- Kategori
- Tarım / Hayvancılık
Tohum taassubu
Bu hafta yeni bir yazı hazırlamaya zamanım olmadı, kendi arşivimden bir yazıyı tekrar paylaşmak istiyorum:
"İyi öğretmen iyi öğreten değil, öğrenmeyi öğreten" demekmiş, katılıyorum.
Üçüncü dünya ülkelerinin birinci dünya ülkelerine söyleyip durduğu bir şarkıdır meşhur balık hikâyesi ama kimsenin dinlediği falan da yoktur aslında:
"Bana balık verme, balık tutmayı öğret."
*
Konuyu en iyi anlatan belgeseli ben de izlemiştim:
Anne ayı iyi bir avcıdır.
Bunu yavrusuna da aktarmak ister.
Balık avlarken henüz bir yaşındaki yavru da annesinin yanındadır.
Birlikte suya girerler.
Anne ayı balık yakalar, birlikte yerler.
Bu arada bir gelişme olur.
Anne ayı, avladığı balığı ağzından suya düşürür, ancak balık ölüdür, yavru ayı onu hemen yakalar.
Bu oyun haftalarca sürer.
Anne ayının her defasında avlayıp ağzından düşürdüğü balık, gün be gün biraz daha canlıcadır.
Yavru ayı her gün o balığı yakalar.
Suya düşen balık her defasında daha canlıdır ama yavru ayı da her gün daha usta bir avcı olmaktadır.
Sonunda yavru ayı kendi başına balık yakalayacak kadar ustalaşır.
Anne ayı bunu anlar ve artık ona balık vermez.
Kendi artıklarından yemesini ve çevresinden avlanmasını engeller.
Yavru ayı annesinin yanına gelmek isterse onu iter, uzaklaştırır, ayrılmak zamanıdır.
Yavru ayı aç kalır.
Açlığını gidermek zorunda olan yavru ayı balık tutar.
Balık tutmanın aslında çok zor olmadığını anlar, balık tutmaya devam eder.
Buradan pek çok ders çıkarılabilir:
"Söylersen unutabilirim, gösterirsen öğrenebilirim, eğitirsen yapabilirim."
* * *
Öykümüzdeki "balık" yerine GDO'lu ürün, hibrit tohum, iphone, LCD televizyon, nano teknoloji ya da ne bileyim bugün adını bile sayamadığımız birçok ürünü sıralarsak ne olur?
Keşan’da Dr. Mustafa Esim’in deyişiyle “cuk oturur” mu, oturur!
“GDO’lu ürün, hibrit tohum” denilince; balık tutmanın aslında çok zor olmadığını anlayarak balık tutmaya devam eden belgeseldeki yavru ayıcık usuma düşer.
Örneğin küçük çiftçilerimiz…
Dağlık arazilerde ve ülkemizin bir çeşitlilik merkezinde konumlanması sayesinde pek çok tarla bitkisi ırkı şu an yaşıyor ve kullanılıyor. Türkiye çiftçisi yüzyıllar boyunca ektiği tohumları hep bu yöntemle yani "Söylersen unutabilirim, gösterirsen öğrenebilirim, eğitirsen yapabilirim" metoduyla koruyup geliştirdi. Çiftçimiz, özel tohum üreticilerinin asla "üretemeyeceği" kadar çok çeşidi hâlâ koruyor ve savunuyor.
Bununla birlikte, tüm bu kazanımlar özel tohumculuğun tehdidi altındadır.
"Tutuculuk" olarak tanımlayabileceğimiz çiftçimizin bu tohum taassubuna hayranım.