- Kategori
- Güncel
Balbay tutukluluğunun 2. yılında

5 Mart'ta Mustafa Balbay tutuklanalı tam 2 yıl olmuş olacak. Neyle suçlandığını tam bilemeden, savunmasını doğru dürüst yapamadan, akmayan bir davanın sanığı olarak geçirilmiş tam 2 yıl...
Öfkelenmiyor musunuz siz de?
Daha demin bir haber düştü gazetelerin sayfalarına. Balbay ve Özkan artık yalnız. Dün gece bir operasyonla koğuşları ayrılmış ve artık tek kişilik "hücrelerde" kalıyorlar. Çünkü yetmedi bazılarına onları dört duvar arkasına atmış olmak, yetmedi özgürlüklerini ellerinden almış olmak. Daha fazlasını istiyorlar gözlerinden alevler çıkartarak, nefretlerini, intikam duygularını saklamadan, daha fazla kurban istiyorlar. Hapise atıldılar, yetmez. Bir de yalnız kalsınlar diyorlar.
Bunun adı psikolojik şiddettir, bunun adı işkencedir!
Tutukluluk bir önlemdir, ceza değil. Balbay'ın şahsında, birçok kişi var aynı durumda olan. Balbay birçok kişi için simge haline geldiğinden, onun üzerinden konuşuluyor daha çok. Tutukluluğun cezaya dönüşmüş olması daha çok Balbay üzerinden haykırılıyor.
Bir de yalnız kaldılar, işkenceye maruz kalıyorlar, psikolojik olarak bitirilmeye çalışılıyorlar.
Oysa Balbay'ın kelimeleri var, şimdi bir kitap daha yazmış, "Zulümname" bu kez, destanını anlatıyor Silivri'nin. 5 Mart'ta çıkıyor. Aynı gün Ankara'da Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde, öğlen saat 1'de çok büyük bir etkinlik var. Fazıl Say piyano çalacak, Yıldız Kenter orada olacak, Balbay'ın mektubunu okuyacak. Birçok gazeteci arkadaşı ise kitaplarını imzalayacaklar. Bir maniniz yoksa orada olun lütfen.
Biraz ses çıkaralım, susup da oturmayalım. Tarih er veya geç, bu dönemin sorumlularını mahkum edecek, ama biz Balbaylar tükenmeden önce, geri dönüşü olmayan zararlar görmeden önce mahkum edelim onları hapsedenleri. Türkiye'nin bu kara döneminin sorumlularını toplum vicdanında yargılayalım artık.
Umut var mı?
Yok gibi değil mi... Yok bence de. Umutsuzluğa kapılmak hakkımız değil ama. Şimdi çıkarın sesinizi mesela, "onları yalnızlığa mahkum edemezsiniz" diyerek... İki üç satır karalayın belki birileri okur, biraz bağırın birileri duyar... Böyle böyle çığ olur belki. Olmaz mı dersiniz?
Cumartesi kalkın gelin, bakalım çığ olabiliyor muyuz.
Aylardır mahkeme başkanı Balbay ve arkadaşlarının tahliyesi yönünde oy kullanıyor, fakat mahkemenin diğer iki üyesi "deliller kararır" diyerek tutukluluk halinin devamını istiyor. Sesimizi onlara ulaştıralım işte, Cumartesi bir başlangıç olsun, "hangi deliller" diye soralım, "ne delili, adam iki yıldır içeride, kararacak delil mi kaldı?"
Balbay'ın tutukluluğunun 1. yılında "pardon" demek hiçbir şeyi geri getirmez, giden zaman gitti demiştim. Bakın ikinci yıl da bitti. Giden zaman gitti.
Halka seslenin sesiniz çıktığınca: Güvercinler uçuyor şimdi Silivri'ye, biraz özgürlük isteyerek... Kafanızı yukarı kaldırıp bakmaz mısınız hiç? Kuma gömdünüz de korkup, artık çıkarmayı düşünmez misiniz, hadi?
Not: Belki daha hiçbir şey netleşmedi, daha nasıl olacağı belli değil, ama şunu da söylemek istiyorum. CHP eğer ki Balbay'ı ve Özkan'ı aday göstermezse ve Balbay da gazetelere yansıdığı gibi Ankara 1. Bölge'den bağımsız aday olursa, o bölgede oturan bir seçmen olarak şimdiden söyleyebilirim ki oyum Balbay'adır. Bu dava siyasileşmiştir ve siyasi olarak mücadele etmek istiyorsa, Balbay'a destek vereceğim.