- Kategori
- Güncel
Barış.. Hemen.. Şimdi...

Habil ve Kabil'den bu yana insanlık birbiriyle savaş halinde. Kan kokusu tüm dünya toprağına sinmiş vaziyette ve bu koku dayanılmaz derecede ağır ve kötü kokuyor.
Hala bu kokuyu almıyor musunuz?
Biz insanlar toprağa tohum eker gibi insan ölüleri ekiyoruz ve ölülerimizin ahı yerde kalmasın, kemikleri sızlamasın diyerek o toprakları tekrar kanla suluyoruz.
Ölmek-Öldürmek Nereye kadar?
Şiddetin her türlüsüne kayıtsız-şartsız karşı durmaktan, "Barış istiyoruz! Hemen... Şimdi..." demekten başka çaremiz yok.
Yüce Allah Hucurat süresi 13.Ayetinde insanlara"...birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık." buyuruyor.
Türk-Kürt ,Alevi-Sünni, Siyah-Beyaz... vs. diye bizi ayıran, bölen O.
Fakat bu ayırma işlemini birbirimizi katletmemiz için değil, başka insanların, başka dünyaların, başka hayatların ve yaşam tarzlarının ,başka fikirlerin olduğuna inanmamız ve bu farklılıklara saygı duyarak, farklılıklarla yaşayabilmemiz adına yapmıştır.
"Güzel ve onurlu yaşamak hakkımız" diyerek yaşam mücadelesi içinde olan bizler; Neden ölümleri kutsuyoruz?
Ölen askerler ve öldürülen PKK’lılar…
Adına ne derseniz deyin... ister şehit, ister terörist, ister asker, ister gerilla… Hepsi bu ülkenin çocukları...Kimine göre kötüler, kimine göre iyi, kimine göre onurlular(!) kimine görekalleş(!)...
Fakat iki taraf da ölülerine “şehit” diyor…“Bir terörist nasıl şehit olur? diyerek tepki gösterenler, hakaret edenlerde var... "Bu insanlar deli” diyenlerde...
Savaşlardan ders çıkarmak yerine, onur duyanlar ve ölümleri kutsayanlar aynı deliliğe ortaktırlar.
Bırakın ölülere kutsiyet yüklemeyi.Kahramanca vuruşarak ölse ne olur, kahpe bir pusuda ölse ne... Ölen ve öldürülen aynı toprakta yatmayacak mı? Toprağa düştükten birkaç ay sonra, toprağa karışacak, toprak olacak. Belki bir sokağa, parka ya da bir ilkokula adları verilecek- O da şansları varsa- yakınlarına da birkaç kuruş maaş bağlanacak belki... Ötesi...
Ötesi yok!
37 yaşındayım ve hiç barış görmedim !!! Benden öncekilerin görmediğini de biliyorum. Oysa bizler aynı göğün altında, vuruşmayı bildiği kadar, el ele tutuşmayı da bilen iki güzel halkın çocuklarıyız. Monotonluğu yadsıyıp, sıradanlığı sevmeyen bizler, bunca yıldır devam eden ve bunca gencin toprağa düştüğü bu kirli savaştan neden bıkmadık? Neden Bıkmıyoruz?
Nasıl oluyor da; hala savaşların, kanın ve ölümlerin insanlık tarihi boyunca hiçbir soruna çare olmadığını ve bundan sonra da olamayacağını göremiyoruz?
Herkes'in sadece kendi ölüsüne ağlamadığı, kan, barut ve ölüm kokularının değil, kekik kokularının yayıldığı bir coğrafya düşlemek ve kurmak bu kadar mı zor!
Ütopik bir hayal de olsa düşümüzün peşine düşelim… El ele birlikte…
“Barış, hemen şimdi…”