​ Bahane bulmak üstüne / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '09

 
Kategori
Öykü
 

Bahane bulmak üstüne

“Gönül ne çay ister ne çayhane, gönül sohbet ister çay bahane” demişler. Senin sohbet edesin gelmiş de çayı, kahveyi bahane ediyorsun. Eder tabi. Sohbetsiz yaşam olur mu? Hele senin bir şey canın istesin, bahane kolay. Bizlerin bahane bulmakta üstümüze yoktur. “İyi”den çok “niçin”i severiz biz. Doksan dokuz tane iyi yap, bir tanesini yamuk yap da gör. Hiç kimse yaptığın doksan dokuz iyiye bir şey demez de, bir tek hataya diker gözü. Olanı biteni bir tek hataya diker gözü. İki gözü bir tek hatayı görür. Ya öbür tarafta doksan dokuz tane iyi var ya. Hayır, ille de o bir hata. Sen bahane bulacak ol, gerisi kolay. 4 Ekim “hayvanları koruma günü”ydü ya. Öykümüz de eşecik üstüne olsun. Bir yerden bir yere gidiverecek, bir arabanın, hatta bir motorun bile bulunmadığı bir devirde yaşlı adam, yanına eşeğini ve küçük torununu da alarak köyden şehre gidiyormuş. Küçük torunu eşeğe bindirmiş çekip gidiyormuş. Dağ tepe epey yol aldıktan sonra önlerinden gelen bir yolcu: -Hey gidi günler hey. Ne günlere kaldık ya Rabbim. Şu dünyanın işine bak, küçücük çocuk eşeğe binmiş, yaşlı adam iki büklüm yürüyerek gidiyor, demiş. Yaşlı adam yolcunun seslice söylediklerini duymuş. Çocuğu hemen eşekten indirmiş, yuları eline vermiş. Bu kez eşeğe kendisi vermiş. Küçük çocuk önden çekiyor. Biraz daha gitmişler. Bu kez önlerinden bir yolcu daha gelmiş. Bu yolcu da kendi kendine söylenmeye başlamış:

-Şu dünyanın işine bak, koskoca adam eşeğe binmiş, küçücük çocuk eşeği çekeceğim diye ne zorluklara katlanıyor. Yazık yazık! Yaşlı adam bu yolcuyu da dinledikten sonra ne yapacağını şaşırmış. Eşeğe çocuğu bindirse vay, kendi binse vay. Sonunda çareyi bulmuş. Eşeğin semerine kendisi binecek, semerin arkasına da torunu bindirecek böylece şehre varacaklar. Adama içinden içinden de “Allah’ım inşallah önümüzden birisi daha gelip de bu durumumuza bahane bulmaz” diye dua edermiş. Ama ne mümkün önlerinden bir yolcu daha gelmiş. O da başlamış söylenmeye:

-Yazık yazık, şunlara bak şunlara, bir eşeğe iki kişi binmişler de ne güzel gidiyorlar. Sizde hiç hayvan sevgisi yok mu? Yazık değil mi bu eşeciğe, yazık değil mi? Şimdi burada, dede haklı, çocuk haklı, üç yolcu da haklı, peki haksız kim? Haklı olan lahana, gerisi mahana…
 
Toplam blog
: 165
: 646
Kayıt tarihi
: 16.02.09
 
 

Recai Şahin: 1941 yılında Fethiye- İncirköy'de doğdum. İlkokul köyümde, ortaokulu Fethiye'de okud..