Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Nisan '08

 
Kategori
Deneme
 

Beden dili [Ödev]

Ödev için yazdığım bir şey... Doğu Ekspresinde Cinayet'in içinde geçen bir kavramla ilgili deneme yazısı...

BEDENİNİZ SİZİ ELE VERİR

İnsanları bakışlarından ve davranışlarından tanıyabilirsiniz. Zor olsa da bazı mesleklerde elinizdeki en büyük güçtür bu. Dedektif olduğunuzu düşünün bir anlığına. Önünüzde oturan şüpheliyi neye göre değerlendirebilirsiniz? Anlattıklarının doğruluğundan nasıl emin olabilirsiniz? Bakışlarını sağa veya sola yönlendirmesi şimdi bir anlam taşımıyor olabilir sizin için; ama eğer gerçekten bir dedektif olsaydınız onun her bir hareketi sizi sonuca götüren adımlar olacaktı.

Cinayetler ve dedektifler Agatha Christie’nin eserlerinin vazgeçilmez öğeleridir. Yazdığı eserlerin içinde onun en parlak döneminde yazdığı düşünülen romanıdır Doğu Ekspresinde Cinayet. Eser, bir trenin içinde geçen olaylar örgüsünde dedektif Hercule Poirot’un ustalıkla çözdüğü cinayeti anlatmaktadır. Bu eser düşüncelerin hareketlere yansımasının, beden dilinin önemini anlamamız için iyi bir kaynaktır. Öyle ki Hercule Poirot işlenen cinayeti çözerken insanların davranışlarına ve bir anlık duraksamalarına bile büyük bir önem vermiş, mucize sayılabilecek kadar büyük bir ustalıkla da doğru sonuca ulaşmıştır.

Samuel Ratchett, yani öldürülen adam Hercule Poirot tarafından şöyle tanımlanmıştı: “Altmış beş, yetmiş yaşlarında bir adamdı. Biraz uzaktan o hayırseverlere özgü yumuşak biri gibi görünüyordu. Çıplak başı, çıkık alnı ve bembeyaz takma dişlerini ortaya koyan gülümsemesi… Bütün bunlar onun insanları seven, merhametli biri olduğunu belirtir gibiydi. Yalnız gözler bu izlenimi yalanlıyordu. Küçük, çukura kaçmış ve hilekâr bakışlıydı bu gözler.” (Christie, 17). Poirot’un tanımlamasındaki bu şüpheci yaklaşımın doğru olduğu ileriki bölümlerde Samuel Ratchett’in aslında küçük bir kızın ölümünden sorumlu olan Casetti olduğu anlaşıldığında görülecekti. Başka bir bölümde de cinayetin işlendiği yerde bulunan bir mendil hakkında geçen konuşmada dedektifin yakaladığı bazı ipuçları vardı; “ ‘Bu mendil sizin mi?’. Kadın mendili incelerken kısa bir sessizlik oldu. Sonra Hildegarde Schmidt başını kaldırdı. Yüzü biraz kızarmıştı. ‘Hayır, efendim. Benim değil.’ ….. Dinleyenlerin içinde sadece Poirot kadının hafifçe durakladığını fark etti.” (Christie, 101). Daha sonra bu mendilin, Bayan Schmidt’in hizmetçiliğini yaptığı bayana ait olduğu öğrenildi. Poirot ise Bayan Schmidt’in olayla bir ilgisi olduğunu mendili gördüğündeki anlık duraklamasından anlamıştı. Bayan Schmidt’i ele veren davranışları ve tepkileri olmuştu. Dedektif Poirot’un da sıkça kullandığı bir yöntem vardı. Bu da insanlar hakkındaki şüphelerini onlara sunarak verecekleri tepkileri ölçmekti. Bu konudaki fikirlerini “…Eğer size yalan söylemiş olan birinin yüzüne gerçeği çarparsanız çoğunlukla işin doğrusunu açıklar. Çoğu zaman şaşırdığı için tabii. Bunu yapabilmek için tahminlerinizin doğru olması gereklidir.” (Christie, 145) diyerek anlatmıştır.

İnsan davranışları, bakışları, görünüşü düşünce yapısını nasıl ele verir? Bu konuda yazılan kitaplar ve yapılan seminerler var. Kişinin düşünceleri beden diline yansır, bu kaçınılmazdır. Beden dili tahlili sadece dedektifler tarafından değil; eleman alımlarında, görevlendirmelerde patronlar tarafından da kullanılan bir yöntemdir. Bir meslek için başvuruda bulunduğunuzda işverenin üzerinde bırakacağınız etki, sizi akademik başarısı sizden daha yüksek olan kişilerin önüne taşıyabilir. İnsanlar üzerinde iyi etki bırakmak için yapılması gereken şeyler beden dili üzerine yazılan kitaplarda ve yapılan araştırmaların sonuçlarında da sunulmaktadır.

Günümüzde insan ilişkilerinde maalesef sadece sözlere güvenerek karar vermemiz mümkün değildir. Diğer duyularımızı da kullanarak karşı tarafın düşünce yapısı ve söyledikleri arasındaki ilişkiyi görmek, değerlendirmek gerekir. İnsanlarin yüzyüze kurdukları ilişkide, kelimeler %10, ses tonu %30, beden dili %60 önem taşır. Beden dili üzerine araşırmalarda bulunmuş olan Elif Yazar’ın sözleriyle ilgili bir yazıda, “Karşısındaki kişiden gözlerini kaçırarak konuşmanın, güven eksikliği ya da karşıdaki kişinin üstünlüğünü kabul etme olarak yorumlandığını ifade eden Yazar, kişinin gözlerine dik dik ve sürekli bakmanın ise rahatsızlık vereceğini kaydetti.” denmiştir. Yapılan araştırmalar da insanların farklı davranışlarının farklı anlamlara geldiğini göstermektedir. Yalan söyleyen biriyle doğruları söyleyen biri arasındaki; utangaç, çekingen biriyle insanlarla daha kolay iletişim kurabilen biri arasındaki davranış farklılıkları onların bu kişiliklerini ortaya koyar.

Doğu Ekspresinde Cinayet’i okurken Hercule Poirot’un , yılların verdiği tecrübeyle beraber trendeki on iki kişinin beden dilini kolayca okuması ve çözüme ulaşması insanlarda bu konuda bilgileri olursa başarılı olabilecekleri fikrini uyandırır. Çünkü hayatın her alanında başarılı olabilmek için insan ilişkilerinde baş aktör olmak gerekir. Bu da beden dilini çözmekle mümkündür.

Kaynaklar:

http://www.bilgiland.com/beden-dili/beden-dili-kendimizi-ele-veriyor.html


Doğu Ekspresinde Cinayet, Agatha Cristie

 
Toplam blog
: 41
: 542
Kayıt tarihi
: 30.03.08
 
 

Müzisyenim. Gebze'de TEV İnanç Türkeş Lisesi'nde okuyorum. Arada bir bir şeyler yazmak hoşuma gidiyo..