- Kategori
- Bayramlar
Bayram ve çocuklar

-Bayram!
-Hele hele dokuz gün olunca bir başka oluyor.
-Dinlence.
-Eğlence.
-Gezme.
-Ve dolaşma.
(Kızım dört gözle bekliyor bayramı. Şeker bayramı ya. Bol bol şeker yiyecekmiş. Bir bayram nasıl da yediği şekerleri çıkarmıştı. Kerata, çok çabuk unuttu başına gelenleri. Sabah kalkıyor “bayram daha gelmedi mi?” diye soruyor.)
-Antalya’nın kenar mahalleleri geliyor gözümün önüne.
-Gece kondular, göz alabildiğine.
-Birçoğunda tapu yok.
-Veya hisseli tapular.
-Yıkılmayı bekleyen evler.
-Bakımsız.
-Harap.
-Bitap.
-Daracık sokaklar.
-Kaldırım yok.
-Ortalık toz toprak.
-Ve ortalık çöp.
-Dikkatimi çekiyor.
-Bayramın tadı kenar mahallelerde yaşanıyor.
-Her zamankinden farklı oluyor kenar mahalleler.
-Cıvıl cıvıl.
-Bir yerlerden bir yerlere gruplar halinde giden yaşlılar, gençler, kadınlar ve çocuklar.
-En güzel kıyafetlerini giymişler.
-Ayakkabılar boyalı.
-Saçlar ha keza.
-Bayramlaşmalar daha bir içten.
-Daha bir sıcak.
-Ve her sokakta, bir birini gören komşular ayaküstü bayramlaşıyor.
-Akraba ziyaretleri alabildiğine.
-Başka zamanlarda, çocukların yüzü gülmezdi.
-Oyun oynarken gördüğümüz o çocuklar, ezikliğin ve ezilmişliğin her halini yüzlerine yansıtırdı.
-Ama bayramlarda zıpkın gibi oluyorlar.
-Şeker topluyorlar.
-Gruplar halinde.
-Ve poşetleri ala bildiğine doluyor.
-Yüzleri gülüyor.
-Bayramsız zamanlarda, duvar diplerinde oturup, etrafı seyre dalardı çocuklar.
-Kimisinin ayağı çıplak.
-Kimisinin kazağı sökük.
-Kimisinin yüzü solmuş.
-Eskiden çata-pat olurdu.
-Veya kız kaçıran.
-Mantar tabancası.
-Ve mahalle kenarlarına kurulan lunaparklar, bayram eğlencesinin ta kendisi olurdu.
-Şimdi ise durum değişmiş.
-Çata-pat yok.
-Kız kaçıran yok.
-Mantar tabancası da yok.
-Eskisi gibi lunaparklarda kurulmuyor mahalle kenarlarına.
-Çok hızlı bir değişimin esaretindeyiz.
-Ve geçmişe özlem, yaşamın her alanında kendisini gösteriyor.
-Değişimin kendisini derinden hissettirdiği bölgeler var.
-Hissettiriyor.
-Ve Antalya’nın kimi bölgelerine bayram uğramıyor.
-İşte Konyaaltı.
-Bayram yok Konyaaltı’n da.
-Şeker toplayan çocuklar da göremiyorsunuz.
-Öyle yoğun bir şekilde, göze gelen bayramlaşmalara da tanık olamıyorsunuz.
-“Ben özlem duyuyor muyum?” geçmişe diye kendi kendime sorduğumda, yanıtım çok net oluyor.
-Hayır.
-Hayır, özlem duymuyorum geçmişe.
-Gerçek bu.
-Gerçek olan bu iken, şeker toplayan çocukları izlemekten kendimi alamıyorum.
-Hoşuma gidiyor.
-Ama koca bir bayram geçiyor da evimizin kapısını çalan yok.
-Tek bir tane çocuk şeker istemiyor kapımızdan.
-Ama şehrin birkaç kilo metre içerisine doğru ilerlediğimizde, müthiş bir renk değişimi ortaya çıkıyor.
-Şeker toplayan çocukların neşesi.
-Bence, bayramlar çocuklar için olmalı.
-Çocuklar doyasıya şeker yemeli.
-Çıkartana kadar.
-Yesinler.
-Hem de keyifle.