- Kategori
- Eğlence - Hobi
Bakalım araba denize düşecek mi?

Merhaba,
Geçen gün gördüğüm ve üzerine yazdığım Caddebostan’daki Mini-Cooper’ı vinçle denize sarkıtma projesi ile ilgili birkaç arkadaşım (ki 2 tanesi pazarlamacıydı) ile konuyu tartıştık.
Vardığımız sonuç: Konu birçok açıdan enteresan. Kampanya benim gözümden reklam/pazarlama sektörüne yepyeni bir şey katmıyor. Sonuçta Türkiye açık hava reklam sektöründe gerçekten gelişmiş bir ülke. 3-Boyutlu ve paraşütlü F-1 arabaları, bluetooth’lu müzik yükleyen otobüs durakları, Turkcell logolu ilan panoları vb. zaten vardı. Zira İstanbul’da yurtdışındaki bazı şehirlerde olduğu gibi kent dokusunu bozan ilanları kısıtlayacak kurallar yok.
Ama kampanya aslında çok önemli iki faktörü başarılı bir şekilde bir araya getiriyor: Internet’te 2.0 ile gündeme gelen gündemi değiştirmek/enteraktiflik olgusunu gerçek hayatta taşıyor. Katılımcı istediği zaman bir basit ‘’tıkla’’bir arabanın kaderini belirliyor. Her ne kadar orada asılı Mini büyük olasılıkla gerçek olmasa da (sürekli o şekilde asılı bir arabanın motor haznesindeki bütün yağ kaportaya akar. Hem denizi kirletir, hem de arabaya zarar verir. Ayrıca rüzgarda da çok sallanıyor gibi) bu hissi uyandırıyor. Yarışmacı (ya da kurtarıcı) ödülünü ele tutulur bir şekilde görüyor ve onu kurtarmak için aktif bir şekilde harekette bulunuyor. Büyük olasılıkla da birkez tıkladıktan sonra üstünde bir sorumluluk hissedecek. Arabanın durumunu da sürekli web sitesindeki kameradan kontrol etme şansı olduğu için günde birçok kez arabam.com sitesini ziyaret edecek. Pazarlama açısından ideal bir olgu: Potansiyel müşteriden ürüne (ürün: arabam.com sitesi ve araba alma fikri) geridönüşümde bulunması kendi isteğiyle oluşuyor.
Onun için asıl sorulması gereken soru şu olmalı: Niye İstanbul’un başka yerlerine birkaç tane daha araba sallandırmadılar ki?
Fikirleriniz arkadaşlar?