- Kategori
- Gündelik Yaşam
Ben bu blog'u kendime yazdım

İşte tam benim tabirim, kendime yazıyormuşum gibi. Üniversite yıllığında da kendine yazı yazan bir adamım ben zaten. Biraz övgü dolu, biraz da eleştirel… Az takipçisiyle, kendini anlamaya çalışan bir yazarım ben. Bir gün evimden gazetelere güncel olaylara ilişkin “köşe” yazıları yazdığını hayal ederek yazan, masaüstü bilgisayarını, tatilde dinlenirken yazılarını yollanmak için kullandığı küçük dizüstü bilgisayar sanan biriyim ben. Suyu rakı da sanabilirim istersem mesela. Ama işime gelmiyor, o yüzden en çok kendimi “yazar” olarak düşlüyorum. Bazen de şizofren gibi röportajlar veriyorum zihnimde. Küçükken de komşunun kapısını çaldığımda ne söylerim diye düşünüp prova yapardım. Sanırım şimdi de o konuşmalardan kazandığım pratikle hayatımı geçiriyorum. Üniversitede hocamın kapısında ne söyleyeceğimi düşünürdüm, şimdi patron şunu sorarsa ne derim diye tasarlayıp duruyorum.
Ben hayatı galiba iki kere yaşamayı seviyorum, birini planlı birini ise “doğaçlama” derler ya hani. Hangisini mi daha çok seviyorum? Galiba gücün bende olduğu, planladığımı biraz daha çok. Burada da bazı sorunlar çıkmıyor değil, sanmayın ki kendime pembe dünya yarattım. Orada da baya sorunlar buluyorum kendime. Bedavadan hayatı sevmiyorum, sadece biraz daha kolayından. Fakat doğaçlama olan hayatım da hiç fena değil, düşünmeden yaşıyorum bir kerede. Seviyorsam eğer direk yanaşıyorum, osu busu düşünmeden. Karar vermeden yaşıyorum. Çoğu zaman daha keyifli tahmin edersiniz ki. Hangisinde daha başarılıyım acaba? Arkasında karbon kağıdı olan, önceden yazılmış beni mi, yoksa asetat kağıda çizdiğim, şeffaf beni mi? Biraz ondan biraz bundan olsa ne olur ki sanki? Kim nerden bilecek nasıl harmanladığımı? Ya şizofren olduğumu düşünüp üzerime gelirlerse… Yandım demektir. Niiii, kimse anlayamaz. Sağlıklı insan mı var ki, benim farklı olduğumu anlasınlar. Benim tek farkım, hayal kurmak için vakit çalmıyorum hayattan, hafta içi hergün, haftasonları da iki gün hayalimde yaşıyorum. Bir süre sonra da kendimi normal biri gibi, yani az hasarlı hayal edeceğim. Taktım ya buna, kadınların hepsi çapkın erkek, erkekler de çapkın kadın olurdu, böyle bir şansları olsaydı. Benimkisi de o hesap. Ben bunları şimdi bloguma yazıyorum da, kendime neden okutuyorum? Beni benden alıyor bu durum. Galiba ben kendimi ciddi ciddi bir yerlerde bir “şey” sanıyorum…