Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '11

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
529
 

Başarının sırrı kişisel pazarlamada mı?

Dünya çapında yayınlanan Forbes dergisinde yapılmış bir araştırmada; Dr Mehmet Öz’ün 2011 yılının en etkili 100 isminden biri olduğunu okudum. Forbes’ un 2011'in en etkilileri listesinin zirvesinde iki Oscarlı yönetmen Steven Spielberg yer alıyor. Dünya sinemasına yön veren isimlerden biri olarak listeye layık görülen Spielberg’in ardından ikinci sırada ülkü talk show sunucusu Oprah Winfrey bulunuyor. 100 isimlik listede ABD Başkanı Barack Obama gibi siyasetçilerde yer almakta. Bir Türk doktor Mehmet Öz’ün de bu listede olması gurur verici. 

Hemen Cengiz Semercioğlu’ nun geçen yaz başında yazdığı bir yazı geldi aklıma. Sayın Semercioğlu diyordu ki ; ” Tam yeni yayın dönemi öncesinde, tam Daktır Oz'un programı başlayacakken... Kolon kanseri olduğu haberi her yerde konuşulur oldu. Muhtemelen sezon boyunca da kolon kanserinden nasıl kurtulduğunu anlatacak, programın reytingleri tavan yapacaktır. Bu konu hakkında kitaplar yazacak. 

Yok mu? Mehmet Öz’den daha yi bir doktor…” Yazı böyle giderken. Benimde aklıma takılmadı değil Mehmet Öz’den daha iyi doktorumuz yok mu? Diye. Gerçekten yok mu? Bu soruya elbette var dediğinizi duyar gibiyim. Ee o zaman Mehmet Öz’ü bu kadar farklı kılan ne? Yazdığı kitaplar yok satıyor, TV programları birçok insan tarafından izleniyor. Hastalanması, iyileşmesi, söyledikleri olay oluyor ve önerileri uygulanıyor. Nedir bunun sırrı? Bunun sırrı; ekibinin etkin bir pazarlama stratejisine sahip olması. Evet hekimliği, bilgisi, konulara hakimiyeti hakkında konuşmak bana düşmez. Bu konu tartışmaya bile açılmamalı belki. Şunu da unutmamalıyız ki medyatik olmayan birçok Türk hekime sahibizdir. 

O zaman işin sırrı kendini, işini kısacası mevcudiyetini pazarlamaktan geçiyor. Pazarlama o kadar hayatımızın içinde ki farkında olmadan bu aracı kullanıyoruz. Fakat bu konuda başarılı olanlar, profesyonel yaklaşıyor ve ipi göğüslüyor. Pazarlama konusunda, bu alanda12 yıldır çalışmış biri olarak bilimsel bir tanım yapmayacağım. Pazarlama “müşterinin ne istediğini bilmek ya da tahmin etmektir.” “ Hitap etmek istediğiniz kitleyi ya da kişiyi anlamak, elinizdeki ürünün ya da mevcut özelliklerinizin karşı tarafa sunulmasıdır..” Kısacası ihtiyacı belirlemenizdir. 

En çok yapılan, hata elinizdeki ürünü ya da sahip olduğunuz özellikleri ihtiyacı belirlemeden ortaya koymanızdır. Hedef kitlenize bağırarak sesinizi duyurmaya çalışmanızdır. Unutulmamalı ki hedef kitle sizinle ilgilenmiyor ve sizi duymuyorsa bir susup etrafı dinlemeniz gerekir. Etrafı dinleyip asıl ihtiyacı ortaya çıkartmalısınız. Ona yönelik özelliklerinizi sunmalısınız. 

Burada yine Mehmet Öz’e geleceğim. Dikkat ederseniz sağlıklı beslenme ve kilo kontrolü en popüler konuları, kendisi bir kardiolog. Fakat sağlıklı yaşam ve kilo, yüksek ilgi gören bir konu. Hedef kitle hazır, yaz ayları ve kadınlar buna en çok ilgi gösteren kesim. O zaman hedef kitle doğru, zamanlama harika. Bu da Cengiz Semercioğlu ’ nun yazısını haklı çıkartmıyor mu? Bükemediğin eli öpeceksin. Sadece akademik alanda değil yaptıklarını duyurmak konularında da çalışacaksın. 

Bu konuda birçok eğitim veren kuruluş ve bireysel hizmet veren koçlar mevcut. Bu devirde kişinin kendisine yaptığı en büyük yatırım, kişisel pazarlamasını yapabilmesi. Bu konuda destek alındığında ise mevcut olan bilgi birikiminin hedeflenen kitleye en üst seviyede ulaşması mümkün. Yapılması gereken, iyi bir kurum ya da koç ile çalışıp yetkinlikleri arttırmak. 

Kolay gelsin. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 830
Kayıt tarihi
: 22.05.10
 
 

Bursa’ da doğdum. Uludağ Üniversitesi Radyoloji Bölümünden 1998 yılında mezun olduktan sonra özel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster