- Kategori
- İzmir
Belediye otobüsünde cep telefonu yasağı yargıya taşındı

Toplum içinde yaşamak zor zanaat.
Bazen alışılagelmiş fakat mantığa ters olan kuralları düşündüğümde kendi kendimi yiyip bitiriyorum. Toplumdaki her bireyin benim düşündüğüm bu kuralları düşünmediğini varsaydığımda bu insanların nasıl bir şey düşünmeden yaşamaya devam ettiklerini düşünmeye başlıyorum.
Anlatmak istediğim şey düşünmenin ardına dolandı fazlasıyla sanırım.
Her dayatmanın ya da uygulatılmak istenenin, nedeninin sorulmadan, sorgulanmadan, farklı açılardan bakılmadan kabul edilmesi beni rahatsız ediyor.
İzmir’deki uygulama
İzmir’de belediye otobüslerinde cep telefonu ile konuşmak yasak. Tüm belediye otobüslerinin içinde birkaç tane uyarı yazısı ile bu yasak belirtilmiş durumda.
Birçok insan bu yasağın cep telefonu dalgalarının otobüsün elektronik aksamına zarar verdiğinden dolayı olduğunu sanıyor. Ancak bu bilgi kulaktan kulağa, insandan insana bir şehir efsanesi olarak yayılmış durumda.
Kaldı ki yasak elektronik aksama sahip olan olmayan tüm belediye otobüslerinde uygulanıyor. İşin en komik kısmı ise aynı otobüslerden İstanbul’da, Ankara’da, Mersin’de, Antalya’da, Çanakkale’de ve Adana’da da olmasına rağmen bu şehirlerde benzer yasakların olmamış olması.
Yani eğer bu elektronik dalgalar otobüse zarar veriyorsa diğer şehirler insan hayatını riske mi atıyorlar?
İzmir’deki Belediye Otobüsleri
İzmir’de bir belediye otobüsünde, es kaza birkaç saniye cep telefonu ile görüşürseniz otobüsteki diğer yolcular ve şoför sizi telefonunuzu kapatana kadar taciz etmeye başlar. Eğer kapatmamakta direnirseniz otobüsten aşağıya kadar atabilirler. Eğer yabancıysanız ve şehre geliyorsanız, belediye otobüsüne binerken çok dikkat edin. Dayak yeme, otobüsten aşağıya atılma, hakarete uğrama, tacize uğrama gibi durumlarla karşılaşabilirsiniz.
Herkesin makine mühendisi ya da otobüs uzmanı olduğu İzmir’de Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı otobüs şirketi ESHOT Genel Müdürlüğü’nün gerekçesiz uygulaması insanları birbirine düşman ediyor.
Bir defa bir teyze telefonla konuştuğumu görüp ısrarla telefonu kapatmamı söylediğinde ona benzer otobüslerin İstanbul’da da olduğunu ve bu yasağın sadece insanların bağırarak telefonla konuşarak başkalarını rahatsız etmelerini engellemek niyetiyle yani tamamen ahlaki gerekçelerle konulduğunu anlatmaya çalışmıştım. Bu anlatımımın ardından önce ahlaksız, sonra terbiyesiz ve edepsiz en son da ailesinin bir gıdım bir şey öğretemediği toplum düşmanı bir insan ilan edildim. Bütün bu olanların üstüne belediye otobüsündeki kişiler tarafından kendinden büyük insanlarla nasıl konuşacağımı bilmediğim için inmem istendi. Mahalle baskısının gücü ile otobüsten inerken en ahlaksız yanımla içimden küfürler savurmak zorunda kaldım. Çünkü böyle gereksiz bir yasakla gereksiz muamelelere maruz kalmak çok acı bir şey.
En Sonunda
En sonunda benim kafamdaki fikirleri uygulamaya döken biri çıkmış.
Benim gibi otobüste mahalle baskısı ile karşılaşan ve belediye otobüsü şoförü ile yumruk yumruğa kavga eden vatandaş ESHOT’u mahkemeye vermiş.
Davacı Ercan Gürkan, ESHOT'un uyguladığı bu yasağın, halkı şiddete teşvik ettiğini ve hiçbir yasal dayanağı olmadığını öne sürerek ‘yürütmeyi durdurma’ istemiyle dava açmış.
Öncelikle ESHOT Genel Müdürlüğü’ne telefon yasağı ile ilgili bilgi almak için dilekçe yazan Gürkan’a verilen cevap ise komedi örneği taşıyor:
“ESHOT Genel Müdürlüğü filosunda bulunan yeni ve eski tüm otobüslerimizde cep telefonu kullanımı kurumumuzca uygun görülmemektedir. Bu uygulama yalnızca teknik anlamda değil, genel olarak insan sağlığı ve sosyal bakımdan oluşan faktörler de değerlendirilerek uygulamaya konulmuştur. Kurumumuz her ne kadar telefon kullanımı için şikayetler alsa da yoğun trafik ve kalabalık bir ortamda yolculuk yapılması ve diğer yolcuların rahatsızlığı açısından da uygulamanın devamı için yoğun bir şekilde görüşler almaktadır.”
Yasağın Türkiye'de sadece İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından uygulandığını iddia eden Gürkan, “İnsanları şiddete teşvik eden, vatandaşları korku ve telaşa sürükleyen bu uygulamanın hiçbir yasal dayanağının olmadığına inanıyorum” demiş. Gürkan, şöyle devam etmiş:
“ESHOT Genel Müdürlüğü, bu uygulama ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet vermektedir. Yasak kararında hiçbir hukuki dayanak yok. Bu yasak kararı, belediye meclis veya encümen kararlarından biri değil. Bu yasak kararıyla ilgili Başkanlık oluru da bulunmuyor. Hukuka aykırı olarak alınan bu yasak kararı halk arasında endişe, korku ve panik yaratıyor.”
“Teknik ve yasal dayanağı olmayan bu yasak eğer sosyal ve kültürel gerekçelerle uygulanmaya devam ediliyorsa, diğer toplu taşıma araçlarına da benzer yasak ibareleri konmalı. Metro ve deniz ulaşımında böyle bir yasak söz konusu değil. Bu konuda araç içinde oluşabilecek kargaşa ve vatandaşlar arasındaki gerginlik, giderek cinayete bile sebep olabilir. Eğer bir belediye otobüsü, cep telefonu sinyallerinden etkilenip kaza yapıyorsa, benzer kazaları, şehrin her yanına konuşlanmış baz istasyonlarının etrafında ve sinyal karıştırıcı jammerların yakınında görmek mümkündür. Yasak ile ilgili açtığım idari davanın da lehime sonuçlanacağını umut ediyorum.”
Benim gibi düşünen bir vatandaşın olması mutluluk verici. Dava sürecini en yakından takip etmeye devam edeceğim…
Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU
Bu blog Milliyet.com.tr sitesinden 61454 kez görüntülenmiştir