- Kategori
- Futbol
Bardağın yarısı dolu.

www.fenerbahce.org
Yada yarısı boş demeye devam edeceğiz. Ama açıkçası ben yavaş yavaş dolmaya başladığına inanıyorum. Kabul etmek gerekir ki yeni hoca ve sakatlarla ve yoğun maç trafiği (milli maçlar dahil) ile başlayan yeni sezonda, takım hala hazırlık maçlarına çıkıyormuş görüntüsü veriyor. Yoksa ligin dördüncü haftasına hala farklı 11’lerle çıkması başka türlü izah edilemez.
Dün akşam ilk 11’de Önder’i stoperde görmek benim için hiç sürpriz olmadı. Çünkü son yazılarımın tamamında Önder’den mutlaka faydalanmalıyız diye bas bas bağırdımı burayı takip edenler biliyor. En çok üzüldüğümüz ise Aragones’in Önder’i oynatması için Fener’in 2 maç kaybetmesi gerektiği oldu. Dün akşam gördük ki Önder olsaydı ne Hacettepe mağlubiyeti alır dı Fener, ne de Porto’ya bu kadar kolay teslim olurdu…
Değişimler acı oluyor, sancılı oluyor belli ki. Dün akşam Saraçoğlu’nda sağduyulu taraftarlar bağırlarına basıp, yüzlerinde okunan, ayaklarında beliren titrek endişeyi aldılar futbolcuların üstünden… Özelliklede Boral’ın ve o sağduyulu taraftarlar Babacan Volkan’ın her topu tutuşunda alkışla “destek” oldular… İlk 45 bu endişe ve ürkeklikle yine çöpe gidiyordu ki takımın tek ve gerçek beyni maestro Alex kendisinin canlandırdığı ve Uğur’u zorladığı topta 3 kişiyi yatırıp klas bir vuruşla takımını rahatlatan kaptan oluyordu yine. Bu gol takımın üzerindeki gerilimi de bir anda alıp götürdü…
Gerilimin en çok okunduğu isimlerin başında kuşkusuz yeni transferler geliyordu. Guiza her topa basıyor, koşuyor ve gerisinde büyük boşluklar olmasına ve kendisine pas gelmemesine rağmen gol atabilmek için uğraşıyordu. Bu mücadele bol bol “Guiza” sesleriyle inlemesine neden oldu Saraçoğlu’nun…Burak ise çok istekli ama heyecandan ve gerginlikten olsa gerek çok dağınık bir görüntü çizdi bu akşam. Bu dağınık görüntü futbolunun efektif olmamasını sağladı. Çünkü belli ki Kazım ve muhtemel Deivid isimleri onu strese sokuyor. Biran önce Fenerbahçe’nin değişmez ismi olmak istemesi ve formayı kaptıracağım telaşı futbolunu kötü etkiliyor. Son isim ise pahalı ve haşarı çocuk Emre. Aragones onu bu sefer sağda değil ortada başlatmıştı ama, o ayaklarından çok ellerini ve ağzını çalıştırınca bir ara ilk 30 dakikada takımı 10 kişi bırakacağını düşündük. Takımda bu kadar sakat varken birde Emre’nin kırmızı kart riskini taşımaması gerekiyor. Oysa ikinci yarı sola geçince eski Emre’den görüntüler verdi bizlere… Ama dedik ya bardağın yarısı dolu diye; tüm bunlar bahsettiğimiz isimlerin takımlarına daha faydalı olmaları adına verdikleri mücadele olarak kabul ediyoruz.
İkinci yarıya Fenerbahçe özgüvenini kazanmış olarak başladı. Maestro Alex’in iştahı kesilmemişti ki El-Saka’yı kurban seçmiş ve ikinci sarıdan attırmıştı. Ondan sonrada Fenerbahçe için sezonun en efektif oyunu başladı. Sezona isteksiz ve durgun başlayan Carlos Türkiye’de kolay kolay göremeyeceğimiz uzun bir pas çıkardı Okçu’ya, Okçu’nun da gerildiği yayından müthiş bir ok fırladı ve tabela 2-0’ı gösterdi.
Bu golden sonra Aragones yine benzer bir değişiklik yaptı. Devamlı Kazım’ı çıkartıp Burak’ı oyuna alıyorken şimdi Burak’ı çıkarıp yerine Kazım’ı oyuna soktu peşinden de Uğur’u çıkartıp yerine Selçuk’u koydu. Böylece Emre’yi de sola çekti. Bu değişiklik sonrası Fenerbahçe soldan Emre ile sağdan da Kazım ile dağılan Gençlerbirliği’ne top göstermedi.
Emre, sol tarafa geçince ve maçın da 2-0 olmasının rahatlığıyla çok daha sakin ve faydalı oynadığını, adam eksilttiğini ve sanki sol tarafı daha çok benimsemiş gibi olduğunu gördük.
Son olarak bu maçta,
Babacan Volkan’ın kalede yabancılık çekmediği ve topu oyuna çok iyi soktuğu,
Önder’in formayı kaptığı, taraftardan ve Aragones’den geçer not aldığı,
Carlos’un sezonun en etkili oyununu oynadığı
Boral’ın bu takımın hucüm gücü olduğu
Burak’ın zamana ve desteğe ihtiyacı olduğu
Maldonado’nun bu takımı 1 kişi eksik bıraktığı
Deniz’in de, Önder gibi mutlaka kazanılması gerektiği
Guiza’nın Kezman’la mukayese bile edilemeyeceği ondan çok daha çalışkan olduğu
Emre’nin bazen sakat ama daha çok da cezalı duruma düşeceği
Ne olursa olsun, kim gelirse gelsin, Alex’in bu takımın her şeyi olduğu
aklımızda kalanlar oldu…
Haftaya Fener’in ve Dede’nin rüştünü ıspatlama karşılaşması Sivas maçı olacak…
Sivas’ı yenen Fenerbahçe Kiev’in karşısına çok güçlü çıkacaktır…
Ahmet ÇELİKSÜNGÜ
20 Eylül 2008