- Kategori
- Kitap
Bazı şeylerin Elli Tonu

Çok tartışılan "Grinin Elli Tonu" nu geçen gün ikinci haftasıyla birlikte bitirdim. Kitap 576 sayfa yani kafayı takarsanız 3 günde rahatça bitirebilirsiniz. Ama benim çok da fazla zamanım olmadığımdan günde 30 dakikamı ayırarak bu süre zarfında bitirdim işte.
Kitabın elli tonu
Kitap çok fazla tartışıldı aslında. Başlarken "Haydi bakalım odulendro bakalım seni neler bekliyor" diyerek ilk sayfayı çevirdim. Bu tepkiyi vermemin sebebine gelecek olursak, kitabın adından ziyade etrafta dolanan adı "Anne Pornosu" ki insanın aklına buradan direk dank eden bir soru var? "Nasıl yani?" Ha merak etmeyin bildiğimiz anlamındaki şekliyle değil de, kitabın erotik bir kitap olduğunu; yazarının da 49 yaşında iki çocuk annesi bir kadın olduğunu göz önünde bulundurursak menepoza girmiş kadının bu denli erotik bir kitap yazması kitabın halk dilindeki adını "Anne Pornosu" yapıyor.
Kitabın konusuna gelecek olursak: üniversiteyi yeni bitirmiş, hayatında eline erkek eli değmemiş, kitaplarla haşır neşir güzel kızımız Anastassia Steel, arkadaşı Kate'in yerine bir röportaj yapmaya gidiyor. Röportaja gittiği adam Christian Grey, nam-ı diğer "Grey Çokuluslu Şirketleri" nin sahibi, müthiş derecede çekici ve yakışıklı ultra zengin esas oğlan.
Hemen araya girip şunu demekte fayda var. Hem zengin, hem yakışıklı, hem zeki, hem başarılı. Bir kız daha ne isteyebilir ki? Eh tabi böyle birinin dünyada henüz olmadığını varsayarsak bu esas oğlanımızında birtakım problemleri var. Adam kendine sevgili aramıyor, yatak odasında kendisini kırbaçlarla, kelepçelerle ve çeşitli yakıcı aletlerle mutlu edecek bir kız arıyor. Bu iş için özel bir dairesi bile var.
Ana, bir yandan bu adama aşık oluyor (kız arkadaşlarıma sorduğuma göre olmamak elde değilmiş) ama bu asma-kesme olaylarından da kafası pek bir karışıyor. Yine de denemeyi ihmal etmiyor. Sonra klasik aşk hikayesi. Bu Christian Ana'ya ne yaparsa yapsın Ana her seferinde Christian'ın çekiciliğine karşı koyamıyor ve boyun eğiyor.
İlişkilerin Elli Tonu
Kitabı bitirdikten sonra şöyle bir düşündüm de, aslında anlattığı şey gerçekten doğruluğu olan bir şey. Evet belki şu sado-mazo ilişkisi değil ama "ne yaparsa yapsın boyun eğme" olayı denen bir olay gerçekten var. Üstelik bunun sebepi güç kullanmak ya da zorlamak falan değil. Bildiğin aptallık.
Bir kız arkadaşımla konuşuyoruz işte ona kitaptan falan bahsettim, olayları anlattım ve merak ettiğim soruyu sordum. Hakikaten böyle bir şey var mı? Yani diyelim birine aşıksın evet yakışıklı çekici böyle onunla birlikte olmak istiyorsun falan. Ama çocuk sorunlu, seni üzüyor falan. Ne yaparsın?
Öyle birşey varmış. Dediğine göre tipi düzgün olunca herşeyi unutturuyormuş. Yalan da söylemiyor. Bu işte biraz "gülü seven dikenine katlanır" payı olsa da ben Lana Del Rey'in "Money is the anthem, god you so handsome" ını tek geçerim bu konuda. Hakikaten de doğru, dünya iki şey üzerine kurulu. Para ve Estetik. Ve Estetik her zaman kazanır.
Ha sonra insanlar neden mutsuz, neden üzgün, neden böyleyiz gibisinden yaygaralar koparıyorlar. E tabi mutsuz olursun kızım! Tamam gülü seven dikenine katlanır da bu gül de ne gülmüş mübarek dikenden gülü görünmüyor.
Tabi hayatın sadece siyah ve beyazdan değil de farklı tonlardan oluştuğunu da göz önünde bulundurmak lazım.
Ekşın sizinle olsun!
odulendro.
Not: Uzun zamandır yazmadığımın bende farkındayım, yazmak istediğim çok şey var ama bunları yayınlamak biraz cesaret ister. Ama zamanı gelince yazacağım, sadece biraz sabır!