- Kategori
- Şiir
Babama

Bilmem kaç saattir yüzüne bakıyorum
Buğulu gözlerimle.
Sen uyuyorsun ve bihabersin olan bitenden.
Kendi acılarımı süpürdüm kenara.
Yüzündeki haritaya sıfat bulmaya çabalıyorum.
Acılar yol alıyor ırmak misali yanaklarında.
Pişmanlıklarını görüyorum göz çukurlarında.
Kaşların hep çatıktı zaten.
Alnında upuzun gidip gelen yol çizgilerin var.
Zor zamanlarındaki kaçışlarından kalan
Pişmanlıkların…
Ah, o pişmanlıkların!..
Dudak kenarlarında
Sessiz konuşmalarınla nasırlaşmış.
Farkında değilsin ama hâlâ üzüyorsun beni.
Bu defaki en ağır, en acı olan.
Soluğuna ipotek koydu ne yazık ki zaman.
Kalbimin gümbürtüsünün arasına sıkışıyorsun.
Boğuluyorum ve korkuyorum gidivermenden.
Aslında yıllardır,
Bir gün hesaplaşmayı bekliyordum.
Sorularım vardı sayfalarca
Sende cevapları olamayan.
Ne tuhaf, gerek kalmadı bile!
Çünkü sen çözdün dilinin bağlarını.
Ve ifadeni veriyorsun tutanaklı.
Cezan kesilmek üzereyken
Pişmanım,diyorsun.
Öfkem boğazımda tıkalı
Kusmakla yutkunmak arasında gidip geliyorum.
Çaresizliğimle düşüyorum
En büyük uçurumdan.
Korkuyoruz birlikte
Ve sen elimi tutuyorsun küçük bir çocuk gibi.
Ve nihayet! Yaşlarımızda boğuluyor an.
Üstünü kapatıyor merhametim.
Yüzüne bakıyorum son kez buğulu gözlerimle.
Islanıyoruz birlikte.
Ak sakallarında ip atlayan çocukluğuma
Ağlıyor zaman.
“Gidenlerden olmaman için
Ölüyorum senin yerine.”