- Kategori
- Psikoloji
Bazen...

Bazen dökülür hüzünlerim tenha yollarıma. Ararım geçtiğim sazlılıklar arasında kaybettiğim dünlerimi. Ayağıma dolanır zamansız açan nilüfer çiçekleri. Kıyamam görmeden bassam da geçmişte bıraktığım tüm çiçeklere. Sazlıklardan havalanan kuşlar misali, hareketlenir yine içim, gelecek yarınlara uçmak için. Bazendir, yalnızca bazen.
Bazen kararır tüm bulutlar, gök rengi kurşuni olur. Anlatamazsın bir zamanlar mavi gördüğün gökyüzünü can bildiğin yanında duran yoldaşına. Bakar manasız bakışlarla semaya. Renkler karışmıştır artık onun için. Bir de bulutlar da girdi mi araya, fark etmez olur artık haa kurşuni, haa mavi… Yine de söyle, mavidir semanın rengi hem de beyaza yakın mavi. Elbet dönecek eski haline.
Bazen girmiştir olaylar birbiri içine. Yine düğüm, düğüm bir yumak olur için. Hani bazen, öyle açmak istersin düğümleri tek tek, hani uğraşayım dersin, dönsün yine eski haline. Dönse bile, çile değil midir yumağın eski hali. Bırak böyle kalsın dersin bazen, yalnızca bazen…
Bazen uğur böceği olur için hani en kırmızısından ve en siyah noktalısından. Görmediğin dallarda, yapraklarda gezer ruhun. Hayal eder ve uçarsın diyar diyar. Çocuklar gibisindir o an. Dönersin asma yapraklarını hatırladığın yaramaz çocukluğuna. İlk karşılaştığınız mekândır, asma yaprakları uğur böcekleriyle. Yeşil üzerinde ne güzel de dururlardı kırmızı kırmızı, sen onları toplamasaydın poşet torbalara. Biliyorum hepsini görmek istedin bir arada ama onlar kendi mekânlarında güzeldi, özgürdüler orada. Fark ettin ama affetmedin yine de kendini. Dilerim onlar affetmişlerdir seni.
Bazen coşma yüreğim dersin. Coşma çünkü sen taşarsın, taşarsın ve akacak deniz bulamazsın.
Bazen dersin yalnızca bazen…