- Kategori
- Siyaset
Baykal'a mektup

Baykal'a mektup
Sayın Baykal;
Bak sana “Sen” değil “Sayın” diyorum, inat etme de Dol
Tribünlere oynamayı bırakıp bir omuz ver de birlikte hazmedelim şu ev ödevini Sayın Baykal. Diyorsun ki <ı>“Ben rotasını bilmediğim gemiye binmem.ı>” Yahu gel bir konuşalım, göreceksin ki korktuğun gibi değil. Demokratik açılım dediysek, Siyasal Partiler Yasası’nı değiştirip lider sultasına son vereceğiz demedik ya. Seçim Kanunu’nu değiştirip demokrasiyi yüzde on ayıbından kurtaracağız demedik ya. Toprak reformu yapıp bölge insanını ağaların malı olmaktan, Kürt emekçisini küresel ve yerli sermayenin sömürüsünden, bölge insanını cehaletten kurtaracağız demedik ya.
Töre cinayetleri yine aynen sürecek, küçücük kızlar erkek arkadaşıyla selamlaştı diye namus adına yol ortasında ağabeyleri tarafından yine öldürülecek, oradaki insanlar adına bugüne kadar her konuda kimler karar verdiyse bundan sonraki kararları da onlar verecek. Bölge insanı bundan sonra demokratik haklarını kullanarak “Açız, işsiziz!” diye Kürtçe bağırma imkânına kavuşacak, bağırırken insan hakları geçerli olacak ve bu sayede Türk değil Kürt polislerden dayak yiyecek, stratejik müttefikimizin uygun gördüğü bir yönetimi, o yönetimin de meclisi, kendi ordusu, kendi milli takımı olacak falan filan hepsi bu.
Bak sana “Sen” değil “Sayın” diyorum Sayın Baykal... Fazla uzatma da halledelim şu işi.