​ Bayram tatilinde gaymaklı takva! / Sinema / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '07

 
Kategori
Sinema
 

Bayram tatilinde gaymaklı takva!

Bayram tatilinde gaymaklı takva!
 

Bayram tatilinde planladığım her işimi yapamadım ne yazık ki! Okuduğum kitaplar bitmedi, ödevlerim eksik kaldı. Ama ne yapayım; ailemle, uykuyla, televizyonla hasret giderdim bol bol. Elbette sadece tembellik etmedim; eş-dost ziyaretleri arasına iki de sinema sığdırdım. İki güzel film; DONDURMAM GAYMAK ve TAKVA!

Dondurmam Gaymak gerçekten söylenenlere değer bir filmmiş. Dondurma aslında hiç de soğuk değilmiş; sıcacıkmış. Böyle düşünüyorsunuz çünkü; Ege'nin o içten insanları, güzel havası sizi öylesine ısıtıyor ki! Her şeyden öte filmde biz varız; bizim insanımız, bizim kültürümüz... Çoğu sahne Anadolu'nun samimi mizahıyla donanmış.

Beni de filmde en mutlu eden şey bu oldu. Anadolu'nun kullanılması, Türk insanının anlatılması... Filmin yönetmeni Yüksel Aksu da bir röportajında bundan bahsetmişti. "Biz niye Avrupa espirileri yapmaya, Amerikan komedileri çekmeye çalışıyoruz ki? Elimizde mis gibi Anadolu mizahı var. Bizim bir Nasreddin Hocamız var bir kere. Onun fıkralarıyla, Bektaşi fıkralarıyla büyümüşüz biz. "demişti. Ne doğru konuştu bence. Neden illa 'batı'lı olacağız diye uğraşıyoruz ki, Anadolu'nun güzellikleri dururken. Sinema salonları son yıllarda Türk filmleriyle dolup taşıyor ama kaçı gerçekten Türk filmi? Kaçı bizden, bizi anlatıyor? Tarihimize, kültürümüze bakacak olursak öyle çok senaryo bulabiliriz ki! Yeni nesile ve tüm dünyaya kendimizi tanıtmak için de bu senaryolara çok ihtiyacımız var. Çünkü galiba sadece filmlerde kalacağız artık. Giderek İngilizleşen dilimiz, giderek Avrupaileşen ahlak anlayışımız, aile görüşümüz Anadolu'nun, Türk kültürünün tarihte kalacağını gösteriyor. Hele bir de kullanıp kullanamayacağımız belli olmayan avantajları ağzımızın suyunu akıttığından bilinçsizce AB'ye dalarsak (yani kabul edilirsek) vay halimize!

Bu uğurda Dondurmam Gaymak gibi filmler artmalı ve desteklenmeli. Filmin elbette eleştirilecek yanları da vardı. Mesela; bazı sahneler gerksiz uzundu ve bazen sıkıcılığa düşebiliyordu ama nerdeyse tamamı amatör oyuncudan (çoğu hayatında kamera bile görmemiş) oluşan bu filme bu kadar kusur da yakışıyor doğrusu.

Bayram sonrasında hazır tatilim devam ediyorken bir de Takva'yı görelim dedim. İyi ki de demişim, o ne güzel bir filmdi yine.

Takva "dinsel" konu işleyen bir film. (Takva'nın terminolojisindeki anlamı; kişinin kendisini Allah'ın korumasına, himayesine alarak ahirette azab ve cezaya neden olabilecek her türlü şeyden kendisini titizlikle koruması, günahlardan kaçınıp iyi ve faydalı iş/eylemleri yapmasıdır.) İnançlarımız çok hassas bir konu bence ve bu yüzden de bu konuyu işlemak biraz stresli olabiliyor. Ama film size tek bir düşünceyi dayatmıyor ve bence çok yönlü bir bakış açısına sahip, eleştirel bir film. Yani düşünmenizi, eleştirmenizi sağlıyor ve bunları yaparken sizi özgür bırakıyor. Dondurmam Gaymak'taki o anlayışlı, hoşgörülü, samimi hocanın yerine daha sert, katı görüşlü insanlar, tarikat şeyhleri var ama onlara direkt "Gerici, yobaz, kötü" etiketi yapıştıramıyorsunuz, hatta yer yer seviyorsunuz da. Dediğim gibi onların iyi ya da kötü olduğuna karar vermekte özgürsünüz.

TAKVA, 9 dalda Altın Portakal aldı. (en iyi 2. film,en iyi senaryo,en iyi sanat yönetmeni,en iyi makyaj-saç,en iyi kostüm,en iyi erkek oyuncu....) Ödüllerden biri de "en iyi müzik". Müzikler gerçekten insanı büyülüyor ama keşke daha yoğun olsaydı. Müziğin bangır bangır olmasını hayal ettiğiniz bazı sahnelerde, müzik kendine güvensizmiş gibi sessiz kalmış. Ama zikir sahnelerinde coşuyorsunuz. O kadar gerçekçiler ki! Kendinizi Güven Kıraç'ın baş sallamalarına kaptırasınız geliyor. Güven Kıraç'ın en kendini verdiği sahneler de bunlardı belki. Çünkü onu biraz rolüne inanmamış, yapay buldum. Ama Erkan Can... Kesinlikle ödül sahibini bulmuş. Onu yıllarca Laz Temel rolüyle izledik televizyonda. Biraz da hafife aldık belki de. Ben ilk "O ŞİMDİ MAHKUM" filmiyle anladım onun kalitesini. Sonra Çağan Irmak'ın kısa filmlerinden "BANA OLD AND WISE'I ÇALAR MISIN?"daki performansı... Kendi adıma üzüldüm, bunca sene değerini anlayamamışım diye. Keşke yalnız olsaydım bu konuda ama bu zaman kadar piyasada biraz harcanmış galiba Erkan Can. Kimse bilememiş değerini... Neyse ki geç de olsa değeri anlaşıldı ve o hiç de üzgün değil bu duruma. "Şimdi olması gerekiyormuş, şimdi oldu. Geç olduğunu falan düşünmüyorum." diyor.

Umarım sinemayla-tiyatroyla alakası olmayan saçma sapan insanları film yıldızı yaparak paraya boğarken gerçekten değerli olan ama keşfedemediğimiz sanatçılar Erkan Can gibi düşünüp darılmıyorlardır.

İşte size iki güzel film... Eğer hala görmediyseniz koşun, kaçırmayın...

 
Toplam blog
: 39
: 2880
Kayıt tarihi
: 29.12.06
 
 

Sinema ve Televizyon bölümünde okuduğumdan sizinle sinema üzerine hasbihal etmeyi düşünüyorum... Si..