- Kategori
- Deneme
Bana anlatma!

Zehre zifir bulaştırdığından beri dudakların, düğümlediğin günahların kadar çıkmaza soktun düşlerini. Bilerek ve isteyerek...
- Geldiğin günden beri gideceğini biliyordum.
- Ve bunu bekliyordun her daim içten içe...
- Bekliyordum evet ama istemiyordum hiç.
- Ne zaman önemsendi ki isteklerin?
Sen ne zaman bıraktın parmak uçlarındaki hayatı? Şimdi senin yerine ve senden hariç herkes diyor bunu : Geçecek! Kevgire layık görülmüş her kütle yoksunu azar azar, oluk oluk akıp geçecek, geçip gidecek. Biliyordun tüm bunları... Sonunu bile bile anlattın ve dinledin sen bu masalı.
- Çık içimden!
- Neden buyur ettin ki zaten? Kapı yok! Bakıyorum... Buluyorum... Bu defa kapı var, kolu yok! Azad et beni!
- Ah, ne çabuk...
- Ne çabuk?
- Ne çabuk unuttun görmeyi?
- Ben sana ne zaman baktım ki?
Sussaydım, sustuğum kadar olurdu ederim. Şimdiyse bir avuç bozukluk... Sana hiç bir zaman anlatamadım; nefes alamıyorum sen buradayken! Madem niyetlendin vedaya o zaman bu şehirden de git! Kokun da gitsin, ismin ve tüm harflerin... İçimden de git!
- Ben hala...
- Bana anlatma!