​ Bahçeli, niye böyle öfkeli! / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Temmuz '09

 
Kategori
Siyaset
 

Bahçeli, niye böyle öfkeli!

Bahçeli, niye böyle öfkeli!
 

Öfke'nin siyasette bir "üslup" meselesi olduğunu Sayın Başbakan'ın ağzından işitmiştik gerçi; ama Sayın Bahçeli'nin öfkesi yanında Başbakan'ın öfkesinin esamesi okunmaz. Eğer öfke, siyasal bir üslup ise, bunun hakkını fazlasıyla MHP lideri Sayın Bahçeli veriyor.

Hançeresini yırtarcasına bağırarak konuşmak, her ortamda düşman üzerine ordularını gönderen "komutan" edasıyla duyguları cuş u huruşa getirmek Sayın Bahçeli'nin olmazsa olmazı oldu. Hep bağırıyor, daima bağırıyor...

Türkiye'nin bu bölgede etkin olan diğer aktörlerle iş birliği içerisinde "Kürt açılımı" gerçekleştirme çabası da Bahçeli'nin öfkesine hedef oldu. Hem de ne öfke!

Sayın Bahçeli, Cumhurbaşkanından başlayarak, Başbakanı, Genelkurmay başkanını topa tuttu: "Siz çapulcularla nasıl görüşürsünüz; devletin itibarını beş paralık ettiniz" anlamında gülleler yolladı.

Oysa, hedef aldığı makamlar ve bu makamları işgal eden kişiler aslında tam olarak "devleti" oluşturan makamlar ve kişiler. Sayın Bahçeli, isminin "devlet" olmasından kaynaklanan bir devlet sahiplenme duygusu içerisinde herhalde. Ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Genelkurmay başkanı devlet'i düşünmüyor da Devlet Bahçeli devleti düşünüyor!

Üstelik, Sayın Bahçeli'nin "çapulcular" dediği örgütle, onun tarzında mücadelenin sonuç getirmediğini gösteren koca bir otuz yıl geride duruyor. Hem de candan ve maldan götürdükleriyle beraber.. Sayın Bahçeli ne istiyor ve niye böyle öfkeleniyor öyleyse?

MHP'nin "milliyetçi" idelojisi gereği, Türklük vurgusunu öne çıkarması doğal sayılabilir. Partinin siyasi varlığını sürdürmesi, bir bakıma, "Türklük şuurunun" her daim canlı tutulmasına bağlıdır. Bu duygunun canlı tutulması için de elbette bir "karşı taraf" gerecektir. Son otuz yıl için söylenirse bu karşı taraf, Kürt tarafı olmuştur.

Sayın Bahçeli, Kürtlerin yaşadığı illerden oy almayı düşünmediğine göre, yatırımını Türkler üzerine yapmak zorundadır. Bir barış veya açılım ortamının ise, bu hesaba pek uygun düşmeyeceği açıktır.

Ancak, anlaşılan o ki, Sayın Bahçeli'nin bu denli öfkelenmesinin nedeni sadece bu da değildir. Kasım ayında gerçekleşecek MHP kurultayında, karşısına ciddi rakipler çıkacak.. Galiba bu sefer genel başkanlık yarışı çetin geçecek.. Sayın Bahçeli'nin bugünden "istim toplama" çabası içerisine girdiğini de rahatlıkla söyleyebiliriz.

Başbakan Erdoğan'a "Can kardeşim dediğin Sayın Gül'ün yerinde gözün var" gibi, siyaseten abes söylemlerini de buna bağlamak lazım MHP liderinin.. Bir Başbakan'ın Cumhurbaşkanlığını düşünmesinden daha doğal ne olabilir? Eğer Meclis kendisine iltifat gösterirse, Sayın Erdoğan elbette Sayın Gül'den sonra Cumhurbaşkanı da olabilir. Bahçeli'nin bunu "arkadaşının yerine göz dikmek" diye değerlendirmesi, yoksa kendi yerine "göz dikenlere" mesaj mı oluyor; kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla kabilinden..

Terör, savaş, PKK, Kürt sorunu... adına ne dersek diyelim, otuz yıla yakın canımızdan can, malımızdan mal alan bu sarmaldan kurtulmak için, bu ülkede toplumsal konsensüs sağlanmıştır. Bağırmanın, çağırmanın bunu durdurması mümkün değildir. Türkiye, bir şekilde kanayan yarasını kapatıp daha güçlü ve daha huzurlu bir ülke olarak, bölgesindeki seçkin yerini alacaktır.

Bağırıp çağırmayla bunu durdurma çabası yerine, ülkedeki tüm ilgili ve sorumluların bu sürece akıllıca destek vermeleri, kendi ikballeri için de iyi olacaktır.

 
Toplam blog
: 1645
: 822
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..