Başbakan ve diğerleri 2 / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Türkiyeyi Etkileyen iç ve dış politika sorunları

http://blog.milliyet.com.tr/sakin02

31 Ekim '09

 
Kategori
Öykü
 

Başbakan ve diğerleri 2

Başbakan yataktan zorlukla doğruldu. Bu seyyahatler diye düşündü, artık beni çok yoruyor. Gitsen olmaz, gitmesen olmaz, buna nasıl dayanacağım. Mutfağa geçti ve yıllardır yaptığı gibi ona sabah kahvaltısı hazırlayan eşine hayırlı günler hanım diyerek masaya oturdu. Doktorları ona sabahları iyi kahvaltı etmesini ancak abartmamasını söylemişlerdi. Genelde onların dediklerini yapmakla birlikte, sanki çok biliyorlar diye söylendi .O ziraat mühendisi hocanın sabahları içmesi için yaptığı bitkisel karışım aslında ona iyi geliyordu. Adam doktor değildi ama bu işleri biliyordu doğrusu. Tek problem taze hazırlanıp içilmesiydi ve sonu gelmeyen seyyahatlerinde bir türlü ayarlayıp içemiyordu. O anda eşinin söylediklerini duydu, bu karışımı diyordu seyyahatlere taşımak için bir yol bulmak zorundasın sana iyi geliyor. Her zamanki gibi gene aklını okumuştu. Ara sıra ondan korkuyordu...

Bu gün Bayram dedi kadın, Komutanla görüşecek misin ve nasıl zaman bulacaksın. İşlerine bukadar karışmasından hoşlanmıyordu ancak genede cevap verdi. Bu gün akşama doğru niyetim var. Aslında ne konuşacağımı da bilmiyorum. Ancak tansiyonu biraz düşürmekte yarar var. Zaten binbir türlü derdim var yeni problem istemiyorum. Eşi birkaç şey daha söyledi ama herzamanki gibi dinlemedi.

Komutan yıllardır yaptığı gibi erken ve dinlenmiş olarak kalkmıştı. İtina ile traş oldu ve giyindi. Aynadaki görüntüsü hoşuna gitmemişti. Yaşlanıyorum diye düşündü ve ne yazıkki buna bir çare yok. Belinin ağrısı dün bütün gün geçmemişti. Nedenini istemeyerek hatırladı teröristlerle çatışırken geçirdiği o gece ateş altında aniden yer değiştirmek zorunda kalmış ve o günden beri de o ağrılar tam olarak geçmemişti. O zaman generaldim diye söylendi, sanki odamda otursaydım olmazdı. Eşi kahvaltısını hazırlamıştı. Gülümsemeye çalışarak günaydın dedi. Ağrın devam ediyor mu diye sordu eşi, acıyla evet dedi gece rahat uyudum ama kalktığım zaman vardı. Herhalde diye devam etti bu gün Başbakanla görüşeceksin bu konu artık hallolmalı. Başını sallayarak onayladı Komutan, akşam saatlerine doğru. Artık bu işteki gerginlik azaltılmalı Hukuki prosedürün işlemesini beklemekte yarar var.

Devlet Başkanı eşiyle kahvaltıda hiç konuşmamış, eşi ise hiç susmamıştı. Gene dinlememişti onu. Aklı sürekli olarak dün gece Başbakanla yaptığı telefon görüşmesinde idi. Her ne kadar güvenli hattan konuşmuş iselerde, son çıkan krizle ilgili olarak sadece laf arasında sorumlular hakkında da gereğini yapmalısın diyebilmişti. Gerçek fikride o idi. O uzak şehirdeki Ordu komutanını hiç gözü tutmamıştı zaten. Ancak adamın geçmişi çok parlak idi ve gelenekler açısından yapacağıda hiç bir şey yoktu. Bazen bu çaresizlik onu sıkıyordu. Herşeye rağmen içinde kalkışan duyguları bastırdı ve bu buharın atılması lazım diye düşündü.Başbakan bunu yapar olmazssa bende devreye girerim.

Dışişleri Bakanı da kahvaltıda yalnızdı. Eşi kimbilir hangi gereksiz televizyon programını seyrettiği için geç yatmıştı. Zaten Tören alanına da gelmeyecek onun için uyumasında sakınca yok diye düşündü. Başbakanla yaptığı son seyyahati düşündü. Olaya iki açıdan bakmalıydı. Anahatlarını kendi belirlediği politikaya aykırı pek birşey olmamıştı. Pakistanda askerlerin öfkesini yaptığı ikili görüşmelerde ve şimdilik azaltabilmişti. Her ne kadar Başbakan laf arasında askerlere sert davranılması gerektiğini söylesede allahtan adam bu öneriyi fazla ciddiye almamıştı, sanki kendi Ülkesinde dediğini yapabiliyordu da... İranda ise herşey kontrolünden çıkmıştı. Bu ülke üzerinde Amerikanın baskısıyla oluşturulan ticari ve siyasi ambargo vardı. İlişkile diplomatik serinlik seviyesini korumalıydı. Oysa Başbakan hiç bir soru yok izlenimi vermiş üstelik atom bombası yaptığı konusunda ciddi şüpheler olan bir ülkeye buna hakkı olduğunu da söylemişti. Her ne kadar meseleyi nükleer araştırmalar arkasına saklamaya çalışmışsada bunu kimse yememişti. Bakalım birlikte gidecekleri Amerika seyyahatinde bunu oradakilere nasıl anlatacaklardı. Aklına Dışişleri Bakanı olarak kuzey Irak'a yapacağı seyyahat geldi. Bu ilk olacaktı. Büyük resim dikkate alındığında bölge ile diyalog kanalları açık kalmalıydı. Bu büyük resim lafına sinir oluyordu, resim denen şeyi herkes kendi yapar diye homurdandı. Kimseni bu resme katkısı olmamıştıki önlerine hazır olarak gelmişti.

Ana Muhalefet Partisi başkanı törenlere katılmamaya bunun yerine sinamaya gitmeye karar vermişti. Her nedense bunu biraz hafiflik olarak yorumlayanlar var isede, her zamanki gibi o haklıydı. Filimde iyi seçilmişti doğrusu. Tam Hükümet ile askerlerin kavgasının ortasında askerleri tutuyor gözükmenin siyasi yaraları olabilirdi. Ancak diye düşündü genede gerginliği azaltmanın bir yolunu bulacaklardır. Özellikle Başbakan bu kadar oy kaybettiği bir dönemde birde askerlerle kavgayı göze alamaz. Bende bu işten her durumda karlı çıkarım...

Pek çok olaya gebe yeni bir gün başlıyordu...

 
Toplam blog
: 89
: 321
Kayıt tarihi
: 27.07.09
 
 

ODTÜ 1970 Kimya Bölümü mezunuyum. Çalışma hayatımın bir bölümü kamuda bir bölümü ise özel sektörd..