​ Basın iktidarın tuşlarına bastığı bir klavye mi? / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ağustos '11

 
Kategori
Güncel
 

Basın iktidarın tuşlarına bastığı bir klavye mi?

Basın iktidarın tuşlarına bastığı bir klavye mi?
 

Ajanlar genel olarak dört sınıfa ayrılır: Milli, resmi, profesyonel ve adi ajanlar. 

Ülke ve halk olarak bizi ilgilendirenler profesyonel ve adi ajanlardır. Diğerleri zaten devletle ilgili çalışan gruplardır. 

Peki, kim bunlar? 

Adi ajanlar: Her türlü maddi çıkar için, geçmişte işledikleri bir günah, yaptıkları hatadan korkanlar, kariyer kaygısı gibi sebepler ile casus olan veya bir takım zaafları nedeni ile ajanlığa itilen kimselerdir. 

Profesyonel ajanlar: Bunu meslek haline getiren aşağılık insanlardır. Bunlar istihbarat dilinde “satın alınabilen aydınlar” ve “yardakçılar” olarak geçer. 

Ajan türleri farklı olsa da aslında hepsi bilerek veya bilmeyerek aynı amaca hizmet eder. Bu amaçların başında ise bozgunculuk gelir. Bu hain “güruh” mevcut manevi değerlerin tahrip edilmesinde, halkın sevip saydığı ne varsa tahrip edilmesinde, onun yerine başka şeylere hayranlık uyandırılması yolunda ellerinden geleni yaparlar. Amaç halkta bir aşağılık duygusu uyandırmak ve insanların değer yargılarını sorguladığı bir kuşku ortam yaratmaktır. 

Bu tarife uyan uygulamaları görüyor musunuz? 

Mesela doğu ve güneydoğu bölgelerimizde? 

Ülke genelinde? 

Ülkenin en sevilen takımı üzerinde oynanan oyunlar, halkın ilgi duyduğu alanlarda yapılan operasyonlar… 

İşin komik ve acı yanı ise şudur: Bu adi ajanların medya ayağındaki insanlar kendilerinin bugün geldikleri durumu geçmişte dürüst bir basın emekçisi iken yaptıkları çalışmanın sonucu olduğunu sanırlar. Hâlbuki kendileri çok önceden belirlenmiş bir senaryonun ürünleridir. 

Bugün bizdeki bu senaryo ürünleri iyice azmış ve topyekûn bir taarruza geçmiş durumda. Ülkedeki değerleri yerle bir etmekteler. Bu halk bu duruma ne zamana kadar daha tahammül edebilir? 

İşte orası muamma! 

İnsanların bütün kutsallarına ve değerlerine yapılan fütursuz saldırılar, insanların son manevi sığınağına kadar ulaşmış bulunuyor. 

Bu dümenin başında oturanlar, milyonları, yayınlanmamış bir kitap gibi “bomba” haline getirdiğini bilmeleri gerekir! 

Bu ülkenin kutsal ve manevi değerleri marjinalleştirilebilecek “kâğıttan bir kaplan” değildir. 

Bu duruma nasıl geldik? 

12 Eylül sonrası apolitikleştirilen gençliğimiz, mağduriyet, din, iman, ileri demokrasi, normalleşme söylemleri ile kandırılan halkımız, makarna ve kömür ile aldatılan yoksul insanımız fabrikasyon delillerin, haysiyet cellâtlığının, polis rejiminin, yargı ve medya manipülasyonlarının farkına yeni varıyor. 

Ancak ‘atı alan Üsküdar’ı geçti’ mi? 

O hala belli değil! Halk bir şeylere yavaş yavaş tepki göstermeye başlarken, bir yerlerde tedirginliklerin başladığını görür gibi oluyorum. 

Fenerbahçe ve Beşiktaş taraftarlarının yapacakları yürüyüşleri desteklemek, bir Fenerbahçe taraftarı olarak beni mutlu ediyor. Dün Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor ve Sivasspor’a yapılanlar bu gün Galatasaray’a yapılıyor. Bu takımlarımıza gönül verenler, hala kendi takımlarının suçsuz olduğunu söyleseler de, bu takımları ele geçirmeye çalışan “Güruh” buna hiç aldırmıyor. 

Keşke bu takımlarımızın taraftarları, aynı tepki ve direnci aydınlar, gazeteciler, akademisyenler içeri atılırken, gencecik teğmenler “sehven” içeri tıkılırken, sınavlarda türlü Bizans oyunu dönerken, memleketimizin birikimleri ve inandığımız tüm değerler talan edilirken gösterselerdi diye içimden geçiriyorum. 

Şöyle bakıyorum da; Milleti böle böle iktidarını pekiştirenler, bugüne kadar yaptıklarının ve yapmadıklarının farkında olan, bunlara karşı çıkacak kitleyi bünyesinde barındıran, toplumun her kesimini temsil eden bir yapıyı, bir ortak akıl ve paydayı karşısında görmedi. İlk kez içerisinde sağcısını, solcusunu, laikini, şeriatçısını, zenginini, fakirini, AKP’lisini, CHP’lisini, MHP’lisini BDP’lisini, DP’lisini barındıran bir yapıya karşı operasyon yaptığını öngöremedi. 

Konuyu biraz daha derinleştirecek olursak: Görüldüğü üzere en önemli silahlardan biri hainler ve onların yayıp ürettiği bilgi kirliliğidir. Bunu en güzel ifade eden çağımızın en büyük dezenformasyon ve propaganda dahisi Goebbels’dir. Ve şöyle demiştir: “Basın iktidarın tuşlarına bastığı bir klavyedir.” 

Ne kadar doğru bir cümle değil mi? 

Son dönemdeki bilgi kirliliği ile nereye kadar gidebiliriz? 

 

 
Toplam blog
: 3842
: 3093
Kayıt tarihi
: 23.03.08
 
 

Antalya'da 1956 yılında doğdum. Emekliyim, Üniversite mezunuyum. Evliyim, bir oğlum var Mimar. Gü..