​ Bastırılmışlık Kürtlük mü ? (2) / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ekim '08

 
Kategori
Siyaset
 

Bastırılmışlık Kürtlük mü ? (2)

Bastırılmışlık Kürtlük mü ? (2)
 

Türk-Kürt kardeştir sloganının tersini söyleyenlerdir savaş isteyenler...


Durum bu merkezde iken, dağdakilerin ve onların siyasi uzantılarının katkısıyla hızla bir “ Pan Kürdizm” süzgarı yaratıldı. Aslında bu Kürtlerin militanlaşmasından çok önce başlatıldı. Tarihteki Şeyh Said isyanları buna örnektir. Yalnızca, buna karşı önlem alınmaya başlamasıyla ve Batının ülkeyi daha rahat nasıl bölerim ve karmaşayı artırırım diye arayışı ile Kürtler silahlandırıldı. Apo denen şahsiyete her türlü silah, ekonomik ve insan yardımı yapıldı. Buna Suriye, Irak gibi ülkelerin haricinde, batıdaki Yunanistan, Fransa, Belçika gibi birçok ülke hatta bugün tespit edilmiştir ki ABD bile destek verdi. Ve ülkeyi hızla kutuplaştıran o süreç başladı. Bugünkü kanlı çatışmaların ve gözyaşlarının temeli o günlerde atıldı aslında. Kürt kökenli vatandaşlar ceplerinde Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşımalarına ve Türkiye vatandaşı olmalarına rağmen, Türkiye devleti onlar için TC idi ve baş kaldırılması gerekiyordu. Kimi bu sürece inanarak, kimi de tehdit edilerek dağa kaldırılmıştı. Bir diğer anlamda kandırılmışlardı ve ellerine silah verilerek Türkiye devleti ve Türk halkı düşman bellendi. Eline silah verilenler hep kaybetti ama o silahı verenler hep kazandı. Silah verilenler, pis mağaralarda yatıp hayatlarını devam ettirirken, silahı verenler hep lüks içinde yaşadılar. Yedikleri önlerinde, yemedikleri arkasında günlerini gün edip, sıcacık yataklarında, hatta otel odalarında kendilerince strateji geliştirmektedirler. Uyuşturucu, silah ve insan kaçakçılığından kazanılanlarla bugünkü Batı ülkelerinde açtıkları gizli hesapları da günden güne şişirmektedir.

Ben bir kaç ay önce İzmir'de Dtp'nin yürüyüşüne şahit oldum. Oldukça kalabalık bir grup içinde yaşı 25'in üstünde insan sayısı o kadar az dı ki ! Çoğu çocuk ve genç delikanlı ve kızlardı, kadınlardı. Aralarında dolaşan 3-5 tane çapulcunun provokatör olduğu belliydi. Zira bu kalabalığı galeyana getirenler, arabaları, otobüsleri tekmeletip, camlarını indirgetenler bunlardı. Dükkânların camlarına taşlar ve şişeler attıranlar, bölücü terör örgütü ve elebaşısı adına sloganlar attıranlar da yine bunlardı. Ve Türk polisi bunlara hiç bir şey yapmadı. Ne bir tek Kürt gösterici tartaklandı, ne gözaltına alındı, ne de başka bir şey oldu. Ama Kürt yanlısı yayın organlarında hep farklı haberlerle, Doğu ve Kürt kökenli insanlar kışkırtıldı. Öyle olmaya da devam ediyor. Bu tablo size tanıdık geldi mi ? Gelmediyse gelmelidir. Zira, hemen hemen ülkenin birçok yerinde buna benzer manzaralar yaşanmaktadır.

Bugün ülkede adına "Kürt sorunu" denilen bu çok bilinmeyenli denklemi çözmeye çalışırken farklı bakış açılarından da değerlendirmek doğru olur diye düşünüyorum. Meseleye çözümcü bir bakış açısından bakıp, objektif olarak sorgulamak gerekirse eğer; aşağıdaki sorulara birilerinin çıkıp cevap vermesi gerekmez mi ?

    Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan veya bu kökenden olan her insanı bu sorunun içine dahil etmek doğru olmaz. Bu sorun yalnızca Kürt sorunu değil, ayrıca ve de özellikle Pkk sorunudur. Bugünkü Pkk oluşumu, tüm Kürtlerin ve Doğu-Güneydoğu kökenlilerin silahlı temsilci değildir. Zira Pkk'nın amacı "bölme ve böldürme" çizgisindedir. Bugün mecliste Kürtlerin temsilcisi olduğunu söyleyen sözüm ona siyasi parti'nin vekilleri de her ne kadar kürt kökenli vatandaşların oyları ile meclise girdilerse de onlar da tam olarak Doğu-Güneydoğu'daki insanlarımızın ve ora kökenli (siz isterseniz Kürt deyin ama orada kürtlerin haricinde de bir popülasyon var) insanların temsilcisi değillerdir. Buna bir örnek mi istiyorsunuz? Alın size bir örnek :Ben Doğu kökenli bir babanın evladıyım. Babamın sülalesinde Kürt kökenli büyüklerimiz var. Babaannem bir Kürt'tü. Ama bu yaşıma kadar onların ağzından ne bir Kürtlük propagandası işittim. Ne bölücü terör örgütü leyhine bir söz duydum. Bugün hala babamın evinin balkonunda Türk bayrağı asılıdır. Salonunda ise Atatürk resmi vardır. Benim ailem hiçbir zaman Kürt kökenli bir siyasi partiyi desteklemedi. Çevremde tanıdığım birçok Doğu kökenli Türk vatandaşın da oy vermediğini ve desteklemediğini adım gibi biliyorum. O zaman nerede bu saydığım isimlerin temsilciliği. Bugün çevremdeki bir çok Kürt ve Doğu kökenli aile Türkiye ile ve bu sistemle, bu coğrafya ile entegre olmuşlardır. Onların ağzında bölücülük, bölünme ve terör kelimeleri dolaşmaz. Tam tersi bu kelimelerden korkarlar. Ve her zaman bu ülke vatandaşı olmaktan gurur duymuşlardır. Bunların içinde Elazığlısı, Erzurumlusu, Vanlısı, Hakkarilisi, Diyarbakırlısı var. Bugün ülkede, çok güzelişler yapmış ve çok iyi yerlerde olan dDoğu ve Güneydoğu kökenli insnalar var. Hani nerede ezilmişlik ve bastırılmışlık ? Sorunu Kürt sorunu olarak değil de Pkk sorunu olarak değerlendirmek daha doğru olmaz mı ? Ya da Kürt sorunu olarak bir başlık açacaksak, bunu sosyolojik açıdan irdeleyip, incelemek daha doğru olmaz mı ? Bugün Kürt sorunu derken Türkiye Kürtleri'ni mi kastediyoruz? Yoksa Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki hani o malum haritalardaki sözüm ona Kürdistan sınırlarını gösteren bölgedeki Kürtleri mi kastediyoruz ? Hangisinin sorunlarının çözümü ve çözümsüzlüğü bahis konusudur ? Ayrıca, Kürtlerin sözcüsü olduğunu iddia eden bir siyasi partinin yasadışı bir terör örgütünü açıkça desteklemesi, bunu inkar etmemesi ortada olduğu varsayılan sorunun çözümünde ne kadar gerçekçidir ? Bugün Dtp’nin Kürt meselesine yaklaşımı ne kadar gerçekçidir ?
Gördüğünüz üzere, bence bu durum çok bilinmeyenli bir denklemdir. Ve neresinden başlanacağı belli değildir. Bu belli olmayınca da sorunun çözümü zorlaşmaktadır. Bu duruma bu ülke dışındaki güçleri ve güç odaklarını da eklediğinizde ne kadar kritik bir o kadarda çözümsüz bir konu olduğu gözükecektir.
 
Toplam blog
: 671
: 2572
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..