- Kategori
- İnançlar
Bağışlamak Rahmanîdir, intikam Ruhu kavurur

Bağışlamak insan ruhuna iyi gelen Rahmani bir duygu. İntikam arzusu, kin ve nefret ise insan ruhunu yakıp kavuran şeytani duygular.
Mümin, aleyhinde dedikodu yapıldığında, iftiraya maruz kaldığında sabreder; bu onun ahlakının üstünlüğünün kanıtıdır. Tevekkülü ve sabrı nedeniyle Allah Katında değeri artar, makamı yükselir.
Hakaret gördüğünde alttan alır, karşısındaki kişiye, “Allah sana hidayet versin” der, çirkin sözler söylememesi, güzel insan olması yönünde uyarır. Saygısızlığın dozu artarsa, "Selam" der ve oradan ayrılır. Küfredene küfürle karşılık vermek, onun gibi saldırgan davranmak basitliktir. Mümin asil davranışlar sergiler.
Allah, “iftiranın büyüğünü yüklenene büyük bir azap vardır” buyurur. Atılan iftiranın büyüklüğüne göre ceza da artar. İftirayı atan kişi Cehenneme biraz daha yaklaşır, azabı ağırlaşır.
Hakkında yapılan gıybet, atılan iftira mümin için nimettir. İftiranın şiddetiyle orantılı olarak kazandığı ecir de fazladır. İftira karşısında çok olgun, akılcı davranmak gerekir. Şiddetli reaksiyon göstermek, asabileşmek yanlış olur. Adice davranışlara aynı şekilde karşılık verilmemeli. Kur'an ahlakı gereği kötülük iyilikle uzaklaştırılmalı.
Aslında intikam almamak çok zordur. İnsan nefsi intikam ister, bunu çok arzu eder. Ancak nefse kanmayıp intikam peşinde koşmamak, ne kadar zorsa o kadar da değerlidir. Kur'an'a ters bir intikam anlayışı içerisindeki insan küçülür.
İnsanlık tarihi boyunca her dönem olduğu gibi ahir zamanda da iyilerle kötülerin mücadelesi vardır. Kötüler iyilere karşı atağa geçerler ancak fitne, fücur, intikam duygusu ve hasetlikleri onları yakar kavurur. Hep azap içindedirler, mutlu olamazlar.
İyiler, kötülerdeki haset, nefret ve kini gördükçe, mümin kardeşlerine sevgileri daha da artar. Allah'a aşkları artar, Cennet özlemleri artar. Bu yüzden kötüler, müminlere mücadele hırsı ve Allah rızasını kazanma azmi veren vesilelerdir.
Tuzak hazırlayan, komplo kuran, iftira atan, kalbi kin, nefret ve fesattan kararmış kişiler dünyada hep vardır ve olacaktır. Mümin bilir ki her şeyi olduğu gibi, şeytanı ve fırkasını da Allah yaratır. Ve O dilemedikçe kimse zarar vermeye güç yetiremez. Allah, "siz doğru yola erişirseniz, sapan size zarar veremez." buyurur.
Allah’ın rızasını hedef almak hep iyiye, güzele, doğruya ulaştırır, huzur ve güven içinde yaşatır. Nefsani olan ve intikam hisleriyle atılan her adım ise insanı bataklığa götürür, bir ömür azap içinde geçer.
İyilikle kötülük eşit olmaz. Kötülüğü en güzel olan bir tarzda uzaklaştırırsak; o zaman görürüz ki aramızda düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluvermiştir.
İntikam ateşiyle yanan kötü kimse, o ateşle yakamaz; kendisi yanar, kavrulur. İnsan, Rabb'ine teslim olmalı, arınmaya çalışmalı, iyi olmalı. O zaman huzur içinde ve sağlıklı yaşar. İyiler; mutluluk, dünyada olduğu gibi, ahirette de sonsuza kadar onlar içindir.
Ve onlar- Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir. (Ra'd Suresi, 22)