- Kategori
- Psikoloji
Ben bir anneyim...

Minik faremi görmeyeli 17 gün, minik kuşumu ise 10 gün oldu.Ne çok özledim evdeki dağınıklıgınızı, anlamsız kavgalarınızı bile...
İlk günler sorumsuzluğun verdiği rehavetle pek iyi geliyor insana düşüncesiz, kaygısız başını yastığa koymak.Ama 3-4 günden sonra evin ıssızlıgında kayboluyorum sanki.Gündüz işin telaşı içinde geçiyorda akşam olup anahtarı çevirirken sağa sola girmek istemiyorum boş odalardaki sessiz yalnızlığıma.
Minik faremi ilk kucağıma aldıgımda ne çok gülmüştü hemşireler.Vermemiştim dışarıda bekleyen ailei efrada, kucağımda benimle birlikte çıkartımış “hoş geldin aramıza, ne mutlu ki senin annen olmanı bahşettin bana” diye karşılamıştım göğsümde yatırırken.Biraz da karıştırırlar korkusu vardı başka çocuklarla.Elimle odama kendim getirmeliydim.İyi ki kalmadı çocukluğundaki asiliğin, aykırılığın yoksa nasıl en iyi arkadaşım olmayı başarabilirdin.
Minik kuşumsa tam bir afatı devran mülkü Süleyman.Seni alamadım ilk kucağıma doğdugunda, uyuyordum, uyandıgımda ne bebek vardı nede bir insan.Allahım nasıl merak etmiştim 2 kat yukarı çıkıncaya kadar o nur yüzünü, Kime benziyordun nasıl bir çiçektin acaba?Her çocugun ilk konuşmaları çok eğlencelidir.Kuşumun bir ilavesi melodik titreşimler vererek ifade etmeye çalışıyordu kendisini.Müzik alanında başarılı olmasanda dans da istikbal vaad ediyorsun galiba.
Bugün pazar ne sıkıcı bir gün siz olmayınca.Öyle dolduruyorsunuz ki beni, eksik bir yerlerim.
Yemek yapmak anlamsız, gezmenin tadı yok.Her yer derli toplu dün bıraktıgım gibi.En son benim içtiğim bardak var lavaboda.Yok alışık değilim ben bunları yaşamaya, tokalarınızı toplamalıyım her odadan geçerken bir diğer tarafa, anlamsız kavgalarınızda taraf olmadan varlıgımı hissettirmeliyim.Kokunuzu içime çekerken sabah akşam aldığım gücümü arttıran ilaçsınız bana.Sizle bir bütün sizsiz, eksikliğimin içinde tamamlayamıyorum kendimi.
Hep güç verdiniz bana, en sıkıntılı anımda sizden aldım nefes alma gücünü.Varlığınızla çoğalıyorum, yokluğunuzda ise eksik hissediyorum kendimi.
Bakmayın melankolikliğime, hayatı arabesk yaşamayı seçen kategoride değilim.Özlemin getirdiği duygu yoğunlundayım sadece.Biliyorum ki eğleniyorsunuz, keyfiniz yerinde.Eh banada biraz melankolik takılmak düşüyor bu sıralar.
Özledim;
*Derhal odanızı topluyorsunuz,
*Aferim kardeşler birbirinin gözünü oymak için varlardır,
*E hadi ama sofra ziyafete dönüştü olmazsa diğer öğünüde şimdi yapalım
*Yarın ne pişirelim,
*Gününüz nasıl geçti
*Ev ev değil bujiteri dükkanı,
demeyi...
Minik farem, minik kuşum sizi seviyorum.