- Kategori
- Bebek - Çocuk
Bebekli bir mutfak

Yeğenim Egemeeenn
Bir bebekle birlikte yaşamanın binlerce (abartmıyorum) güzel yanı olduğu gibi zor yanları da var. Öyle ki, bazen çığlık atmak isteyebilirsiniz, kaldı ki atarsınız da! Ancak en çok çığlık mutfaktan gelir. Örnekleri aşağıdaki gibidir:
- Duuuurrrr fırına yaklaşma Egemeeeenn cıssss!!!...
-Hayıııırrrr ee oldu ellerinnn Egemeeennn...
-Çöpten mi aldın onuuu, inanmıyorum sana Egemeeennn!!!
-Egeeee!!! Çık o bulaşık makinesinin içindeeennn!!...
-Çoraplarını çıkartmaaa Egeee... Ne işi var onların masadaaaa!!!
-Egemeeeennn bırak o yağ şişesiniiiii... vb.
Kah yemek yerken kah mutfakta iş yapılırken atılan bu çığlıkların dışında mutfaktan bir yetişkinin yalvarmalarını da duyabilirsiniz. Örneğin:
-Mamamamam... Hımmmm.. Hadi Ege, bir kaşık dahaaa... Noluuurrr...
-Egeeee, hadi biraz da salona gitt, lütfeeennn. Baaakk TV'de "Bay Şaşkın" çıkmıııışşş...
Bebekli bir sofrada olması gerekenler ise aşağıdaki gibidir:
1 adet plastik tabak, 1 adet biberon, 1 adet ıslak ağız bezi, 2 adet yetişkin ve 1 adet 12-36 aylık bebek.
Olmaması gerekenler ise:
Masada bebek çorabı, saçlarda yoğurt, yerde yemek parçaları, bolca yetişkin çığlığı, yenen her lokmadan sonra alkış sesleri ve her an yepyeni süprizler... ama hep olmaması gerekenler olur. Olsun varsın! Seviyorum ben yine de yemek saatlerini.
Yeğenlerimle birlikte yaşamak bana çok şey kazandırdı. Bir çocuğu eğitmek, yemek tarifleri gibi kitaptan okunup uygulanabilecek bir şey değilmiş. Bunu öğrendim. Bir mutfağın, bir bebek için, eğlenceli bir park olduğunu keşfettim. Tabii ki bunlarla sınırlı değil öğrendiklerim. Anne olmanın ne demek olduğunu da ablamdan öğrendim.
Teyze olmak, güzel şey!