​ Balık çiftlikleri, turizm ve kirlilik? / Tarım / Hayvancılık / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ağustos '06

 
Kategori
Tarım / Hayvancılık
 

Balık çiftlikleri, turizm ve kirlilik?

Balık çiftlikleri, turizm ve kirlilik?
 

Son birkaç aydır sürekli gündemimizi meşgul eden bir konu bu. Turizm sektörü ve kültür balıkçılığı. Özellikle kıyılarımızın turizm yatırımlarına açılmasının ardından büyük bir inşaat patlaması yaşanması ve ardından en ücra sahillerin bile yazlıklar ve otellerle dolması, dolayısıyla kültür balıkçılığının yoğun yapıldığı koylarla çakışması kaçınılmaz hale geldi.

Neredeyse hemen her hafta gazetelerimizde okuduğumuz “Çevreyi kirleten balık çiftlikleri ve bunu protesto eden sözde çevrecileri” gösteren haberlere aşina olduk. Sözde çevreci sözüme belki birileri kızacaktır ama sanırım yazdıklarımı okuduktan sonra bana hak vereceklerdir.

Küçük bir alıntı yapmak isterim.

“Balık çiftlikleri kirletiyor, sözü peşinden ne kadar kirlettiği konusunu gündeme taşıyor. Bu konuda elimizde yapılmış bazı üniversal çalışmalar var ki hiç de balık çiftliklerinin denizel ortamı kirleten birincil unsur olduğunu söylemiyor. Kısaca bahsetmek isterim çalışmanın içeriğinden. Denizel ortam ya da sucul yaşamı olumsuz etkileyen kirleticiler kirletme dereceleri üzerine yapılmış bir çalışma. Yapılan çalışma sonunda Gemiler, tersaneler, sanayi bölgeleri, limanlar, marinalar, tatil köyleri, akarsular ile taşınan alüvyonlar, su altı faaliyetleri, uçaklar, uzay çalışmaları, askeri faaliyetler, hayvansal hareketler kuş göçleri, balıkçılık faaliyetleri ve balık üretim çiftlikleri gibi sucul ortamı kullanan bir çok sektörün denizel ortama vermiş olduğu kirlilik miktarı üzerine bir çalışma bu.

Bu çalışma denizi kirletme sıralamasında Balık Üretim Çiftlikleri 19. sırada yer alıyor.”

(Levent Şen Akuadan LTD. Genel Müdür, Su Ürünleri Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi, Su Ürünleri Mühendisleri Derneği Genel Sekreteri )

Bu bilimsel bir çalışmadır. Dikkat edilecek olursa limanlar, marinalar, tatil köyleri ilk 10 içinde yer alıyor. Hele son 1-2 yıldaki turizm patlamasını düşünecek olursa bana kalırsa tatil köyleri daha üst sıralara çıkmaya aday gibi görünüyor.

Aslında işin garip tarafı, kirlenmeden en fazla nasibini alacak olan su ürünleri sektörüdür. Çünkü balıklar temiz ortamlarda yaşayabilirler. Bodrum, Marmaris, Datça yöresinde otel ve yazlıkların bıraktığı atıklar ve onların oluşturduğu kirlilik yüzünden çiftliklerde yaşayan balıklar zarar görüyor. Ancak nedense balık çiftliklerinin yaptığı kirlilik haberleri üzerine çalışmak daha fazla prim yapıyor olmalı.

Çok değil onlarca yıl kadar önce Marmara Denizi’nde, İzmir Körfezi’nde, Boğaz’da (Hele de Haliç’te) insanların denize girdiklerini ve balık avladıklarını biliyoruz. Buraları balık çiftlikleri mi kirletti? Tabii ki hayır. Sanayi atıklarının verdiği zarar nedeniyle yüzlerce endemik tür (yani sadece o bölgede yaşayan doğal tür) tehlike altına girdi hatta yok oldu. Bu gün balıklandırma ve rezervuar için yüz binlerce dolar yatırım yaparak devlet nesli tükenmesin diye doğaya balık salıyor. Ne garip tezat değil mi?

Hele o sözde çevrecilerin naraları yok mu? Yazlıklarının görüntüsünün bozulmasını bir çevre felaketi ile karıştıran çevrecilerimiz. Haliç yok olurken nerelerdeydiniz? Marmara yok olurken, Çanakkale Boğazı, İstanbul Boğazı yok olurken nerdeydiniz? Akdeniz kıyılarını oteller katlederken nerelerdeydiniz?

Şu an kıyılarımızdaki en büyük çevre sorunlarının başında tatil köyleri, oteller ve yazlıkların katı ve sıvı atıkları oluşturuyor. Sadece denizel alanda değil. Talan edilen kıyılarımızdaki yok edilen, katledilen ormanlarımızı, orada binlerce yıldır huzur içinde yaşayan hayvanları düşünün. Orman yangınlarını da mı balık çiftlikleri çıkarıyor? Kıyılarımızın her tarafına yazlıkları balık çiftlikleri mi açıyor? Beton yığını otelleri balık çiftlikleri mi dikiyor?

Hiçbir Akuakültür İşletmesini gezdiniz mi?

Denizi kirletebilecek hemen hiçbir şey yoktur. Çünkü kirlilik kültür balıkçılığına tezattır. Kuluçkahanelerde her şey steril olmak zorundadır. Bonesiz giremezsiniz. Ayaklarınızı ellerinizi dezenfekte etmeden giremezsiniz. Ağ kafeslerin çevreyi kirlettiği söyleniyor. Nasıl bir kirlilik.

Balık dışkısı. Yem artığı. Balık dışkısı sucul ortamın zenginliğidir. Su içinde doğal olarak bulunur. Kirletici unsur değildir. Yem artığı çok çok aşırı olmadığı sürece, yem su içinde kısa bir süre içinde parçalanır, dağılır ve su içinde kaybolur gider.

Ama bazı gerçekleri de göz ardı etmemek lazım. Çiftlikte çalışan bazı işçilerin, boş yem çuvallarını suya attıklarını gördük. Ancak bu konuda Su Ürünleri Federasyonu’nun, Su Ürünleri Mühendisleri Derneği’nin, Üniversiteden Akademisyenlerin çalışmaları var.

Ve yine yanlış bilinen bir konu. Sayın Levent Şen’in tabiriyle 1 günde gecekondu kurar gibi balık çiftlikleri kurulmuyor. 17 ayrı kurum ve kuruluştan izin almanız ve yaklaşık 1, 5 -2 yıllık uzun ve meşakkatli bir yoldan geçmeniz gerekiyor. Şu an için yüz binlerce insana iş ve ekmek kapısı yaratıyor bu sektör. Türkiye Akdeniz’de Yunanistan’dan sonra en büyük üreticilerden birisi konumuna geldi. Yılda 400 milyon EURO ihracat yapan bir sektör ve her geçen gün bu ihracat rakamları artıyor. Keşke zaman olsa da size son 10 yılın istatistiklerini gösterebilsem. İncelemek isteyenler TÜİK web sayfasından bakabilirler.

Bir de olayı şu açıdan düşünün. Çok değil sadece 30 gün balık çiftlikleri balık hallerine balık vermesinler balık fiyatlarının ne kadar yükseleceğiniz tahmin edin. Yılda sadece 8 kg balık tüketen bir topluma tanesi 1.5 YTL den levrek yedirebiliyorsa ne mutlu bu sektöre (en son bir hipermarketten satın almıştım).

Bizler su ürünleri sektörünün emekçileri olarak, çevreyi kirletmek bir yana çevreyi ne kadar koruduğumuzu, çevreyle ne kadar uyumlu olduğumuzu göstermek istiyoruz. Ama bu zamana kadar yapılan tek taraflı yaklaşımlar, sektörde çalışan yüz binlerce çalışanı ve sektöre hizmet vermek için sırada bekleyen su ürünleri mühendisleri ve adaylarını çok üzüyor.

Sektör hakkında bilgi edinmek isteyenler çok rahatlıkla bir balık çiftliğine gidip dolaşabilirler. Neler yaptıklarını, nasıl yaptıklarını görün. Kararınızı sonra verin.

Saygılarımla.

Cem KADEŞ

Su Ürünleri Mühendisi

 
Toplam blog
: 2
: 1409
Kayıt tarihi
: 11.08.06
 
 

Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinden 1995 yılında mezun oldum. Eşim eczacı. Alanya'da eczanemi..