- Kategori
- Siyaset
Başına oruç vurmuş, ''Başbakan''!... / Başbakan İsmet Paşa'nın Dersim raporu!... / ''Üçbine Doğru''

Başbakan ayaklarını bastığı ve konuştuğu yerin Sakarya olduğunu unutmuş!... Ramazan ya, tescilli RTE ya; olur böyle şeyler!...
Ancak, geçilecek gibi de değil!...
Acaba değerli başbakanımız, ''edep''i çok iyi bildiğinden söz ederken, o çok önemli, yaşamsal Sakarya Muharebesini, Melhame-i Kübra'yı da birazcık öğrenebilmiş mi?.. Rus birliklerinin doğduğu toprakların yanında, Kafkas sınırında, tümenleriyle Sevr'i bu millete uygulatmak isteyenlerin yanında, bu savaşın sonucunu beklediklerini!... Bu savaşı kaybedince, bu milletin de her şeyini kaybedeceğini!...
Belki de ana rahmine düşme ve doğma şansının Atatürk'e , Fevzi Çakmak'a, İsmet İnönü'ye ve diğer silah arkadaşları ve şerefli, hasiyetli, saygıdeğer aziz askerlerimize, o savaşta kaybettiğimiz 9 Alay komutanı ve beşbinyediyüz eratın şehadeti sonucunda kazandığımız ''Sakarya Muharebesi'' yle bağlantılı olduğunu anlayabilmiş mi?... Ve ayrıca bu gün Sakarya'da ileri geri konuşabilme fırsatına sahip olabildiğini!... Şükretsin!...
Başbakan Pax Britannica' yı bilir mi acaba?...Ya, Pax Americana' yı?...
Saray'daki, belirlenmiş iktidara hazırlık günlerinde bu konularda da kendini eğitmiş mi acaba?... Merak ederim... Bu yüzden soruyorum... Hep Kemal Bey soracak değil ya!... Bir yurttaş olarak ben de soruyorum işte!...
Yunan İzmir'e çıktığında, Koçgiride çıkan isyanı da bilir mi?... Mondorosa nasıl gelindiğini ve 7.maddesini?.. Sevr'i uygulamak için, ulusalcı her etnik kesimin elinden geleni yapmaya çalıştığı, o zor günleri!... Ve Koçgiri'yi karıştırıp ve ardından Dersim'i de karıştıran Baytar Nuri'yi bilir mi?...
Britanya Dışişlerinin, Kürtlerin siyasal yapılanma yolunda nabzını yoklamak için ve İzmir'e çıkan Yunan ordusuna karşı da yerel tepkilerini ölçmek için, meşhur Binbaşı E.W.C.Nobel'i, Musul bölgesine ve Doğu Anadolu'ya araştırma için gönderdiğini bilir mi?.. Ya, aşiret reislerine dağıttığı İngiliz altın liralarını?...
Dersim'li Seyyit Rıza' nın Şeyh Said İsyanı' nda, Şeyh Said Elazığı alıp, ardından Diyarbakır'ı kuşattığında da, Kalan aşireti reisi Ali Ağa' dan Erzincan'dan askeri bir gücün Diyarbakır'a gitmesinin engellenmesi için Erzincan'ı kuşatmasını istediğini, kendisinin de Hozat' ı kuşattığını, bilir mi acaba?...
Şeyh Said İsyanı'na katılmayan, Müslüman Türke kılıç çekmeyen, ama İTC'ye ve Teşkilat-ı Mahsusa'ya katılmış, Osmanlı'nın bekası için emperyalist Rusya'ya karşı savaşıp, esir düşmüş, bu günkü büyük şakirtleri gibi emparyalizmin çıkarları için saf tutmamış Said-i Nursi' (Kürdi)nin bir ''Şark Üniversitesi'' hayalini bilir mi?...
Beş asırdır İslam kuşatması altında yaşayan Otonom Dersim'i ve kuşatmanın dayattığı sürekli savunma ve direniş içinde varlıklarını sürdürme zorunluluğu içinde, Dersim Komünü olarak yaşadıklarını bilir mi acaba?...
Müslüman kuşatması altındaki Kızılbaş Dersim' in, ünlü ütopyalardakine benzer bir ada görünümü sunduğunu ve İç kesimlerde hemen her aşiretin kendi aşiret adıyla bilinen sınırları belli bir bölgesi olduğunu, bilir mi?...
Bu bölgede toprak, orman, otlak, mera tüm aşiretin ortak mülkü olduğunu. bu bölgeden taşınan birinin evini başka aşiretten birine bile veremediğini, o aşiretin üyesi olmaktan ileri gelen haklarını devredemediğini ve her aşiretin ve kabilenin kendi içinde bu aynı ortakçı ilişkilerin egemen olduğunu ve nihayet belirli kabilelerin yerleşik bulunduğu köy toplumunda bu aynı modelin yürürlükte olduğunu ve bunların yeni kurulan bir devlete, bu yapı itibariyle ne asker ne de vergi vermek istemediğini ve civardaki türk köylerini de keyiflerince bastığını da bilirmi?... Ankara' yla antlaşmaya yanaşmayıp, isyan edip karakol basıp, tüm eratı şehit ettiğini?... Ve trajik, kabul edilemez sonuçları olan harekatın böylece başladığını bilir mi acaba?...
Ve yakalanan Seyyid Rıza'nın affı için, binlerce beyaz donlu Dersim'linin, Dersim Sorunu'nu bitirten Atatürk'ün, trenle geleceği Elazığ'da bir araya gelip, başlarına bir iş gelmeden toplanabildiğini!...
Başbakan(!) İsmet Paşa'nın, Cumhurbaşkanı(!) Atatürk'e verdiği bölgede reformlar içeren, ''Dersim Raporu'' nu bilir mi?...
Tüm bunları bilmiyorsa neden böyle eksik yanlış konuşup, kariyerini popülist söylemler için zedeler, insanları biribirine düşürür?... Neden şimdi, cumhuriyetin kurucularına, sözümona sezdirtmeden saldırır?...
Tam ya da kısmen bunları biliyorsa, niçin Kürtler -Türkler arasında yaptığı gibi, şimdi de Alevi ve Türkler arasında yaraya tuz basıyor; aynı sıkıntıları tetikliyor?...
Zaten yirmi maddesi muhalefetçe şartlı onaylanmış yamalı 12 Eylül Anayasa'nın, kendilerini kurtaracak iki önemli maddesi için, bu milleti, neden birbirine düşürüyor!...
Tarihle oynayıp, yararcı, popülist politikalar üretmeye çalışmak, kötü bir şeydir!...
Dünya siyasi tarihinin mezarlığında, ''ne oldum diyen, ne olacağım diyemiyen'' ve bir kuşak sonra unutulan, binlerce sıradan lider yatıyor...
AKP bu sekter politikalarıyla, yanlış söylemleriyle bu ülkenin geleceğine ve cumhuriyete artık iyice zarar veriyor.
14-30 ağustos.2010 / Tarabya,