​ Fitness yaptık ama adam olamadık / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ağustos '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Fitness yaptık ama adam olamadık

Fitness yaptık ama adam olamadık
 

Aslında her şey geçenlerde yolda giderken bana reklamcının birinin "fitness salonuna üye olmak ister misiniz?" demesiyle başladı. Yapıştırdım cevabı: "Fitness'a karşıyım!"

Tabi böyle deyince sanki insanlar hareket etmesin yiyip yiyip şişsinler ne biliyim obez olup kapıdan geçemesinler falan istiyorum gibi oluyor. Ama "Fitness'a karşıyım" derken kastettiğim şeyi birazdan daha ayrıntılı anlatacağım. İnsanların spor yapmasında ve o -ness ekini attığımızda ortaya çıkan "fit" vücuda sahip olmasında bir sorun yok ya da bu beni rahatsız etmiyor. Beni rahatsız eden tek şey, sırf birileri istiyor diye veya da sırf hoşlandığı kız bunu reddetti diye kendini fitness salonunda bulan erkekler.

Fitness salonları kümesler gibi

Evimin yakınlarındaki ana cadde üzerinde bir fitness salonu var. Caddeye bakıyor ve birçok fitness salonu gibi onun da yerden tavana uzanan camları var. İçeride ne var ne yok görebiliyorsunuz. Böylece oradaki tombul abilerimiz ve ablalarımız ya da "şu göbeği eritip sixpack yapıcam" diyen arkadaşların çıktıkları koşu bantlarındaki "koştur koştur" hallerini ve yüz ifadelerini rahatlıkla inceliyebiliyorsunuz.

Fitness salonlarına karşı olmamın ilk sebeplerinden biri ortamı. Kapalı bir ortamda ne kadar spor yaparsanız yapın sağlıksız olacaktır. Dört duvar arasına tıkılmış kümesvari bir ortamda spor yapmak mı? Hadi canım, o dört tane et parçasını çıkaracaksın ve birilerinin hoşuna gidecek diye milletin nefesini nasıl çekiyorsun? Çık onun yerine yarım saat kırkbeş dakika koşu yap açık havada. Hem geliştirdiğin tek şey vücudun olmaz, daha sağlıklı akciğerlere de sahip olursun.

Fitness salonuna giden erkeklerin %80'i sorunludur.

Çok mu iddialı oldu bu? İddiamın sonuna kadar arkasındayım. Biraz o ortamlarda bulunduysanız veya da etrafınızda o ortamlarda bulunmuş insanlar varsa bu dediğimin ne kadar doğru olduğunu anlayacaksınız. Oraya giden erkeklere bir bakın. Çoğunun elinde fotoğraf makinesi ya da çeşitli kameralarla tabiri caizse "şişirdikleri vücutlarını" fotoğraflayarak eşe dosta dağıtmaktalar. Buna ne deniyor? "Gösteriş!" Çünkü adamın amacı o. Daha önceki yazımı okuduysanız son birkaç yıldır kızların her türlü sosyal paylaşım profilini "kaslı yakışıklı çocuk resimleri" ile doldurduğundan bahsetmiştim. İşte gaza gelen bu arkadaşlar da kendilerine karı kız düşürmek için soluğu fitness salonlarında alıyorlar. Maksat orda burda konu açıldığında kızları kendi akıllarınca "eritmek için" "ya işte benim de şöyle sixpack'im iki adonisim üç bicepsim falan var öyle kaslıyım işte vücut geliştiriyorum" diyebilmek.

Ya da bu çocuk bir kıza açılmıştır. Normal bir kıza açılsa neyse. Ne bileyim böyle kendi dengi olmayan okulun en güzel kızına ya da çok popüler birine açılmıştır. Bu kız da bunu terslemiştir. Haa "s*ktiri gören" bu arkadaş da kendini yakışıklı olma çalışmalarına vermiştir. Vücut geliştirmeler, foursquare'de "I'm at fitness center" diye check-in yapmalar ve son aşamada da fotoğraflarını paylaşmak.

Ha bir de sevgilisinin kaslı çocuklardan hoşlandığını farkedip "aboo şimdi ben de kas yapmalıyım ki sevgilim bana daha çok aşık olsun, kızların daha çok dikkatini çekeyim" diyenler var. Ya işte kısacası fitness salonlarındaki erkeklerin %80'i "sağlıklı bir vücudum olsun" diye değil de yukarıdaki nedenlerden birinden bunu yapıyor. "Yok ya ben gerçekten sağlıklı bir vücut için yapıyorum hedö hödö."hadi lan ordan, yemezler. O nedenle benim tavsiyem fitness salonlarının adlarını "Rehabilitasyon Merkezi" olarak değiştirmek.

Ve asla eleştirmeyeceğim ve takdir de ettiğim o %20'lik kısım gerçek anlamda kondisyon sağlamak için fitness'a gidiyor. Zira bu kişiler zaten başka bir sporla ilgilendiklerinden fitness'ı da kondisyon sağlamak için yapıyorlar.

Çık iki yürüyüş yap, takım sporlarına katıl.

Fitness salonlarını bu kadar eleştirdikten sonra "e ne yani insanlar hiç spor yapmasın mı?" demeniz çok normal. Ben fitness salonunda iki demir parçasını kaldırmak ya da önünde televizyonu olan bir bandın üzerinde koşmak yerine doğada yapılan doğal sporlardan ve takım sporlarından yanayım. Doğayla iç içe olmak sizi her zaman daha sağlıklı yapar. Ya da yapacağınız bir takım sporu (futbol,basketbol,voleybol vs.) size fit bir vücut kazandırmanın yanı sıra fitness salonlarına giden o gösteriş meraklısı, birilerine kendini beğendirme çabası içinde olan kişilerden daha iyi arkadaşlar kazandırır.

Bütün bu beğendirme çabası neden?

İnsanların düşünen hayvanlar olduğu doğru. Belgesel kanallarını izleyen biriyseniz doğadaki her türlü canlının dişisini üremeye ikna etmek veya kendini beğendirmek için türlü türlü numaralar yaptıklarını görürsünüz. Evrimin bir parçası olarak insanlarda da buna benzer bir gen olduğuna inanıyorum. Yani erkeklerin bütün bu çabası "dişilerin ilgisini çekebilmek." Komik.

Ben de bir erkeğim. Obez ya da kilolu değilim. Ama sırf birileri beni beğenecek ya da ilgisini çekeceğim diye asla bu tür şeyler yapacak kadar da düşmem. Çünkü biz insanız. Eğer ki dişilerin ilgisini çekebilmek için böyle türlü türlü numaralar yapmamız gerekiyorsa insan değil hayvan olurduk. Ne bileyim bir kuş olup kanatlarımızı açıp iki yana sallanırdık. Ya da yılan olup çıngıraklarımızdan yüksek ses çıkarmaya çalışırdık. Ama insanız, düşünebiliyoruz.

Ve insanları bu tür şeylerle değil de, düşüncelerimizle etkilemek çok daha etkili ve kalıcı.

Ya da hepsini boşverin, para babası olun ve bunların hepsi ayağınıza gelsin.

Ekşın sizinle olsun!

odulendro.tumblr.com

 

 
Toplam blog
: 12
: 312
Kayıt tarihi
: 07.08.12
 
 

17 / İstanbul Selam. Ben Ödül. Adımı duyanlar genelde takma ismim falan sanıyor. Hayır değil...