- Kategori
- Siyaset
Başbakan seferden döndü de, sonuç?...

Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN, Arap ülkelerine yaptığı seferden döndü. Kendisine gittiği ülkelerde o kadar çok ilgi gösterildi ki, bir Arap vatandaşı kendini alamadı, Sayın Başbakanı alnının biraz üzerinden öptü. Tabi başbakan “Kel” olmadığı için “Kelinden öptü” olmadı…
Sonra ülkesine, yani Türkiye’ye geldi…
Ardından BM Genel Kuruluna katılmak üzere Amerika’ya uçtu...
Dönüşünde de uzun yolculuğun verdiği yorgunluktan(!) olsa gerek, bilinen sözü etti, “PKK görevini yapıyor” dedi.
Geçtik bu kısımları…
Basından yansıyan görüntülü bilgilere göre, Sayın Başbakanımız esti yağdı Amerika’da da.
Burayı da geçtik…
Sayın Başbakan, Amerika’ya giderken yine basının duyurmasına göre, ABD Başkanı Barak Hüseyin Obama ile de görüşecekti ve görüşme talebi(!) de ondan gelmişti.
Yine basının haberine göre Sayın Başbakan, bu görüşmeye “Dolu bir çanta” ile gitmişti ve çantanın içinde de şunlar vardı:
1. PKK’nın kuzey Irak’tan tavsiyesi için ABD desteği…
2. Füze radar bilgilerinin İsrail’e verilmeyeceği garantisi…
3. Gazze’ye İsrail ablukasını kaldırılması…
4. Filistin devletinin tanınması ve İsrail devletinin Türkiye’den özür dilemesi…
5. Rumların Akdeniz’de başlattıkları sondajın durdurulması…
Suriye, Mısır, Libya vatandaşlarının, kendi yönetimlerine karşı başlattıkları ayaklanma ve Somali’deki açlık sorunu, bizi yukarıda belirttiğimiz sorunlardan daha çok ilgilendirmiyor. Türkiye olarak bizim iç meselelerimiz yanında, uluslararası düzeyde bu meseleler daha çok önemli.
Başbakanımız, yukarıda 5 madde halinde belirttiğimiz sorunları 1 saat 35 dakika içinde ABD Başkanı Obama ile ne kadarını görüştü ve ne sonuç aldı?
Beni ve milletimi ilgilendiren bu sorunun cevabıdır.
Eğer Başbakanımız, yukarıda belirttiğim 5 maddedeki sorunları, Türkiye lehine çözerek dönmüş ise, önünde saygı ile eğilir ve kendinsin bu başarısından dolayı milletimin, görevi süreci içinde halkına büyük hizmetlerde bulunmuş olacağından dolayı, gelecekte minnetle anılacağını belirtmek isterim.
Yok eğer çam sürse gitmiş, yol süre gelmiş ise…
İşte bu noktada Sayın Başbakan dikkat etmelidir.
Kendisi hakkında “Atatürk’ten sonra…” tanımlamasının kendisine vereceği ve kendisinden çok ülkemize vereceği Zaraları oturup düşünmelidir.
Şunu çok iyi bilmelidir…
Atatürk, Kurtuluş savaşını yedi düvele karşı “Hiç konuşmadan” kazanmıştır.
Sayın Başbakan ise hep konuşuyor ama ortada somut olan bir şey görünmüyor…
Ha bakın…
Böyle söyleyenlere “Günaydın” diyor. Yani “Siz önerene kadar biz yaptık da bitirdik” demeye getiriyor.
Buraya bir avcı fıkrası ekleyerek lafı tamamlayayım da, gerisini siz yorumlayın…
İki arkadaş ava gitmişler. Hiç bi şey vuramadan da gelmişler. Akşam avcıların toplandığı yere gittiklerinde, bu avcıların biri anlatmaya başlamış…
“Havadan ördek geçiyordu, ben diyeyim bir minare boyu, siz deyin iki minare… Teltiğe dokunduydum, ördek suya düştü…”
Orada bulunanlar “Biraz alçaktan at” demişler. Bizimki devam etmiş…
“Vallaha bi minare boyuydu, teltiğe dokundum…” derken itirazlar ve alaycı tavırlar devam etmiş. Bakmış ki anlattıklarına kimse inanmıyor, beraber gittiği arkadaşına dönmüş “değil miydi” diye tasdik ettirmek istemiş. Ama arkadaşı onaylamamış. Canı sıkılan palavracı avcı, arkadaşına da sinirlenmiş ve “Pek lan… O çalıların arasında gıvışlayan neydi” demiş…
Benim yorumum: Sayın Başbakan gittiği yerlerde bir şeyler gıvışlıyor da, acaba gıvışlayan şey ne? Av var mı av?
27 EYLÜL 2011
İBRAHİM PEKBAY