Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Şubat '09

 
Kategori
Edebiyat
 

Bahtiyar Vahabzade’nin ardından - II

Bahtiyar Vahabzade’nin ardından - II
 

Edebî ve Sosyal Yönü

Bahtiyar Vahabzade’nin şiirleri, olgunluğu, çağdaşlığı ve orijinalliği ile seçilir. O’nun bütün eserlerinde, dünyaya felsefi bir bakış temel yer tutar. Son 30-40 yılın Azerbaycan edebiyatında, onun kadar bütün halkın muhabbetini kazanmış ikinci bir şairin adını zikretmek zordur.” (www.vahabzade.net)

B. Vahabzade, “Şair” hakkındaki düşüncelerini şu satırlarla ifade etmiştir:

Şair- fikirlerin çırpınan seli,
Şair- hakikatlerin şarkısıdır.
Şair- tabiatın konuşma dili,
Şair- cemiyetin isyan sesidir.

Şair- zamanenin, asrın vicdanı,
Şair- tarihlerin şerefi şanı
Şair- bu dünyaya zamanın sözü
Şair- Hakikatin hakkın aynası.

O, aynı zamanda, 60’lı yıllarda başlayan “Azerbaycan Milli Bağımsızlık Hareketi”nin öncülerinden olmuştur. 1959 yılında yazdığı, Azerbaycan’ın Rus ve Pers (İran) Devletleri hegemonyasında ikiye parçalanışını (Gülistan Antlaşması[1]) epik şiir tarzında kaleme aldığı “Gülüstan” adlı şiiri, büyük yankılara yol açmış ve Azerbaycan’da dalga dalga genişleyen “Azadlığ” ve “İstiqlal” mücadelelerinde bir meşale olmuştur. Bu şiirinden dolayı 1962’de, SSCB’nin uydu yönetimi tarafından “Milliyetçi” damgası ile Üniversite’den kovulmuş, iki sene sonra ancak geri dönebilmiştir. Azerbaycan’da bağımsızlık ateşini yaktığı ileri sürülen ”Gülistan” şiirinden birkaç dörtlük...

(...)
Öz sivri ucuyla bu tüy kalem
Deldi sinesini Azerbaycan’ın.
Başını kaldırdı, ancak dembedem
Kestiler sesini Azerbaycan’ın.
(...)
Koyulan şartlara razıyız diye,
Taraflar imza attı antlaşmaya
Taraflar kim? Her ikisi de düşman,
Düşmanlar mı edecek bu halka imdat?!
(...)
Koy kalksın ayağa ruhu Tomris[2]’in
Babek[3]’in kılıcı parlasın yine.
Onlar bu şartlara sözünü desin,
Zinciri kim vurdu aslan bileğine?
(...)
Koy yıldırım çaksın, titresin cihan!
Yürekler gazabdan coşsun patlasın.
Daim hak yolunda kılınç kaldıran,
Yiğit ataların mezarı çatlasın.
(....)

Sovyet diktatörlüğünü bütün yönleriyle açığa çıkartan eserlerini ise ancak, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ve "Sandıkdan Sesler” başlığı altında yayınlayabilmiştir.

Sandıktan Sesler”den birkaç satır...

Çiğnemek olur mu hakkı bu kadar?
Yüz elli yıldır ki, soyarlar bizi.
Bu hiç...
Bize bayram kabul ettirirler,
Tarihte en büyük felaketimizi.
Vatan elden gitmiş... Buna yanmıyorum
Ağır bir kederle yüzyüze geldik
Ona yanarım ki, o gün, bu kötü şühretli
Vurguncunun tellalı biz olduk.

20 Şubat 1964

Böl Görüm[4]

Bahtım bana yar ol', deyip çağlarım,
Yar olmasa da bahtiyar ol görüm.
Geleceğe ümidimi bağlarım,
Bir an sonra ne olacak, bil, görüm.


Yaz ayları çağıldayan sel misin?
Bu dünya oyuncak mı; bilmisen
[5]?
Hayat seni güldürende gülmüsen
[6],
Hünerin var[sa], ağladanda
[7] gül, görüm.

Dünyamızı yasa, toya bölmüşük,
Sevdamızı oda, suya bölmüşük,
Ömrümüzü güne, aya bölmüşük,
Bin arzuya, bin dileğe böl görüm
.
1974

Bağımsızlık kazanılmıştır ve B.Vahabzade, dostlarına sevgi ışığını saçmaktadır... “Azerbaycan-Türkiye” adlı şiiri yazar ve bunu bestekâr Cavanşir Kuliyev besteler:

Azerbaycan-Türkiye

Bir ananın iki oğlu,
Bir amal
[8]ın iki kolu.
O da ulu, bu da ulu
Azerbaycan-Türkiye.

Dinimiz bir, dilimiz bir,
Ayımız bir, yılımız bir,
Aşkımız bir, yolumuz bir
Azerbaycan-Türkiye.

Bir milletiz, iki devlet
Aynı arzu, aynı niyet.
Her ikisi cumhuriyet
Azerbaycan-Türkiye.

Birdir bizim her halimiz
Sevincimiz-sıkıntımız.
Bayraklarda hilalimiz
Azerbaycan-Türkiye.

Ana yurtta-yuva kurdum,
Ata yurda gönül verdim.
Ana yurdum, ata yurdum
Azerbaycan-Türkiye.

20 Mart 1996

Fakat Şairin görevi henüz bitmemiştir... Halk meselelerini en çarpıcı şekilde dile getirmeye devam eder:

Sual

Zulmün sonu yok, hak unutulmuş mu İlahi?
Dünyada adalet yasak olmuş mu İlahi?

Dillerde yalan, amma gönüllerde hakikat
Hak zalime, düz eğriye kul’muş mu İlahi?

Meydan sulayan ak yalanın al şarabından
Millet tepeden tırnağa serhoş mu İlahi?

Ezdikçe vatan oğlu, vatan oğlunu kasden
Bilmem, ezenin kalbi meğer taş mı İlahi?

Vicdan gibi, insaf gibi hisler içimizden
Bir anda atılmış mı, kovulmuş mu, İlahi?

Her mucizeyi idrak ederken, bu belâya
Kanmakta, beyinler bu kadar boş mu İlahi?


Mart, 1998.

Bayati

Azizim, derde merdim,
Düşmesin derde merdim.
Bana derman neylesin
Çocukken derd emerdim.

Nisan 1998

Bahar Havasıyla
...
Ömür yollarımın bir karışında
Ayrı düşmemişem hislerimden
Geçip bu izlerden ömrün kışında
Bahar havasıyla yaşıyorum ben.

Halâ bu dünyada ne kadar sağım,
Ben bu hava ile yaşayacağım.
Ölürsem, o izler yaşanmış ömrün
Ayak izlerine dönecek bir gün.

23 Ağustos 1998
.

Kapılar

Dil lal, gözleri kördür, kulağı kar[9] kapılar
Özü gen
[10] olsa da istekler üçün dar, kapılar.

Çözülür müşgülümüz resmî otağlarda, fakat
Yüzünü haklı temennalara
[11] bağlar[12], kapılar.

Sahibin vakti eğer yok ise bedbahtlar
[13] üçün
Öyle kandar
[14]da onun köksünü dağlar, kapılar.

Kapıdan ince tebessümle ve arzularla girip
Çöle ağlar çıkanın haline ağlar, kapılar.

Ne bilek
[15] gizli otağlardaki hengâmeleri,
Bize namalûm olan
[16] sırrları saklar kapılar.

Kapılardan kovulan boynu bükük bende[17]lerin
Ahı dehşetli olur, ah ile lağlar
[18] kapılar.

30 Haziran 1998

Kul Pazarı”ndan dörtlükler...

Ezilir soyulur bu halk günbegün,
Hoşgörüde sabırda Vallah, fil olduk
Belki bu Milleti kul etmek için
Biz kan bahasına bağımsız olduk.
...
İstiklâl kazanıdık biz öyle bildik
Kurtardık Milleti kahreden oddan
Amma bilmedik ki, mahrum edildik
Dağlarda kurut[19]tan vadide duttan
...
Ünvan lekelendi, ad lekelendi
Tepildi bin yıllık şeref de şan da.
Amandır, koymayın, satılır şimdi
Milletin onuru kul pazarında.

6 Kasım 1998

Benden Habersiz
...
Ömrün fasılları tez geldi geçti.
Yazı verimlidir, kışı verimsiz
Bir gün gördüm ki, güçten düşmüşüm.
Yıllar öz atını sürdü eğersiz.
...
Ey ömür! Görünür artık sahilin,
Elin kısıldıkça uzanır dilin.
Ömürden verdiğim yetmiş üç yılın
Zehiri yeterli, balı yetersiz
.

Ağustos 1998 Şeki.

Yıllarca, belki asırlarca dillerden düşmeyecek bu dizeleri bize miras bırakan Değerli Şairimize Allah'tan rahmet, değerli ailesine ve Türk Milletine baş sağlığı diliyoruz.


Bekir Ali

[1] Gülistan Antlaşması (12 Ekim 1813), İran Kaçar Devleti ile Rusya arasında imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Azerbaycan kadim toprakları, Kuzey Azerbaycan ve Karabağ Ruslar’da, Güney Azarbaycan ise İranlılar’da kalmak üzere iki devlet arasında bölüşülmüştür. Yine adı geçen devletlerin 21 Şubat 1828’de imzaladıkları Türkmençay Antlaşması ile de bu bölünme, günümüze kadar kesinlik kazanmıştır.
[2] Tomris; Heredot’un bahsettiği, İÖ 600 yıllarında yaşamış Hazar, Karadeniz ve Kafkasya ülkelerinin hakimi; İskit (Saka) Türklerinin efsanevi kraliçesi.
[3] Babek Hürranî (795-838). Araplara karşı ülkesini müdafaa eden Azerbaycanlı, bağımsızlık sembolü Milli kahraman.
[4] Görüm: Göreyim...
[5] Bilmisen: Bilmiyor musun?
[6] Gülmüsen: Gülmüyor musun...
[7] Ağladanda: (Hayat) seni ağlattığında
[8] Amal: arzular
[9] Sağır; “Kulağına kar suyu kaçmış” deyiminden.
[10] Gen: Geniş.
[11] Temenna: Osmanlı usulü selam.
[12] Yüzünü haklı isteklere kapatır; haklı isteklerden yüz çevirir.
[13] Bedbahtlar: Kötü kaderliler; talihsizler.
[14] Kandar: Kapı eşiği
[15] Ne bilek: Ne bilelim...
[16] Bize namlûm olan: Bilmediğimiz...
[17] Bende: Kul, köle.
[18] Lağ(x)lar: Gevşer, laçkalaşır.
[19] Kurut: Kurutulmuş çökelek; yoksul dağlıların kışın tükettiği temel besin maddelerinden.

 
Toplam blog
: 141
: 926
Kayıt tarihi
: 30.04.07
 
 

Türk san'at müziği dinlemeyi, okumayı, yazmayı ve paylaşmayı seviyorum. Kamudan emekli inşaat mühend..