Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Aralık '13

 
Kategori
Deneme
 

Balık ekmek manifestosu

Balık ekmek manifestosu
 

www.hayatadokunansatirlar.com'dan alıntıdır.


Bienvenito. Eğer bu diyarı bu kadar darma duman edecek olduğunu bilseydi Kızılderililer, Kolomb’un yüzüne bakmadan kaçarlardı. Onun yerine elini tuttular. Gözlerine baktılar uzun saçlının ve onlara bilmediklerini getirirken koşulsuz itaat ettiler. Bu yabancıdan korkana kadar.

Kimin ne zaman karşına çıkacağını asla bilemezsin. Bu yüzden hayat sürprizlerle doludur. Yaşantılar ortasında kocaman dişleriyle sırıtmakta olan ünlüyü bulmanızı isteyecek bir çengel bulmaca değildir misal. Daha önce doğru cevaplamış olduğunuz hiçbir soru, dilinizin ucuna gelip de bi türlü çıkaramadığınız ismi yazmanıza yardım etmez. Ya da yaşantılar kütüphane rafında okuyup keşfetmenizi ya da tam tersi keşfedip okumanızı bekleyen ciltli bir kitap hiç değildir vesselam. Yaşantı seçme özgürlüğü hangimizin elinde, parmak kaldırsın.

Yaşantılar daha çok, Eminönü'nde pek de hijyenik olmayan bir balıkçıdan satın alınmış balık ekmek gibidir. Temiz değil çünkü –ya da saf, başka yaşantılarla ilişkilenmemiş değil- , yaşanmışlıklar hep başka bir yaşanmışlığı doğurur. Yabancı da değil, çünkü siz onu almayı beklerken, tüm egzozla birlikte kokusunu da içinize çekmişsinizdir. Koklamak, hatırlamanın en güzel halidir burundan başlayıp hücrelerinizin en ucuna, efendim ne bileyim golgi aygıtınızın sapına kadar varan. Kesip biçmeden kana en hızlı koklayarak ulaşır insanoğlu ve hatırlar. Benzettiğiniz kokular gibi önceki yaşantıların varlığı, iki hafta önce saat sekizi beş geçe güle oynaya yediğiniz balık ekmeği hatırlatır ve güldürür örneğin.

İlk lokma hatırlamaktır, özlediğinizi. İkinci lokma arzudur belki de beklemenin ödülü ve sonrası alışkanlık. Yaşadıklarınızın, yaşayacaklarınıza olan kararlı bağlantıları gibi, ısırıklarınızdan aldığınız güzellik katsayısı, ekmeğin burnuna gittikçe burun kıvırtır. Bunun adına doymak denemez ve denmemelidir, çünkü yaşantılar insanı doyurmaz, sadece geçici olgunluklar yaşatır. Bir süre hiçbir şey yememe isteği gibi, ancak sonunda aniden acıktıracaktır. Yaşantılar, gitmesi gibi diğerlerinin, akşam ezanından önce eve dönme sözü vermeye benzemez, hiç tutulmayan, gitmeler gelişler kadar masum olmayabilir çünkü. Ve yine yaşantılar, sabah mahur gözlerle 576 numaralı otobüsün kuyruğuna girince o otobüse ne olursa olsun bineceğini bilmek gibi görünmeyen teminat mektupları ile girmezler eşikten. Yaşantılar daha çok, ne olduğunu sadece takriben bilmenize rağmen içini hiç irdelemeden, her seferinde aynı hevesle yemeye gittiğiniz balık ekmek gibidir, zehirlenene değin.

Yaşayın ve zehirlenin. 

 

 
Toplam blog
: 63
: 1414
Kayıt tarihi
: 14.08.08
 
 

Hayat hikayemi fazla uzatmayacağım, çünkü hepimiz bir şekilde yolumuza kavuşuyoruz. Okuyan bir an..