.
Değişik bir adamdı benim babam kırlaşmış saçlarının, heybetli görüntüsünün, gerçekten kendine has karizmasının havasıyla, hani derler ya salon adamı diye işte öyle bir adamdı benim babam.
En çokta kız arkadaşlarım hayrandı babama, birde hep isterdim ki bana, babamın ne iş yaptıklarını sormalarını.
Böyle karizmatik bir adamın birde doktor olduğunu söylediğim zaman pek bi havalara girerdim kendimce (hemde diş doktoru J)
Ne tuhaf dimi aramızda uçurumlar vardı babamla, hiç bir zaman doyasıya sarılamadım, arkadaşlarımın babalarıyla, hani derler ya kafa yaptıkları gibi zamanlarımız olmadı bizim.
Tuhaf , çünkü ne kadar çok çekinsemde babamdan, o çok rahat gösteremesede, bilirdimki bizi hayattaki herşeyden çok seven, hem de çok seven bir babam olduğunu.
İlk işe başladığım yıl 18 yaşıma daha girmemiştim. Her genç kız gibi hostes olmak istediğim o zamanlarda, çok alakasız bir şekilde, arkadaşımı ziyarete gittiğimde kendimi mülakatta buldum.
Aynı gün içinde, hep istediğim mesleği yapma şansı yakalımışken, o şaşkınlıkta aklıma tek gelen şey sadece gene babam oldu.
Çünkü biliyorumdum ki asla bunu ona söyleyemeyiz bile. Ama tek kişi hariç.
Canım, bitanem , nur içinde yatsın hep o harika insan BABANEM. (Siz onu Adile Naşit gibi canlandırın gözünüzde, inanın abartmıyorum aynısı hem boyu hem posuJ)
Böyle zamanlarda annemde kafi gelmezdi, hepimizin kurtaracısı, gönüllü sözcümüz.
Hiç unutmuyorum saat 22:00 gibi, gönüllü sözcümüz babamı arayıpta bize geliceğini eve erken gelmesini söylediğinde bizim evdeki gergin bekleyiş başlamıştı.
Yaklaşık bir saat sonra, kapı sesi kalbimi durduracak hale getirmişti beni.
Canım babaneme kıyamazdı babam, bir ona bağıramaz, bir ona celalenemezdi. Çok küçük kaybetmiş babasını, öyle bir anne olmuş ki babanem, dağ gibi adam hala onun yanında çocuk gibi olurdu.
Babanem söylediğinde durumu, kıyametler koptu, ne bağırış ne çağırışlar oldu, hepsi dün gibi aklımda.
Birde aklımdan hiç gitmeyen, o günden tam bir ay sonra tam uçuş saatim olan 03:30 da herkes uyurken, servise inmek için hazırlandığımda, üstünü bile değiştirmeden beni yolcu etmek için koltukta uyuya kalmış BABAM......
Daha baba demem bitmeden, açtı gözünü, hadi inelim dedi.
Sen gelme baba dedim zaten kapıdan binicem, yok dedi, indi.
10 dk sonra servis geldi kapıya, ilk işim hem de ne iş, ilk uçuşum bile değil, ilk uçağa binişimJ
Ben böyle İstanbuldan uçuşa giderken bu saatlerde hep, evde olduğu zamanlarda da hep indi, benimle o kapının önüne.
Havacılık sektörünü bilenler bilir, ekip odalarımız vardı, tüm uçuşların kordine edildiği, uçuşun başında ve sonunda uğradımız yerler. İnişlerimizi, kalkışlarımızı, rötorlarımızı hep onlar bilir.
İşte babamın beş sene boyunca kankası , ben uçuştayken en çok konuştukları insanlar olmuşlardı onlar. Bana ulaşamadığı zaman direk ulaşabildiği doğru adresiJ
Şimdi diyorum ki bazen , bana o kadar çok şey katmış olsa bile, o kadar çok ülke, kültür görmüş olsam bile babamı o kadar huzursuz etmeme değer miydi acaba?
Artık cevabınıda biliyorum. DEĞMEZDİ.
Çünkü, o karizmatik, havalı, sert adam bizimle değil, çünkü, artık o değişik kapı sesini duymuyoruz, çünkü ne olursa olsun evde varlığının bile verdiği güven bizden çok uzakta...
Amansız br hastalıkla yedi sene önce kaybettiğimiz babam için bu yazı, aklımdaydı zaten babalar günü, ama biraz önce, babalar günü hediyesi için telefonuma gelen mesaj sadece yazımı erken yazmamı sağladı.
İnşaallah anne ve babalar olarak, çocuklarımızın bu özel günlerinde en azından hayata hazır olana kadar, bize hediye alıpta verebilecekleri kadarıyla hayatta olabilmemiz dileğiyle......
TÜM BABALARIN BABALAR GÜNÜ KUTLU OLSUN...