- Kategori
- Alternatif Enerji
Bandırma Yazıları: Sağa bak rüzgar türbini; sola bak rüzgar türbini

rüzgarvegüneşenerjisi.com
Benim kentimde rüzgarlar hep deli deli eser. Estiği zaman bir çatıyı kaldırır öteki tarafa koyar. Hatta evimin önündeki kahvenin adı da “Poyraz Kahve”dir. Çünkü Boğaz’dan Marmara’dan kopup gelen deli rüzgarların patlama yeri bizim evin önüdür. “Poyraz Kahve”nin üzerinde…
Ee zenginler bunu duydular , gördüler de bundan da para kazanmaktan geri kalırlar mı? Hepsi de Bandırma’nın dağlarına tepelerine “Rüzgar Türbinleri”ni dikmek için sıraya girdiler. Önce birer ikişerdi… Sonra sonra sürü sepet rüzgar türbini (sayısını artık saymayı unuttuk) çevremizde, tepemizde dikilir oldu. Şimdi rüzgar türbinleri dönüyor. Biz bakıyoruz. Koç’lar; Sabancı’lar ve nice zenginler oturdukları yerden para kazanıyorlar. Helal olsun. Helal olsun ya.. Havadan kazandıkları parayla , Bandırma’ya da bir iki okul filan yaptırsalar ya… Hiç duymadım.
Bu rüzgar türbinleri kurulurken, bir gün arkadaşlarla merak ettik , birsinin ta dibine kadar gittik. Öyle hiç karşıdan durduğu gibi değilmiş. Dev gibi şeyler. Ben deyim, 8 kat, sen de 10 kat apartman büyüklüğünde; dev gibi kolları var. Rüzgar yoksa duruyor. En ufak rüzgarda çalışmaya başlıyor ve fabrika gibi elektrik üretiyor.
Bu rüzgar türbinleri elin gavur memleketlerinden gelirler. Koca koca TIR’larla, dev gibi kamyonlarla taşınırlar. Ondan sonra havaya dikilirler.
Bir ara merak etmiştim. Bu türbinler nereden geliyor , diye. Bir kamyon şoförü fısıldamıştı. “Abi bunlar Danimarka’dan geliyor..” diye. Danimarka nire? Parmak kadar bir Avrupa ülkesi… Ama Avrupa ülkeleri içinde en zenginlerinden biri. Belki bizim Bursa kadar var, yok… İşte oradan geliyormuş. Tabii bunları üreten daha başka ülkeler de var. Ama bizimkiler Danimarka’dan… Görüyoır musunuz Avrupa ülkeleri niye zengin!
Bakın görün, Avrupa ülkeleri nasıl zengin oluyorlar? Hep hayret ederiz: Nasıl zengin oluyorlar, diye… Bilimden ve teknolojiden. Sana bana, geri kalmış ülkelere geliştirdikleri teknoloji ürünlerini ihraç ederek kazanıyorlar. Onlar zengin, bizimse ancak karnımız doyuyor…
O zamandan beri çok utanırdım. Türkiye koca bir ülke. Yahu nasıl olur da biz bu türbinleri yapamayız ve bunları Danimarka gibi parmak kadar bir ülkeden almak zorunda kalırız..
İşte bizim zavallılığımız. Elin oğul bilimde, teknoloji’de ileri giderse, sana daha neler neler satmaz, neler… Yazıklar olsun. Nihayet son bir haber:
Gözümüz aydın . İlk yerli rüzgar türbini üretilmiş. Haber şöyle:
“Yerli rüzgar türbini İstanbul'da dönecek. TÜBİTAK öncülüğünde geliştirilen 41 milyon lira bütçeli MİLRES Projesi kapsamında ilk türbin Kasım ayında İstanbul'da elektrik üretmeye başlayacak.” (trttürk.com)
Neyse yıllar yıllar sonra , memleketin her tarafı Rüzgar santralları ile dolduktan sonra… Avrupa’yı bir kez daha zengin ettikten sonra. Rüzgar türbinlerinin yerli olarak yapılmasına karar verilmiş. Aferin be… Acaba memlekette daha başka rüzgar türbini kuracak yer kaldı mı? Kalmıştır… Kalmıştır…
Hani bir zamanlar Avrupalı’lar Anadolu’daki ırmakları, nehirleri görüp, yüzümüze gülüp : “Nehirler akar, Türk bakar..” demişler ya.. Artık biz o durumda değiliz..
Bandırma’da her yönde rüzgar türbinleri var…Sağa baksan rüzgar türbini, sola baksan rüzgar türbini… Ama zenginler yapar çatar, Danimarka’dan getirir… Biz de onlara bakarız: “Amma da güzel dönüyorlar..” diye.
Bence İHL yapmaya devam; onlara ancak böyle yetişebiliriz. Fen lisesi imiş; Endüstri Meslek Lisesi imiş .. Onlara boş ver… Nasıl olsa, gerçek teknoloji, Danimarka ve Almanya’dan geliyor… Onlar olsa da olur olmasa da..!
Son bir haber: “MİLRES ile 20 yılda 15 milyar dolarlık kaynağın yurt dışına çıkması önlenecek. Üretilecek türbinler yurt dışına da ihraç edilerek enerji harcamaları gelir-gider dengesi iyileştirilecek. ((AA)
Artık bu haberden hareket ederek şimdiye kadar ne kadar paramızın Danimarka’ya gittiğinin hesabını siz yapın. Bi zahmet..!