- Kategori
- Siyaset
Bak, daha açık anlatayım da anla...

"Ağla, ama neden ağladığını da bilelim..." başlıklı yazıma gelen bir tek olumsuz tepki var. Arkadaş, Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar kafasında...
Ağlama duygusuna bir diyeceğimizin olmayacağını, "İnsan" ve "Baba" duygusu taşıyan herkes için ağlamanın normal duygu olacağını söyledik
Ekledik...
"Ağla, ama neden ağladığını da bilelim..." dedik.
Aslında "Neden ağladığı" konuşmasının içinde ifade edildi de, biz istedik ki okuyan algılasın.
Başbakan Muhammed el-Bilteci'nin mektubunun kendisini geçmişe götürdüğünü ve (burası can alıcı ifade) "...içinde bulunduğu hareket için koştururken..." evine geç geldiği dönemlerde kızının "Bir geceni de bize ayır" diye pusula bıraktığını anlattı. Erdoğan, “Esma’ya el-Bilteci bu mektubu yazarken o ifadelerde adeta ben de çocuklarımı gördüm” diyor.
Devam ediyor Trabzon'daki hava alanı konuşmasında: "İnşallah bizim ülkemizin meydanları ikinci Tahrir olmayacak. Adeviyye olacak, Rabia olacak, Mansuriye olacak, İskenderiye olacak. Demokrasinin egemen olduğu meydanlar olacak"
Benim de vurgulamak istediğim nokta tam da burası işte...
Başbakanımızın "...içinde bulunduğu hareket..." ne hareketi?...
Başbakan, Taksim meydanını, İzmir Meydanını, Antalya Meydanını, Ankara Kızılay meydanını ve buna benzer Türkiye'nin bir çok ilindeki İktidarlarını protesto edenleri saymıyor.
Çünkü başbakanın kafasının arka tarafında bir başka dünya, bir başka Türkiye var. Onun için demokrasi amaç değil, kafasındaki Türkiye'ye varabilmek için araç...
Onun için demokrasi, sandıktan çıkan sonuçtur ve o sonuç ile iktidar olan dilediğini yapabilir...
Onun içindir ki Türkiye Cumhuriyeti hudutları içinde ölenlerin değeri, Mısır'da öldürülen Esma kadar değerli değildir.
Mısır'da Esma katledilme haberine ağlarken, Reyhanlı bombalandığı gün ölenler için de ağladı mı? Hadi tek tek saymayalım, toptan soralım, Türkiye'de ölenlere de aynı şekilde televizyon kanallarında olayları konuşurken ağladı mı?
Ağlamak bir yana, onlar çapulcu olarak adlandırıldılar...
Onların çıkmaya çalıştıkları meydanlar kapatıldı, polis biber gazı sıktı, çopladı, dövdü, hastanelik etti.
Ve bunları yapan polisler "Kahramanlık" göstermiş oldular, ödüllendirildiler...
Başbakan, Rabia-tül Adeviyye meydanında ölenlere ağlarken, Tahrir meydanında ölenler için hiç bir şey söylemiyor.
Niye?
Çünkü onlar "Müslüman Kardeşler" teşkilatından değil...
Başbakan ise sadece Müslüman Kardeşler'e, Hamas'a destek veriyor.
Acaba neden?
Hadi artık, orasını da siz söyleyin yüreğiniz varsa, her şeyi de biz anlatmayalım...
28 AĞUSTOS 2013
İBRAHİM PEKBAY
Dip Not: Seyatahim nedeniyle birkaç gün ara verdik...