- Kategori
- Deneme
Belki bir gün
Gerçekten her kalp atışı sevgi mi, aşk mı bilemedim... Yüreğim öyle fevri ki bu aralar, onu dizginlemek zor hatta imkansız geliyo. Sev, sev, sev diyo hem de neyi, kimi olursa olsun sev. Bir ağacı, bir insanı, bir hayvanı... Peşini bırakmayan, sende alışkanlık olan bu yalnızlıktan kurtul. Rüzgar sana şehvetli bir davet gönderiyosa, düşünme kendini bırakmak için, tereddüt etme yüreğini küçük bir kız masumluğu ile uçurmak için. Sev diyo...
Kalbim mi, aklım mı; şaşkınlık hem de kelimelerin bile yetersiz kaldığı bir şaşkınlık. Bir yanım coş diyor, kim senin yüreğini anlarsa ona koş; ama diğer yanım, her çılgınlık gibi bunun da hüzünle sonuçlanacağından korkup kendini saklıyo. Yine bir seçim, yine bir yol ayrımı ile karşılaştırıyo hayat beni. Hangi yola adım atsam, arkama dönüp bakmaktan alamıyorum kendimi. Cesaret, şu aralar yüreğimden azat edilmiş bir kuş misali yalnız bıralmış beni. Aslında benim görmekten korktuğum, ortaya çıktığında yanlış yapmama sebep olacak diye sakladığım sevgim olmuş cesaretim. Belki ben sevgiyi hak etmiyorumdur diyor; sadece dilden çıkarıp, aklıma kazıyorum, her defasında kendime kızarak. Kötü biri miyim peki? Hayır yada evet, aslında bunun cevabı ile de pek ilgilenmiyorum çünkü ben ayrıntıda gizli olan, o görmediğim, hissetmediğim sevgiyi istiyorum.Hem de suya hasret, çatlamış dudakları ile serap görmeye bile razı insan misali bana ait sevgimi istiyorum.
Hayat gün geçtikçe ordan oraya savuruyo beni; köksüz bir ağaç, öksüz bir yaprak gibi. Her yeni liman tek damla gözyaşı getiriyo, içime akan, düştüğü yerde bir volkan yaratan; oysa inanmak istemiştim , ilk defa karşılıksız, menfaatsiz sevmek istemiştim yada kendimi kandırmıştım sadece... Bilemiyorum, tek bildiğim başkaları için her defasında terk ettiğim, yalnızlığım vefakardı çünkü yine yanımdaydı herzaman ki gibi, yalnızdım yine yeniden... Üzüntü peşimi bırakmıyo, beni çok sevdi sanırım ya da ben ondan ayrılamıyorum, bilirsiniz alışkanlıklar kolay bırakılmıyo. Keşkelerim engel oluyo mutluluğuma, sezgilerim engel oluyo doğru yolda yürümeme, dost bildiklerim engel oluyo hayata haykırmama; yüreğimdekileri boşaltıp içimde yara yapan her damlayı dışarı akıtmama.
Yorgunum evet... Öyle yorgun ki bu beden küçük bir çocuğun önünde bile savunmasız, çaresiz kalıyor. Ayaklarım kollarımda biriken sorumluluğu taşımaktan artık bitkin. Her adımda, her harekette durmak istiyor çaresizce. Kendime bile anlatamıyorum artık çaresizliğimi. Aşk, sevgi sadece filmlerde olan, izleyince biten hayali duygular oldu. Sanki hayat oyun, bende oyuncak oldum şu hayatta. Her oyunda kolu bacağı kırılan, sahte de olsa oynadığı oyunu seven masum bir oyuncak, sadece oyuncak işte...
Sevmek istiyorum artık. Evet belki diyorum; karanlığımdaki aydınlık elbet görünecek, güneş battığı gibi elbet doğacak.Evet belki diyecem bir gün "hoşgeldin dünyama"...
Kalbim mi, aklım mı; şaşkınlık hem de kelimelerin bile yetersiz kaldığı bir şaşkınlık. Bir yanım coş diyor, kim senin yüreğini anlarsa ona koş; ama diğer yanım, her çılgınlık gibi bunun da hüzünle sonuçlanacağından korkup kendini saklıyo. Yine bir seçim, yine bir yol ayrımı ile karşılaştırıyo hayat beni. Hangi yola adım atsam, arkama dönüp bakmaktan alamıyorum kendimi. Cesaret, şu aralar yüreğimden azat edilmiş bir kuş misali yalnız bıralmış beni. Aslında benim görmekten korktuğum, ortaya çıktığında yanlış yapmama sebep olacak diye sakladığım sevgim olmuş cesaretim. Belki ben sevgiyi hak etmiyorumdur diyor; sadece dilden çıkarıp, aklıma kazıyorum, her defasında kendime kızarak. Kötü biri miyim peki? Hayır yada evet, aslında bunun cevabı ile de pek ilgilenmiyorum çünkü ben ayrıntıda gizli olan, o görmediğim, hissetmediğim sevgiyi istiyorum.Hem de suya hasret, çatlamış dudakları ile serap görmeye bile razı insan misali bana ait sevgimi istiyorum.
Hayat gün geçtikçe ordan oraya savuruyo beni; köksüz bir ağaç, öksüz bir yaprak gibi. Her yeni liman tek damla gözyaşı getiriyo, içime akan, düştüğü yerde bir volkan yaratan; oysa inanmak istemiştim , ilk defa karşılıksız, menfaatsiz sevmek istemiştim yada kendimi kandırmıştım sadece... Bilemiyorum, tek bildiğim başkaları için her defasında terk ettiğim, yalnızlığım vefakardı çünkü yine yanımdaydı herzaman ki gibi, yalnızdım yine yeniden... Üzüntü peşimi bırakmıyo, beni çok sevdi sanırım ya da ben ondan ayrılamıyorum, bilirsiniz alışkanlıklar kolay bırakılmıyo. Keşkelerim engel oluyo mutluluğuma, sezgilerim engel oluyo doğru yolda yürümeme, dost bildiklerim engel oluyo hayata haykırmama; yüreğimdekileri boşaltıp içimde yara yapan her damlayı dışarı akıtmama.
Yorgunum evet... Öyle yorgun ki bu beden küçük bir çocuğun önünde bile savunmasız, çaresiz kalıyor. Ayaklarım kollarımda biriken sorumluluğu taşımaktan artık bitkin. Her adımda, her harekette durmak istiyor çaresizce. Kendime bile anlatamıyorum artık çaresizliğimi. Aşk, sevgi sadece filmlerde olan, izleyince biten hayali duygular oldu. Sanki hayat oyun, bende oyuncak oldum şu hayatta. Her oyunda kolu bacağı kırılan, sahte de olsa oynadığı oyunu seven masum bir oyuncak, sadece oyuncak işte...
Sevmek istiyorum artık. Evet belki diyorum; karanlığımdaki aydınlık elbet görünecek, güneş battığı gibi elbet doğacak.Evet belki diyecem bir gün "hoşgeldin dünyama"...