​ Belki deli kesin dahi Dali Ankara'da: Sergiden Canlı Yayın / Resim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mayıs '12

 
Kategori
Resim
 

Belki deli kesin dahi Dali Ankara'da: Sergiden Canlı Yayın

Belki deli kesin dahi Dali Ankara'da: Sergiden Canlı Yayın
 

sergiden


Gülse Birsel'in klavyesine, gözlem gücüne sağlık: İlahi Komedya denince artık hepimizin aklına ilkin Yalan Dünya'daki 'İLAHİ KOMEDYAA!' diye bağıran Çağatay Koçtuğ geliyor; ama İstanbullulardan sonra şimdi de Ankaralılar için, bu aralar bir de CerModern'de 20 Mayıs'ta bitecekken 31 Mayıs'a uzatılan Dali sergisi gelmeli sanırım.

Sergi, birbiriyle pek de bağlantısı bulunmayan ama bakıldığında Dali'nin sanatının bütününü yakalama fırsatı veren üç ayaklı bir yapıda tasarlanmış: İlahi Komedya, Sürrealizmin İzleri ve Gala'da Akşam Yemeği. 

İlahii Komedyaa, Dali'nin 1951-60 yılları arasında Dante'nin 700. doğum yılı sebebiyle yaptığı 100 suluboya resimden oluşuyor. Bir edebiyat şahaseri olan İlahi Komedya bilindiği gibi yazarı ve kahramanı Dante'nin Cehennem, Araf ve Cennet'e yaptığı yolculukları mitolojiden beslenerek anlatır. Dali'nin resimleri de bu nedenle 33 kantodan oluşan aynı adlı 3 bölümden oluşuyor. Her bir bölümün ilk anda bile fark edeceğiniz ayrı ruh ve renk dünyası var. Dali, fırçasıyla Dante'nin oylumlu kitabını kendi imgelem dünyasıyla kaynaştırarak bölüm bölüm aynı özenle işlemiş.

Cehenneme hazır olun:

Sanat ruha dokunmaksa, ne yalan söylemeli, Cehennem başlığı altındaki resimlere karşı biraz daha geçirgen hissediyor insan kendini. 

İlahi Komedya'da Cehennem, dibine indikçe daralan ve iç içe geçmiş dokuz daireden oluşur. Bu dairelerden birinin girişinde Dante'yi antik mitolojide Cehennem bekçiliği yapan üç başlı köpek, Kerberos karşılar:

Korkunç görünüşlü azgın Kerberos hayvanı,

köpek gibi havlıyordu üç ağzının üçüyle,

sulara gömülü ölülere.

Gözleri kırmızı, sakalı yağlı, karaydı,

karnı kocaman, elleri tırnaklıydı;

ruhları tırmalıyor, derileri yüzüyor, parçalıyordu.

(Cehennem VI)

Cehennem bölümüne girişte büyük sütunlardan birinde Kerberos'un büyük halini göreceksiniz. Sabırlı olursanız suluboya orjinalini de...

Kızgınlar isimli suluboyasında Dante'ye kızanlar resmedilir: Ölüler dünyasında yaşayan birinin işi nedir?

Işıklı Cennet:

her ruh sanki küçük bir yakuttu,

içinde güneş ışınları kaynaşıyordu,

ışınlar gözlerime vuruyordu.

(Cennet XIX)

Serginin en sevdiğim resimlerinden biri Gökten Düşen Melek de cennettendi.

Gala ile Akşam Yemeği

Bölüm şu sözlerle başlıyor:

Katalanların sadece yedikleri, işittikleri, dokundukları ya da gördükleri şeylerin var olduklarına inandıkları söylenir. Bir Katalan olan ve hayatı boyunca bunu bir imtiyaz olarak gören Dali için de bu durum farklı değildir. Dali, mutfakla ilgili bu soyaçekime dair şunları söylemekte sakınca görmez:

'ne yediğimi biliyor, ne yaptığımı ise bilmiyorum.'  

Dali aşçı olmak istemiştir zamanında. Gala'nın onu yüreklendirmesi, deli değil gerçek bir sanatçı, yaratıcı olduğunu söylemesiyle ressam olmuş ama yemeklerin o büyülü ev anlamlı dünyasından da vazgeçmemiş. Ünlü aşçıların mutfaklarından aldığı ilhamı yemek efsaneleriyle birleştirince ortaya 1971'de yaptığı 12 renkli litografi çıkmış: etler, fasulye kraliçeler, insandan beyinler, zıtlığa vurgu yapmak istermişcesine filler, fareler...

Bu litografiler benim iştahımı biraz kapatıyor. Natürmortlardan gerçeküstücü yemek tablolarına epey hayal gücü gerekmiş sanırım.

Sürrealizmin İzleri  

Zihindekileri mantığın boyunduruğuna girmeden sözcüklerle, film kareleriyle, fırçayla, baskıyla... yani sanatsal aracılarla işlemeye sürrealizm diyebiliriz herhalde. Dali de sürrealizmin kralıdır. Kitleler Dali'yi sürrealizmi için sevdi ve bana göre Dali huzuru bir Gala'yla bir de sürrealist resimleriyle yakaladı. Serginin bu bölümünde hepimizin az çok tarzına aşina olduğu Dali'nin yine 1971'de yaptığı 9 renkli litografi yer alıyor.   

Sergiden zaman kısıtı nedeniyle ayrılırken aklım Dali'nin biyografisini kimi yerde kendi ağzından anlattığı siyah beyaz belgeselde kalıyor. Canım sıkılıyor, keşke bir 75 dakikam daha olsa ve bu dehayı, gerçek bir sanatçıya nasıl yaklaşması ve yürek vermesi gerektiğini bildiği için Dali'yi seven herkesin sanırım minnettar olduğu Gala'ya olan aşkını izlesem...

 

CerModern'e ve Kafka Kafe'de 12. Ankara Öykü Günleri'nde Özcan Karabulut ile birlikte yer aldıkları panel sebebiyle yalnızca plastik sanatlara değil edebiyata da salonlarını toplantılara açarak el verdiğini öğrendiğim  yetkililerine selam gönderiyorum. Ankara'ya can getirdiniz, desem abartmış olmam.

 
Toplam blog
: 132
: 3374
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Odtü mezunu; edebiyat ve sinema düşkünü biriyim. AFSAD’ta fotoğraf, Sinematek’te film yapımı üzer..