- Kategori
- Siyaset
Başkanlık: Devlet Baba’dan Tayyip Baba’ya mı?

BABA ŞEFKATİ
Geçmişten gelen bir ’Devlet Baba’ kavramı vardır milletçe içselleştirdiğimiz. ‘Baba’ kavramıyla andığımız devletin, kamu yönetim mekanizmasıdır aslında. Böyle anmamızın sebebi belki de, ‘babadır, döverde severde’ anlayışımızın devlete yansıması, ona duyduğumuz güvenin bir göstergesidir bir yerde. Çünkü ‘Baba’ deyince gözümüzde canlanan; az ve öz konuşan, genelde sevgisini çok belli etmeyen, ailesini korumak, bir arada tutabilmek ve geçindirmek için gece gündüz uğraşan bir figürdür. Bazen babanın tokadı bile çok fazla koymaz insana. Biliriz ki, bizi sevdiğinden, ikaz etmek istediğinden ve sabrının sonuna geldiğinden o tokadı atmıştır. Yüreğimizi acıtır o tokat, fakat affetmeğe ve unutmaya da hazırızdır genelde. Saçımızı veya yanağımızı okşaması, uyur numarası yaptığımız yatakta üstümüzü örtmesi, uyanmayalım diye yanağımıza belli belirsiz bir öpücük kondurması bizi yaşama yeniden bağlar. Kendimizi en güvenli ve en özel hissettiğimiz yerdir baba evi, en huzurlu yastıktır babanın dizi. Bu yüzdendir devlete ‘baba’ sıfatını layık görmemiz. Kendimizi özel hissettiğimiz, buralar bizim dediğimiz bu topraklarda bazen haksızlığa uğrasak ta, affetmeye ve sahip çıkmaya hazır olmamız, hep devleti bir ‘baba’ gibi görmemizin sonucudur aslında.
Son günlerin gündemi, R.T.E.’nin ülkemize tek yetkili Başkan olmak istemesi. Peki, içimize sinerek, milletçe R.T.E.’ye ‘Baba’ demeye hazır mıyız veya R.T.E. bunu hak ediyor mu? ‘Kendim için demiyorum, ülkemiz için bu gerekli, parlamenter sistem işlemiyor’ diyen R.T.E.’ye nasıl inanıp, güvenelim. Kendin için istemiyorsan, son 10 yıldır hiçbir Cumhuriyet Hükümeti’ne nasip olmayan bir güçle iktidar olduğuna göre, bu sistemi tartışarak ve millete anlatarak olgunlaştırıp kurmadın?
Evimizde babamızın, kamuda Devletin tarafsız olacağına inanırız. ‘Şeriatın kestiği parmak acımaz’, dememizin sebebi devlet yanlış yapsa da bilerek yapmadığına, sonunda adaletin yerine geleceğine olan inancımızdandır. Cumhurbaşkanını tarafsız, devleti temsil eden, gerektiğinde herkesi (aileyi) bir araya toplayıp, kulağını çeken ve işleri yoluna koyan bir ‘baba’ figürü ile görmek isteriz hep. Yaptığı tüm yanlışlara, her kanunu onaylamasına ve taraflı atamalarına rağmen, belki de şimdiki Cumhurbaşkanı’nın Başbakan kadar eleştirilmemesi de bu yüzdendir .
Belediye Başkanlığı hariç son 10 yıldır tek yetkili olarak iktidar olan R.T.E. Başkanlığı hak ediyor mu? Tüm ezilen halkların kendine örnek aldığı Atatürk Cumhuriyeti’nin tüm kurumlarıyla ve kazanımlarıyla kavga etti, tüm değerleri yıktı. Kendisi gibi düşünmeyen herkesi veya kendisini desteklediği halde herhangi bir konuda en ufak bir eleştiri getiren yandaşlarını bile acımasızca ezdi, en hafifinden fırçaladı. R.T.E.’nin azarlarından kimler nasibini almadı ki, bir düşünün. Burada uzun uzun örnekleri yazmayacağım. R.T.E.’nin şiddetinden başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, bakanlar, gazeteciler, askerler, işçiler, öğrenciler, vatanseverler, diğer partiler, İsmet İnönü (bana göre R.T.E. İnönü’nün tırnağı bile olamaz), Onuncu yıl marşı ve vatandaşlar nasiplerini aldı.
Halkını ezdiği için kızdığımız Esad bile geçenlerde bir TV kanalına verdiği mülakatta: ‘R.T.E. çok tehlikeli çünkü halife olmak istiyor’ dedi. Kendi halkına yaptıklarını hoş göremeyiz ama tespitinde haklılık payı var mı acaba? Herhalde Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı tarihte ilk defa halifelik özlemiyle suçlanıyordur, hem de yabancı bir devlet başkanı tarafından.
Mayasında 1923 ruhu olmayan bir liderin 2023 vizyonunun bizi karanlığa götüreceğine inanıyorum. Başınıza ‘Ananı da al git!’ diyen bir ‘baba’ gelmesini kabul ediyor musunuz?
Yeni başkanımız R.T.E. olacaksa, 2023’ü beklemeye gerek yok, Cumhuriyetin ruhuna şimdiden El Fatiha!
Sağlıkla kalın.