​ Marka bilinci ve "marka bilimci" markacılar / İş Yaşamı - Kariyer / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Temmuz '11

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
 

Marka bilinci ve "marka bilimci" markacılar

Marka bilinci ve "marka bilimci" markacılar
 

O işareti müşterilerinin BEYNİNE KAZIYAN KAZANIR! Gerisi, geriden takip etmekle yetinir!


MARKA oluşturmak; hem zor, hem de uzun soluklu bir süreci gerektirir. Logosu (şekli), renkleri, sloganı (düsturu) ve stili (tarzı) ile bir işarettir. Peki neyin işaretidir? Onu taşıyan hizmet yada ürünün işaretidir. Yani “markacı” diye ortalarda dolaşan bir ton adamın yaptığı gibi; sadece işaretin fonksiyonel (işlevli) olması ile iş bitmez!

Markanın değeri ürün ve hizmetin değeri ile ortaya koyulur. Verilenin, ürün ya da hizmetle bitmediğinin işaretidir. Bunlardan en önemlileri: Müşteri tarafında oluşan GÜVEN ve tercihteki RAHATLIK markanın sağladığı aksesuarlardır. Güven ve rahatlık, satın alınan ile birlikte, yanında, aynı kutu içerisinde, siz istemeden verilir!

Marka olmanın sağladığı güç bazen tekelleşmeyi de getirir. Rakiplerini ezen, pazara hakimiyet sağlamasına sebep olan güç, eğer markadan kaynaklanıyorsa; rekabet açısından hiçbir sorun oluşturmaz. Çünkü, rakiplere karşı hiçbir fiziki engel oluşturulmamaktadır. Tek bir operasyon noktası vardır: Müşterilerin zihinleri (yani bilinçleri)! İşte bu aşamada markalaşmak ZORDUR! Gerçek anlamda bir marka, internet sitelerinde, sokaklarda, TV ekranlarında, gazete ve dergi sayfalarında ya da dükkanların vitrinlerinde kendini çokça gösteriyor olmak değildir.

Marka, ticaret dünyasının fikir dünyası ile tokuştuğu noktadır. O küçük noktanın yapıtaşı, tokuşmanın şiddetinden değişim geçirmiştir. Artık ticari ve fikri değerleri birbirinden ayrılamaz şekilde kaynaşmıştır. Zihinlerde dolaşabilen kütlesiz bir yapıya kavuşmuştur. O yüzden marka, artık sadece aklî bir varlıktır.

Aklî varlıklar, aklı olan varlıkların akılları üzerinde gezinebilir. Yerleri düşünebilen varlıkların beyinleridir. Bir parazit gibi oraya çöreklenirler. Bulundukları beyni tercih noktasında sömürürler. Kişi de bu sömürü karşısında tatlı bir haz duyar. Bu şekilde karşılıklı çıkara dayalı bir yaşam süreci devam eder.

İşte, “markacı” diye dolaşan bazıları, beyinde oluşan bu markalaşma operasyonunun ne halta yaradığını fark etmese de ‘bilinç’ ile ilgili bir şeyler olduğunu anlamış ve bu (markalaşmanın bulaşması sonrası beyindeki) duruma görerek ya da bilerek değil, tamamen teorik mantıkla “MARKA BİLİNCİ” demiştir. Marka için, beyne bulaşan parazit benzetmesi yaparken, biyolojik literatürde; yoğurt ve peynir gibi faydalı organizmalar olduğunu da unutup tümüyle ‘kötü’ anlam yüklenmemesini hatırlatmak gerekir.

Marka işarettir!
O işareti müşterilerinin BEYNİNE KAZIYAN KAZANIR!
Gerisi, geriden takip etmekle yetinir. Hem toz yutar, hem de nal toplar. (En güzel kısmı da bu!)

Hep sevgi ile kalın.

Murat SEVGİ

Yazı resimleri:
http://www.facebook.com/media/set/?set=a.227388942416.134790.679942416&type=1 

 

 
Toplam blog
: 370
: 1092
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

1969 doğumlu. Tasarımcı, endüstriyel otomasyon sistemleri için yazılım geliştiriyor. Yüksek öğren..