​ Bebek kararı vermek / Bebek - Çocuk / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mayıs '14

 
Kategori
Bebek - Çocuk
 

Bebek kararı vermek

Bebek kararı vermek
 

Her ne kadar hayat bizim hayatımız desek de hep bir beklenti, hep bir baskı vardır üzerimizde. Çocukken akıllı olmamız, derslerimizde başarılı olmamız. Ergenlikte minimum hata ile hayata atılıp belirli bir eğitim almamız beklenirken. Büyüdükçe bu beklendiler daha ciddileşiyor. Üniversiteyi bitirip işe başlar başlamaz evlilik baskıları başlıyor ailede... Evleniyorsunuz çocuk diyorlar... Çocuktan sonra bir de kardeş baskısı geliyor ardından. Siz ne kadar kendi hayatınızı planlamaya çalışırsanız çalışın, bu baskıların izleri mutlaka oluyor hayatınıza.

Hâlbuki ben zaten hep planlı bir bireydim. İlkokuldan itibaren hep 5 yıllık planlarım vardı. Hangi liseye gitmek istediğimi, üniversitede hangi bölümü okumak istediğimi, hangi sosyal hobilerle uğraşmak ya da denemek istediğimi hep önceden planlar önüme hedefler koyardım. Bu hedeflere ulaşamasam bile mutlaka ona en yakın noktaya gelmeye çalışırdım. Buna rağmen ailemin beklentilerini karşılamak ve onların baskıları da bazen planlarımı revize etmeme neden olurdu. Mesela yüksek lisansımı tamamlayıp iş hayatına atıldıktan 4-5 sene sonra evlenmeyi planlarken bir yandan ailemin yoğun ısrarı bir yandan da hayatımın erkeğini planladığım süreden önce bulma şansını yakalamam planlarımı biraz değiştirdi. Malum her zaman fırsatlar ele geçmiyor, aşkın zamanı da olmuyor diyerek planladığım tarihten 2-3 sene erken erdim kerevete. Aynı şekilde evlendikten sonra en az 5 sene çocuk sahibi olmayı planlamazken babamı ani kaybedişimin ardından iyice yoğunlaşan bebek baskıları da bu düşüncemi değiştirmeme neden oldu.

Bebek kararı vermek çok garip bir olgu... Birçoğu sanki belli bir yaşa geldiğimizde kendimizi zaten anneliğe hazır hissedeceğiz diye beklerken, bunun asla olmayacağının farkında değiller. Hiç bir zaman ‘Hah ben oldum artık, yeterince hayatımı da yaşadım. Artık anne olmaya hazırım’ denmiyor eğer hala 20’li yaşlardaysanız. Kendinizi hep genç hissediyor ve daha çok yaşayacak şeylerim var, bebek bekleyebilir diyorsunuz. Haksız sayılmazsınız tabii, hayatın en güzel dönemi sonuçta. Ama biliyorsunuz sağlıklı bir çocuk sahibi olmak ve sağlıklı bir doğum için doktorlar ilk bebeğin 20-30 yaşlar arasında olması gerektiğini söylüyorlar. Bence haklılarda. Ben geç gelen bir çocuğum mesela, hatta tekne kazıntısı bile diyebilirsiniz. Annem 40 yaşında, babam ise 42 yaşında iken ben olmuşum. Bu yaş farkı büyüyüp onları anlayabilecek yaşa gelene kadar hep problem olmuştur. İlkokulda beni almaya gelen babama arkadaşlarım dede derdi mesela... Benim ergenlik dönemim annemim menopoz dönemi ile çakıştığından evdeki gerilimi siz hesap edin. Bir de jenerasyon farkını düşünün, onların yaşadığı hayat ve beni yetiştirmeye çalıştıkları birey ile benim olmak istediğim birey arasında dağlar kadar fark vardı. Bu da sürekli gerginlik demekti... Ayrıca bir de güç ve sabır olayı çocuk sahibi olmak, belli bir yaştan sonra hem gücünüz hem de sabrınız azaldığından çocukla olan iletişiminiz daha farklılaşıyor. Daha çabuk yoruluyor, daha çok tahammülsüzleşiyorsunuz...

Bu düşünceler eşliğinde evliliğimin 2,5. Senesinde 1 yıl içerisinde bebek yapmaya karar verdik. Yengeç burcunun tüm özelliklerini taşıyan biri olarak anneliğe kolay adapte olacağımdan emindim, bu nedenle hiç korkum olmadı bebekli hayattan. Tek içimde kalan borç ödemek ve yoğun iş temposu nedeni ile zaten tadını çıkaramadığım evlilik hayatımı tam yaşayamamak oldu. Umarım bebeği biraz büyüttükten sonra bunun acısını çıkarabilirim.

Bebek sahibi olmak ciddi bir sorumluluk olduğu için gerçekten çok iyi düşünüp planlamak gerekiyor. İşte uzmanların ağzından bebek kararı verirken dikkat edilmesi gerekenler;

  • Eşler Bebek İstiyor mu?

Bu karar, eşler için ileride paylaşılması gereken büyük bir sorumluluğu beraberinde getirmektedir. Bundan dolayı bir bebeğe sahip olma kararı eşlerin birlikte alacağı, ortak bir karar olmalıdır. Eşlerin ya da akrabaların bebeği isteyip istememeleri, yani ekonomik, psikolojik, bedensel ve sosyal yönlerden bu bebeğin dünyaya gelmesine hazırlıklı olup olmamaları, hamilelikten itibaren önemlidir. Eğer anne olumsuz duygulara sahipse, çocuğu istemiyorsa ya da çevresi çocuğu istemiyorsa bu olumsuz duygular bebeği de etkileyecektir. Bazı çalışmalar gebelik boyunca istenmeyen bebeklerin daha düşük kiloda doğduklarını ve daha fazla tıbbi yardıma ihtiyaç duyduklarını göstermiştir.

  • Uyumlu Bir İlişki mi?

Bebek sahibi olmadan önce bebeğin gelişiminde eşlerin arasındaki ilişkinin önemli bir rolü olduğu unutulmamalıdır. Beraberliğin de bebeğe hazır olması önemlidir. Hamilelik döneminden başlayarak anne-babanın birbirlerine destek olmaları bebeğin her yönden sağlıklı gelişmesini sağlayacaktır. İşte bu nedenlerden dolayı evlenir evlenmez çocuk sahibi olmak birbirini henüz tam olarak tanımamış çiftler için erken bir karar olabilir. Bazen de sorunlu evliliklerin bir bebeğin doğumuyla düzeleceği düşünülür. Aslında bu ağır sorumluluk en iyi giden ilişkilerde bile gerginlikler yaratabilir, sorunlu olan ilişkilerde ise çocuğun doğması sorunun hızla büyümesine yol açabilir. Halbuki anne babanın yaratacağı sevgi ve güvene dayalı huzurlu bir aile ortamı bebeğin temel gereksinimlerinden biridir.

  • Annenin Yaşı ve Fiziksel Durumu Bebek Sahibi Olmaya Uygun mu?

Planlanmadan ve çok sayıda gerçekleşen hamilelikler bir annenin vücudu kadar ruhsal durumu için de yıpratıcı olabilir. Hamilelik aralıklarının en az iki yıl olması annenin vücudunu toparlayabilmesi ve yeni bir bebeğe hazır olması için önemlidir.

Diğer önemli bir unsur da hamile kalınacak yaştır. Çok erken ya da çok geç yaşlarda yaşanan hamilelikler hem bebek hem de anne için sorun yaratabilir. 18 yaşından küçük kadınlarda fazla olan ölü doğum ve düşük kilolu bebek doğurma riski annenin sağlığına özen göstermesiyle azalabilir. 35 yaşın üzerindeki annelerde problemli gebelik riski yüksektir ancak anne adayı sağlıklı ise ve kendisine dikkat ederse bu riski azaltabilir.

  • Ailelerde Kalıtsal Hastalıklar Var mı ve Akraba Evliliği mi?

Öncelikle her iki ailede de kalıtsal bir hastalık olup olmadığını öğrenmek gerekir çünkü bu hastalığın bebeğe geçme tehlikesi vardır. Akraba evliliği yapılmışsa ya da eşlerde kan uyuşmazlığı varsa bunlar doktorla konuşulmalıdır.

Aile Mektupları Bilgi ve Destek Seti (2003- AÇEV) - Uzman Danışman Aylin Koçak

 
Toplam blog
: 74
: 8561
Kayıt tarihi
: 30.04.14
 
 

İsmim Emel, İstanbul doğumluyum. 29 yaşında, evli ve çocuklu bir satış yöneticisiyim. 8 senedir T..