- Kategori
- Sinema
Bayramda sinemaya gittik...

http://www.haber34.com
Seviyoruz tatili, ne kadar uzun olursa o kadar iyi...
Tatillerde ne yapıyoruz peki… Şöyle Akdeniz’e Ege’ye inemediysek!
İlk iki gün, bayramlaşmaydı, ziyaretti.
Üçüncü günden sonra sıkıntı...
***
Sinemanın önündeki kuyruk, abartmayayım ama en az yüz elli metre vardı…
Beklemekten sıkılıp kendi kendine konuşanlar, sırada eşini ya da arkadaşını bırakıp, içecek almaya gidenler… Vitrinlerin camlarında sözde kimseye hissettirmeden eteğinin, belli ki yeni aldığı çizmelerinin nasıl durduğuna bakanlar... Göğüs dekoltelerinin derinliğinde kaybolmaya çalışanlar…
Olan benim gibi sıra beklemeyi sevmeyen, kalabalıklardan hazzetmeyenlere oluyor!
Sinemaya gidemeyip, DVD çıkmasını bekliyor, gündemi biraz geç takip ediyoruz…
Emin değilim ama dönem dönem açığa çıkan klostrofobim var sanırım…
Kalabalık sinema salonlarında nefes alamıyorum…
Dikkatim de dağılıyor…
Mısır yiyenlere uyuz, kola içip geğirenlere gıcık oluyorum… Ses çıkartmamaya çalışıyorlar ama aniden salonu tükürük köftecisine çeviren keskin soğan kokusuna ne demeli?
Karanlık olunca rahat oluyor insan, kız arkadaşının boynuna ısırıklar atmaya çalışan vampir görünmediğini, erkek arkadaşının pantolon düğmelerine ana avrat söven kadın tanıkları olmadığını sanıyor…
Niyeti bozuk olan adam neden düğmeli pantolon giyer ki?
Salak diyeceğim… Ayıp olacak…(!)
<ı>ı>
<ı>İçine dikine çizgili pijamasını giymiş olma ihtimalini aklıma bile getirmek istemiyorum!ı>
Liseli yıllarda, gittiğimiz sinemalarda olmadık işler gelirdi başımıza!
Bruce Lee uçan tekmeyi vurmak için havaya zıplar yere Kazım Kartal olarak düşerdi… Hey gidi günler hey…
Şimdi kültür değişti, isteyene canlı performans…
***
“Şekerim seni üç saat önce gördüğümde de sıra bekliyordun!”
“ Arog’u izledik, şimdi Muro’ya gideceğiz”
<ı>Bu kadar sanatsal faaliyet çok gelecek diye korkuyorum…ı>
“Nasıldı film?”
Ülkem insanının güzel olan her şeye burun kıvırmak gibi bir özelliği var…
Genelleme oldu!
“Hepsinin değil” demek şart oldu!
Ülkem insanlarından bazılarının güzel olan her şeye burun kıvırmak gibi bir özelliği var…
“ Tipik Cem Yılmaz… Söylendiği kadar komik değil… Osman hiç gülmedi mesela… Senaryoda Fransızlardan çalıntıymış, Filmin bir yerinde öpüşme sahnesi vardı… Fransız usulü olunca şappadanak anladım kız! … Osman da anladı, di mi canım?”
<ı>Şu kadınlar neden yanlarındaki erkeği olduğundan daha zeki göstermeye çalışır… Film hem Osman’ın umurunda değil hem…ı> <ı>Osman’ın pantolon fermuarlı!ı>
Arog da yarım bıraktığını tamamlaması için Muro’yu seyretmeleri şart…(!)
Recep İvedik seyirci rekoru kırınca, izlemeye gelenler hakkında entelektüel kesim bir sürü yorum yapmıştı ya!
Bayramda eskiden olduğu gibi çakın arka arkaya Arog, Muro ve Recep İvedik’i…
Üç filmin parasını peşin alın, tuvalet molası bile vermeyin… İnsanlar çıkmadan izliyor mu izlemiyor mu görün…
Neden?
Yapacak başka bir şey yokta ondan!
Şimdi düşündüm de tuvalet molası verilsin!
Sinema kültürüne yeni bir cümle eklenmesine sebep olmayalım!
Düşünsenize yer gösterici çocuğun filmin bitmesine beş dakika kala…
“ Herkes kendi pet şişesini kendi atsın!!” dediğini…
Zaten karanlık, gözleri gören var, tavukkarası olan var…
Eskiden Sinema salonu sahipleri daha anlayışlıydı… Filmin bitmesine yakın izleyici toparlansın diye gonk çalar o yoksa aplikleri üç defa yakıp söndürürlerdi…
Şimdi pat diye ara veriliyor…
Toplan toplana bilirsen…