Batak oyunu diye birşey var değil mi? / Sosyoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mart '14

 
Kategori
Sosyoloji
 

Batak oyunu diye birşey var değil mi?

“Çözümsüz hale getirilen sorunları çözmek için size müracaat ediliyorsa orada mutlaka sorunların yamanacağı bir suçlu aranmaktadır…”Suriye dosyası açıldığı günden beri ve daha öncesinde de dikkat edilmesi gereken konular olduğunu, inşaAllah, Abd ve İsrail’in iftar sofrasına bizler götürülmeyiz diye hatırlatmalarda bulunduğum günlerin üzerinden neredeyse seneler geçti. Ancak geldiğimiz noktada, görüyorum ki bizim endişelerimiz yersiz değilmiş. Bu gün aldığım haber doğru ise, Kırıkhan ve Reyhanlı arasında İHH’ ya ait olduğu söylenen bir tır dolusu silah iddiası, bizi o çukura çekmeye niyet etmişlerin karanlık oyunlarının devam edeceği noktasındadır…
ABD, Suriye’nin Terörizme üst olarak kullanılmasında, Esat’tan daha iyi ve sadık birini bulsaydı, Esat’ı çok kısa sürede alaşağı ederlerdi. Ancak sonucu kestiremedikleri için, Türkiye üzerinden oyunlarını oynamanın daha iyi ve sağlıklı olacağını düşünmüş olmalılar ki, orada karmaşanın her boyutunda bizim olmamızı istediler. Ancak bizi orada görmek isteyenler, arkadan Türkiye’ye en büyük tuzağı kurma derdindeydiler.
Bir ülke tarumar oldu, insanlık ve değerler öldü, ancak biz sadece duygusal dayanışmanın ve bize koşan insanlara yardım etmenin ötesinde gözle görülür ve sonucu belirleyici bir etki ortaya koyamadık. Bunu koyamamakla birlikte, tüm müstekbir güçler sorunun çözülmesi içinde bizden destek bekliyorlardı. Peki, soruyorum, oradaki zalime karşı dünya ikiye bölünmüş gibi görülürken, aslında aynı yönde olan tek dünya vardı. Bizi de çözmek istemedikleri karmaşa denkleminde görmek isterken bizi bu günlerde avlamak için, o günlerde görmek istedikleri arenaya taşımaya çalışıyorlardı. İşte bu günlere çok dikkat etmek zorundayız. Çünkü Bu yıkım projesinde ülkemizi ve Başbakanı Köşeye sıkıştırmak için tüm oyunları oynayacaklar. Bu oyunlar halkasında, Suriye’deki faturanın kabarmasında Türkiye’ye de bedel ödetmek isteyebilirler. Bu bedeli de Ölümü göstererek, sıtmaya razı edecek şantajlarla yapacaklar. İşte içimizdeki uzantılar bu günlerde bu durumları gündeme getirerek, yorulmuş iktidarı daha fazla yıpratmak için manivelanın ucuna bir peynir koyup fareyle oynayan laborantlar gibi, denek olarak iktidarla oynamaya çalışacaklar. İktidarın dikkat etmesi gereken, uluslar arası suç teşkil edecek şekilde, sivil yardım kuruluşlarına yapılacak karalama kampanyalarında kendisine bir rol biçmelerine izin vermemesidir…
Bu gün itibarıyla söylediğim proje devreye konuldu. İçeride yıpratılan iktidarı, dışarıdan da yıpratacak konuların kıskacına alarak bunalmaya çalışmak olacaktır. Muhalefetten de destek bulacak bu oyunla, hem halkı koparmak hem de iktidarın vekillerine gözdağı verilerek, bu kumpası denemek isteyeceklerdir. Muhalefetin sahipleneceği tüm karanlık senaryolar sahnelenmek için kiralık perdeler aranmaktadır. Türkiye’deki bu muhalefet kadar kendi vatanına ve milletine ihanet edecek başka muhalefette var mı bilmiyorum. Çünkü oynanacak oyunlara hemen sazan gibi atlayacak cesaretleri bayağı var(!) Ülke içindeki bu muhalif güçlerin ilk çığlıkları da biz geçmişte bu politikaları zaten eleştirmiştik diyerek, halkın duygularını satın alma yoluna gitmek olacaktır. Bunu niçin iddia ediyorum, İHH’nın Suriye’ye yaptığı yardımlarda El kaide ve Nusra kontrolünde oraya gittiklerini anlatmaya çalışan yayınların paylaşılması ve akabinde Kırıkhan’da silah yüklü bir tırın ele geçirildiğinin iddia edilmesi ve aramada Jandarma ile Mit arasında bir krizin olduğunun sosyal medyaya yansımasının bir tesadüf olmadığını düşünüyorum… Tüm bu yansımalar gelecekte uygulanacak bir planın yavaş yavaş dışarıya sızdırılmasının habercisi gibi geldiğini görüyorum.
Tüm bu karanlık tezgâhların içine hiçbir hammaddenin girmemesini sağlamak bizim elimizde. Şayet bizler bu denklemlerin neden ve niçin kurulmak istendiğini merak etmezsek, siyasal analizlerimizde de istediğimiz sonuçlara varma imkânımız olamaz. Bu gün gelen haberler, karanlıkların hala devamının geleceğini göstermektedir. Siyasal erkin tüm birimleri gereğinden fazla aktif ve daha duyarlı hareket etmek zorundadır. Bu duyarlılık, içerden kendisine karalama kampanyaları yapanlar ile halk arasında kalmamak olmalıdır. Gezi eylemlerinde olduğu gibi, halkın hiçbir kanadını karşısına almadan daha hassas davranmalıdır. Çünkü bu eylemlerin devamı görünüyor. BDP milletvekilinin cezasının yargıtayca onanmasının bu günlere denk gelmesi, içerde yatan vekillerle ilgili taleplerin geri çevrilmesi, Kürtleri de bu olayların bir parçası haline yeniden getirmek istemenin göstergesidir. Yani bu olayların tümünün uygulaması 16 Kasım 2013,Başbakanın Diyarbakır çıkarmasından sonra başladı. Bu da gösteriyor ki, bu topraklarda yaşayan insanların kardeşlik hukukunu yeniden tesis etmesi ve daha derin kökler üzerinde ayağa kalkmaları, emperyalist güçlerin en çekindiği nokta olduğunu göstermektedir.
Bütün bu senaryoların içini boşa çıkarmanın yolu, bu topraklarda yaşayan insanların, siyasi gelecek nemalanmalarını bir yana bırakarak, sayın başbakanla birlikte ayağa kalkmaktır.”Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz!” Bu kardeşlik, hainlerin ve dış mihrakların hepsinin kökünü kazır; yeter ki kendi aramızda adam olmanın gereklerini yerine getirelim…
SOSYOLOG-EROL KEKEÇ
02.01.2014 tARİHİNDE YAYINLADIĞIM BİR DEĞERLENDİRMEMİ YENİDEN PAYLAŞAYIM DEDİM,BELKİ MERAK EDEN OKUYUCULARIM OLABİLİR....

 
Toplam blog
: 9
: 224
Kayıt tarihi
: 24.11.12
 
 

EROL KEKEÇ,SOSYOLOJİ VE PSİKOLOJİ ALANINDA EĞİTİM ALDIM. Yazarlık ve şairlik yapmaktayım. Düşünce..