- Kategori
- Güncel
Belki...

İşçiler
Soma faciası neticesinde günlerdir ne yazacağımı ne düşüneceğimi bilemedim. Öncelikle elbette tüm ulusumun başı sağ olsun. Hepimiz bu felaket karşısında tepkimizi, üzüntümüzü dile getirdik. İhmal var mıydı? Bu kazada bir çok işçinin hayatı kurtulabilir miydi? 21. yüzyıldayız. Bu çağda uzmanı olmasak bile az çok bazı önlemlerin alınmasının mümkün olabileceğini biliyoruz. Bizim belkide en büyük problemimiz kendimizi kandırmamız. Nasıl araba muayenelerinde yangın tüplerini arkadaşlardan ödünç alırız. Sonra arabada yangın tüpleri olmaz. Hız yaparız radar varsa diğer sürücüleri uyarırız.. Bir çoğunuz kızacaksınız bana ama bizim en önemli problemimiz kurallara uymamak ve kuralları göstermelik yapmamız.
Hangi sektör olursa olsun denetimi yapan kişiler o ana uygun denetim yapar. Oysa bazı sektörlerde her şeye dikkat etmek gerekir. Para kazanma hırsı ne olursa olsun bunun önüne geçemez ve geçmemeli. İnsana değer verilen her ülkede çalışanada değer verilir. İş olsunda ne olursa olsun yaparız mantığı ile işe alınan ve bunlara eğitim verilmeyen, sadece çalışmaları beklenen ve kaza neticesinde ne yapması gerektiğini bilmeyen insanlarımız söz konusu olunca bugün ne sayısı ne kimliği hakkında anlamlı bilgiye ulaşabiliriz. Artık oldu bittiler bizim lügatımızda olmamalı.
Burada işçilerimize yeterince eğitim verilseydi eminim bu kadar acı ile karşılaşmayacaktık. Orada çalışan mühendisler görmüş oldukları aksaklıkları ilgililere iletseydi, iş güvenliği konusunda her türlü önlem alınsaydı, erken uyarı sistemi, yaşam odası, oksijen maskesi ve en önemlisi onlarla doğru kurulabilecek iletişim sağlansaydı. Bugün bunları dile getirmeyecektik. Hayatta kalanlar tesadüf kalmıştır. Bunun başka açıklaması yok. Eğer bir ülkede kaza olduysa ve başka ülkeler yardım teklif ettiyse kabul edilir. Bizim bilmediğimiz bir teknolojileri varsa onları kullanmalarına izin verilir. Ama görmelerini istemediğimiz bir ayıbımız varsa o zaman istemeyiz.
Hepimiz üzgünüz ama üzgün olmak aklı selim düşünmemizi etkilememeli. Sırf kızmak ve karşı gelmek için yazmamalıyız özellikle böylesi acılarda. Öncelikle en önemli konu güven ortamı. Hangi siyasi görüş olursa olsun. Şu anda insanların güven duymaya ihtiyaçları var. Bunun içinde o güven duyulacak kurumların olması lazım. Eğer birlikte üzülüp, sorumlular hakkında gereken yapılacak denebilse buna inanabilsek bir nebze içimiz rahat edecek. O zaman bileceğiz ki böyle işlerde önlem almayanlar çok ağır ceza alır. Bu tarz ihmalleri de hiç kimse yapmaz bundan sonra.
O zaman haydi iş güvenliği seferberliği yapalım. kayıtsız çalışan işçileri hangi sektörde olursa olsun ilgililere bildirelim. Toplum olarak bilinçlenelim. Taşeron firmaları sıkı denetleyelim. Bu bir insan hayatı.
Şair diyor ki
derine hep derine kazıyoruz
nerde çağımızın o altın kalbi
çağımızın altın kalbini arıyoruz
Herkesin altın kalpli olması dileğiyle...