- Kategori
- Siyaset
Başarı alkışlanmalıdır

Gölcük Belediye Başkanı Mehmet Ellibeş
Önümüzde bir yerel seçim var. Seçimin adından da anlayabileceğimiz gibi bu bizim köyümüz, mahallemiz, beldemiz veya kentimiz için yapacağımız bir tercih olacak. Tercihlerimizde, aday olarak önümüze çıkanları değerlendirirken onlara bakış açımız çok önemli. Bu tercih bize geri dönülmez bir beş yıla bedel.
Olayları algılamak ve yorumlamak insanların iç dünyasını da ele verir. Nasıl bakıyoruz, neler görüyoruz, ne anlam veriyoruz! Bütün bunlar biraz da görmek istediklerimizle birleşir bazen aşırı derecede iyimser bazen de kötümser olabiliriz.
Sevgimizden dolayı sevdiklerimizin kusurlarını görmez veya gizlerken, yapılması gereken uyarıları da ihmal edebiliriz. Doğrudan veya dolaylı yapabileceğimiz ikazlar ile sevdiğimiz kişiyi daha başarılı olması yönünde teşvik görevini yapamayız. Belki bazıları bu uyarıları dikkate almayabilir ve hatta ters tepki de gösterebilir. Ama yine de samimi ve güvenilir dostların böyle bir görevi de vardır.
Aslında bulunduğu yere hak ederek gelmiş herkesin o yeri doldurması beklenir. Bu yer, o kişi için bir fırsattır. Birikimlerini, projelerini yani sepetindekileri ortaya çıkarma ve uygulama zeminidir. Daha iyisine layık ise bulunduğu yerden taşmalıdır. Yukarılara açılan kapılara hizmet verdiği insanlar onu taşımalıdır. Ya da mevcudu en iyi şekilde değerlendirerek oraya layık olduğunu ispatlamalıdır. Eğer böyle yapmayıp da; “ben ne imişim meğer” havalarına girer ve etrafındakileri küçük görürse, bu onun bitişinin başlangıcı olur. Çevresinden çekilen gerçek dostlarının yerini, fırsatçı, çıkarcı ve yalancı dostlar doldurarak onu, yakın gelecekte yaşayabileceği felaketlere, huzursuzluklara ve başarısızlıklara sürükleyebilirler.
İnsan hizmet aşk ve şevkini taşıdığı sürece görevden kaçmamalı, ancak makam ve kariyer sarhoşu da olmamalıdır. Koltuğu tepesinde taşımamalı, onun üzerine oturmalı ve yeri geldiğinde kalkmasını da bilmelidir. Koltuğu tepesinde taşımak; insanın gücünü azaltır, çabuk yorar ve koltuğun hamalı haline sokar. Koltuk yere düştüğünde de onu taşıyan koltuk değnekli hale gelebilir.
Öyle veya böyle birileri değişik görevleri yapacaktır. Sonuç, ya fiyasko ya da başarı olabilir. Ülkemiz için bu görevleri yapanlar ya yakın dostlarımız ya desteklediğimiz kurumların mensupları ya da hiç tanımadığımız insanlar ve kurum mensupları olabilir. Bu durumda fert olarak bizim duruşumuz ve bakışımız ne olmalıdır? Bunu çok önemsiyorum.
Tanıdıklarımız ve dostlarımız tarafından yapılan iyi şeyler, bizim onları alkışlamamızı kolaylaştırır. Ya kötü şeyler yaparlarsa, ya da yapıyorlarsa!.. Bir başka açıdan bakarsak; tanımadıklarımız veya kişisel dostumuz olmayanlar kötü şeyler yaparlarsa onları da taşlamamız çok kolay olacaktır. Eğer onlar da iyi şeyler yaparlarsa, ya da yapıyorlarsa!.. İşte kritik nokta burasıdır. Eğer iyi işleri yapanların kim olduğunu ikinci planda tutup, iyiyi alkışlayabilirsek veya kötü işleri yapanların kim olduğundan önce kötüyü reddedebilirsek, o takdirde kişi ve ülke olarak çok şey kazanacağımıza yürekten inanıyorum.
O halde yapan elleri alkışlayalım, yıkan elleri de tutalım. Gerçek toplumsal çıkarımız buradadır. Böylece ülkemizin kıymetleri takdir görecek ve başarı hepimizi daha iyi yerlere taşıyacaktır.
Ne sevgimiz sıradan şeyleri olağanüstü göstermeli, ne de sevmeyişimiz dışımızdaki güzellik ve gerçekleri görmemizi engellemelidir. Bu ülkenin insanlarını ve değerlerini, bu ülkeyi daha yaşanılır hale getirmek için değerlendirmeliyiz. Yoksa bizler yıpranır, geri kalır, yorgun düşeriz. Başkaları da bizim ülkemizi mamur etmez, etse etse talan eder. Sonra bir kenara çekilip kıs kıs güler, biz ağlarken. “Bize bizden gelir faide, ki zafer lazımsa, ümidin kes zaferden gayriden imdat lazımsa”. Sözünde işaret edildiği gibi ülke ve yerel bazda yetişmiş insanlarımız ile milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmalıyız. Başarı beyinlerin, yüreklerin işbirliği ve terlemenin sonucudur. Başaran takdir edilmeli ve başarı alkışlanmalıdır.