​ Baş ayak, ayak baş oldu / Felsefe / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Haziran '14

 
Kategori
Felsefe
 

Baş ayak, ayak baş oldu

Bugüne dek, her toplum refah içerisinde yaşamasını kendi varlığını dikey bir boyutta kesen, etik, değer, sanat ve estetik anlayışının bir sonucu olarak ayakta durmuştur. İlimlerde hiyerarşiler bulunur. Bunun örneğini, Osmanlı, Sasani, Selçuklu ve Endülüs gibi medeniyetlerde kolaylıkla görürüz. Aynı zamanda Hindistan'daki Kşatria ve Brahmin sınıflarının var olduğu zamanlar, Büyük İskenderin Aristo'nun öğrencisi olması ve antik Yunan'da bilgeliğin öne çıkartılarak büyük bir medeniyet kurulması bunun bir çok örneklerindendir.

Yani Platon'un dediği gibi ;"Ya krallar filozof, ya da filozoflar kral olmalı !".

Günümüzde ise, eğitim sistemlerinin en büyük yanlışı, etik değerlerin önüne aklı geçirmeleridir. Akıl bir araçtır. Fakat tam manasıyla bir yol gösterici değil. Çünkü akıl insanı maddesinden ibaret görmeye yatkındır. Halbuki insanın manasını ön plana atan etik değerler sayesinde, adalet duygusu, hak duygusu gibi durumlar ortaya çıkabilir.  Bu değerlere sahip olmak, çok paraya sahip olmanın önüne geçmelidir.

Bunun bir çok örneği olmasına rağmen, bizim kültürümüzde var olan ve bize en yakın olan Osmanlı kültüründe zirve yapmıştı. Bu kültürde, Metafizik anlamda Allah'ı bilme ilimlerinin önüne hiç bir şey konmazdı. Akılcılık ikinci plandaydı. Bir adam, tepesinde uçan sineği Allah'ı tespih eden bir canlıyı öldürmemek için hesap yapma hassasiyeti ile yetişirdi. Peki bu adam, maden işçilerinin hayatlarını tehlikeye atabilir mi? Aynı zamanda bu adam, ya mimar, ya tüccar, ya da sanatçıydı. Şimdi bu tür insanlara ihtiyacımız yok mu? Pozitivizm, haddini bildiğinde çok güzeldir. Hayatın tüm anlamı üzerine yüklenirse, o güvenilen akıl, atom bombası yapar, nükleer silahlar icat eder, olmadı para ve rant elde etme uğruna çimentodan çalar, madende tedbir almaya para harcamaz.

Bendeniz bir endüstri mühendisi adayı olarak, okulda hiç bir etik dersi almıyorum. Bölümümün mantığı şu : En az kâr ile, en çok verimi elde edebilmek. Dolayısıyla bir canavar olarak yetişiyorum. Daha çok rant için insanların hayatını tehlikeye atmamam gerektiğiyle ilgili tek satır dersim yok. Şimdi olanlara üzülüyoruz, tepki gösteriyoruz. Buna hakkımız yok.

Ahlâklı olmak için dinlere ihtiyacımız yok gibi görüşleri çok duyuyorum son zamanlarda. Peki sizin ahlâk referansınız nedir? İstediğiniz ahlâk felsefesinden örnekler getiriniz, sanki bu geleneğimizdeki ahlâk algısından çok mu uzak? Genelde bu referansı, kendi vicdanı olarak alan insanlar var. Çoğunun kendi vicdanları perdelidir. Ahlâk ne demek olduğunu dahi tam manada bilmezler. Derin düşünen düşünürlerin algıları olmadan, tam bir ahlâk çerçevesi çizilemez. Daha önceden de verdiğim şehvetin yanlış kullanımının ahlâk dışı olma örneğini ele alalım. Şehvet bir kadını obje olarak görmeyi sağlar. Bugün dünyada 10 milyonu aşkın seks kölesi vardır. Bize yüklenen ilahi bir programı yanlış kullanıp onu bir hayvani boyuta indırgemiş olmak sayesinde dünyada köle olan milyonlarca insan ortaya koyarız. Peki vicdanlarını referans alan insanların kaçı bunu görebilir? Daha bir çok zarar ve eksikleri kolayca ortaya konabileceği gibi, bu ince çizgileri çizebilecek öğretilerin özlerine mutlak surette ihtiyaç duyarız. Çünkü, vicdan nefsi her zaman aşamaz. Hiç sigaranın yararlı olduğunu düşünen birini tanımadınız mı?  Neden?

İnsanların mutsuzluğa ve felaketlere terk edildiği ve başta olması gerekenin ayakta, ayakta olması gerekenin başta olduğu ve yaşamanın fıtratının bozulduğu bu dönemde, bu önem sırasını bozduktan sonra, ortaya bu yüzden çıkan ihmal ve felaketlere karşı ayaklanan herkesi kınıyorum. Gözlerinizden perdeleri kaldıramazsanız, bu dünyamızın sonunu getirmeye yetecektir.

 

 
Toplam blog
: 3
: 664
Kayıt tarihi
: 07.05.14
 
 

Bire doğru yolda. ..