- Kategori
- Kent Yaşamı
Akdeniz Üniversitesi'nde bürokrasinin çakıl taşları

-Ne diyorduk?
-Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. İsrafil Kurtcephe “Bir geldi, pir geldi”.
-Bodoslama geldi.
-Önüne geleni görevden aldı.
-Önüne geleni yerlerinden etti.
-Önüne gelene baskı uyguladı.
-Gerekçe neydi?
-“Kendi ekibini kurmak”.
-Marifet bu ya.
-Görmemişler gibi bir koltuğa oturup, onca insanın görevleri ile oynamak hangi aklın ürünüdür.
-Lakin salt görevleri ile oynamak değil yapılan.
-Üniversite içerisinde görevli onca insanın kişiliğini rencide edici yaklaşımlarda da bulunması, işin ne denli vahamet durumunda olduğunu göstermektedir.
-Sanırım hiçbir devlet kurumunda bu denli feci bir kıyım yaşanmamıştır.
-Alın işte en son olanlar.
-Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hikmet Rende.
-Görevinden istifa etti.
-Ve sonrasında, Rektör İsrafil Kurtcephe hakkında suç duyurusunda bulundu.
-Gerekçesi nedir Prof. Dr. Hikmet Rende’nin Rektör İsrafil Kurtcephe hakkında suç duyurusunda bulunmasının?
-Söyleyelim.
-Rektör İsrafil Kurtcephe’nin “İdari kadrolar ve akademisyenlere baskı yaparak, dekan ve müdürleri istifaya zorlaması”.
-Prof. Dr. Hikmet Rende şöyle bir açıklamada bulunuyor.
-“Bu türden baskılara anlamak vermek zor. Bu tip baskılar, kişiliğimizi ve onurumuzu zedeleyecek cinsten şeyler. Salt bu sebepten dolayı istifa etmek durumunda kaldım”.
-Ciddi bir açıklama Prof. Dr. Hikmet Rende’nin açıklaması.
-Daha öncede bu yönde bir takım yazılar yazmıştım.
-Ve Akdeniz Üniversitesinde ciddi anlamda bir kıyım yaşandığını ifade etmiştim.
-Ve birilerinin bu kıyıma dur demesi gerektiğini belirtmiştim.
-Üst kadrolardaki atamaların dışında, Akdeniz Üniversitesinin en alt kadrolarında, asgari ücretle çalışan personele dahi baskı olduğunu ifade etmiştik.
-Neden acaba?
-Asgari ücretli insanlara baskı kurmanın mantığını anlamak zor.
-Aslında zor değil.
-Sanki aklımıza, “tarikat eksenli kadrolaşmanın zeminlerini hazırlamanın yöntemi olarak geliyor” gösterilen davranışlar.
-Mutlaka herkes kendi kadrosu ile çalışmak ister.
-Bunda yadırganacak bir şey yok.
-Ama önüne gelenin işi ile oynamak hangi aklın ürünüdür.
-İşte bunu anlamak zor.
-Ve bir bilim adamına yakışmayacak davranışlar silsilesi.
-Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe bu davranışları ile bir anda Antalya halkının antipatisini kazandı.
-Halk, Akdeniz Üniversitesinde yaşanan baskılar ve kıyımdan son derece muzdarip.
-Ama görüyoruz ki bu rahatsızlıktan, Rektörlük makamının en küçük bir rahatsızlığı söz konusu bile değil.
-Sonuçta Prof. Dr. Hikmet Rende, Rektör İsrafil Kurtcephe hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuş durumda.
-Savcılık makamı ne yapar?
-Bilemeyiz.
-Ayrıca Prof. Dr. Hikmet Rende YÖK’e de başvurmuş.
-Ve “İdari soruşturma” açılmasını talep etmiş.
-Ne gerek vardı bunlara?
-Bir göreve gelip de çalışanların üzerine bu şekilde giderek baskı ve sindirme politikaları uygulayıp, insanların antipatisini kazanmanın gereği neydi?
-Anlamak zor.
-Hemen hatırlatalım.
-Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe seçimle işbaşına gelen rektörlerden değil.
-Atama ile iş başına gelenlerden.
-Atamayla da gelince sanırım böyle oluyor.