- Kategori
- Dostluk
Belki de hiç yoktun!

Netten
Uzaklardan bana seslendiğini duyar gibi oluyorum zaman zaman.
Esen rüzgâr sesini bana kadar getiriyor ama bu sesin kendi hayalim olduğunu biliyor dönüp bakmıyorum o yöne. İçime işlese bile. Şu deniz. Şu rüzgâr.
Kaç kere geldik seninle buraya hatırlamıyorum. Her nefessiz kaldığımda, her yalnızlık acısında, her ağlama krizlerinde, her kararsızlık anında kendimizi burada bulurduk. Hiç konuşmadan yanımda deli esen rüzgarı hissedip, korkutucu dalgalarını izlerken, kaç kere çığlık çığlığa sustuk. Sen. Hep gri arabanın önüne yarı oturmuş, ayaklarını kaldırıma uzatmış, ellerin göğsünde kenetlenmiş, bana bakmadan ama beni görerek, denizin derinlerine dalıp gittiğin anlarda, öylece beklerdin benim uysallaşmamı. Tek kelime etmeden. Derin bir nefes alıp gelip senin yanına otururdum. Anlardın ki daha iyiyim, anlardın ki üşümeyen ben artık üşüyebilirim. Sonra elini uzatırdın. Elini tutar hafifçe gülümser ve binerdik arabaya. Kaç kere yağmura yakalandık da kılını kıpırdatmadın. Kim bilir belki rüzgârla birlikte yağmurlardı birazda beni alıp götüren; bilirdin. Bilirdin, o an bana dokunmaman gerektiğini. Bilirdin, gözyaşlarımı içime akıttığımı ve dertleştiğimi. Yalnızlığımla barıştığım tek anın bu olduğunu ve kutsal bir an gibi bozulmaması gerektiğini bir tek sen bilirdin.
Bugün!
Sensiz
Kimsesizim
Bir de sensizken geldim buraya. Sensizliğe ağlamak için birazda.
Yeşil, bol cepli asker pantolonum, beyaz tişörtüm ve her zaman boynuma taktığım fularımla, saçlarımı savuran rüzgâra yüzümü dönüp, canım acıyana kadar soluksuz kaldım. Gözlerim kapalıyken daha çok duyuyorum denizin sesini. Balıkların konuşmalarını. Martıların kavgalarını. Simdi yoksun!
Deniz...
İçime yer eden isyanı söküp atabildiğim tek yer bu sahil. Bu sefer seni haykırıyorum Deniz'e. Bu sefer deniz bağlamış ellerini göğsünde, bana bakmıyor ama görüyor. Beni dinlemiyor ama cevap veriyor. Esen rüzgar sesini bana kadar getiriyor. Gri araban yok. O vakur duruşun yok. O dost omuzun yok. O uzattığın sıcacık elin yok. Senden bir haber, bir iz yok.
Bugün, dün ki gibi ve muhtemelen yarında olacağı gibi sen yoksun.
Belki de hiç yoktun!