Ben büyüyünce / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '11

 
Kategori
İlişkiler
 

Ben büyüyünce

Ben büyüyünce
 

Hayat bazen öyle yorucu oluyor ki... Kim olduğumu, nerede olduğumu ve ne için nefes aldığımı bana unutturabiliyor. Düşünmem gereken onca şey varken, aslında ne için savaş verdiğimi unutuyorum. Çocukluğumu özlüyorum, henüz büyümek zorunda bırakılmamış yıllarımı özlüyorum. Size, sonunu hiç bilmediğim bir hikayeden bahsetmiş miydim hiç? Sokaktaydım bir gün, çocuktum. Neyin ne olduğunu anlamayacak kadar çocuktum hemde. İlaçlar hala benim ulaşamayacağım yerlere saklanırdı, ve hala benim yanımda özel konulardan konuşulmazdı, filmlerdeki sevişme sahnelerini görmem istenmezdi, görseydim de anlayamazdım zaten, küfür de edilmezdi. Herkes birbirini çok severdi ve böyle olması gerekirdi. Bana büyüyünce ne olacağım sorulur ve ben de hiç bilmediğim meslekleri ustaca sıralar, aferinler alırdım. Evcilikten nefret eder, futbol oynar, akşam eve gelince oyuncaklarımı gizli gizli öpüştürürdüm. Henüz aşkın ne olduğundan haberim olmadığı için, onları önce öpüştürür sonra ayrı yerlere kaldırırdım. İçim bile acımazdı. Balıkları ellerimle sıkar,civcivleri öldürürdüm. Çocuktum ve sokakta oynarken eve bağırarak seslenebilirdim. Kimsenin ne diyeceğini düşünecek kadar büyük ve aptal değildim.

Sonra eve geldim ve büyüdüm. Büyümek zorunda bırakıldım. İlk yenilgimi bana ustaca sunan hayata karşı büyümem gerektiğini anladım... Sonra her şey değişti, benden uzak tutulan ilaçlar avucuma kondu, futboldan nefret ettim, evciliği zaten sevmezdim ama, ona olan inancım yok olup gitti, bi daha oyuncak bebeklerimi hiç öpüştürmedim. Balıkları, civcivleri rahat bıraktım...  Tek yapmaya devam ettiğim şey, büyüyünce ne olacağım sorusuna cevap vermek oldu. Halbuki ben o yaştada büyümüştüm. Bir saat içerisinde, ailem tarafından büyütülmüştüm. Bu konuda yardımını esirgemeyen bir de tanrı vardı tabi. Bana inatla büyüyünce ne olacağım soruldu... Her birine başka cevap verdim. Büyüyünce bir şey olmak istemiyordum çünkü. Sadece yaşlanmak istiyordum. Ve öyle de oldu... Bir de baktım, herkes bir yere koşturuyor. Sonunu kimse görmüyor ve bilmiyor. Fakat herkes olanca gücüyle bir şeylere, bir yere gidiyordu. Ben de onlara katıldım... Kulaklarımda çınlayan hep aynı soruydu bu koşuşturmacada, insanlar bana inatla büyüyünce ne olacağımı soruyordu. Kimsenin anlamadığı ve kimsenin gerçekten görmeyi beceremeyeceği bir mesleğe sahip olmak istedim hep. Ressam, yazar, oyuncu, şair hangisi olursa olsun, anlamayacaklardı ve ben bununla gurur duyacaktım. Çünkü herkes bir düzene sıkışıp kalmıştı, ve onlar koştukça, onlara inanıp peşlerinden gittikçe ben yoruldum. Yaptıkları hep aynıydı. Büyümek ! Onları anlayamıyordum , çünkü ben yaşlı bir çocuktum. Ve onlarda beni anlayamıyordu çünkü ben onlar gibi değildim. Kendim olmaya çalıştım her defasında, ama olmadı. Yüzümde saçma sapan gülümsemelerle poz verdiğim her fotoğrafıma baktığımda, aslında o gün , o fotoğraf çekilirken ne kadar da mutsuz ve ne kadar da yorgun olduğumu hatırladım durdum. Ve bu hiç değişmedi... Aynaya ne zaman baksam , kendime gülümsemeye çalıştım. Ama siz hiç,  ne olduğunu bildiğiniz birine ön yargısız, saf ve masumca yaklaşabilir misiniz? Ben de yaklaşamadım.

Zamanın içinde, oluşan ve süregelen bu koşuşturmacanın içinde buluverdim kendimi. Bir de baktım ki, kimsenin birbirinden farkı yok, benim de kimseden farkım. Kredi kartlarımın borcu, sınavlar, finaller, vizeler, iş sıkıntısı, aile kaygısı, gelecek telaşı derken, yorgun düştüm... Hayallerime, umutlarıma, inandığım değerlerime sarıldıkça , nefes almam daha da güçleşti. Sesimi , kendim dışında kimseye duyuramaz oldum. Hayatı, hayattan daha çok sevdiğim aşikardı, fakat hayata hayat kadar katlanamıyordum. Dizlerimin üzerine her düştüğümde , bir gün kalkabileceğime inanıyor, ama her defasında hayat denen saçmalığın içinde onlara her saniye ihtiyacımın olduğu gerçeğiyle yüzleşiyor ve dizlerim olmadan koşamıyordum. Koşmam gerekiyordu. Çünkü herkes koşuyordu. İnsanlar hep koşuyordu. Sonunu bilmeden, görmeden... Biliyordum ki, hiçbiri hayalleri değildi. Biliyordum ki hepsi kendini unutmuştu, biliyordum ki hiçbiri istediği şeyi yapıyor olsa bile bundan haz alamıyordu.İnsanlar hep yoruluyordu...

Ve şimdi, Benimse bildiğim tek bir şey ve tek bir cevap var. Büyüdüm. Yaşlanıyorum... Ve bana sorulan sorunun cevabını artık biliyorum, ben büyüyünce mutsuz oldum. Yorgun oldum. Herkes gibi olmak istemezken, diğer herkes gibi , önüme sunulanların arasında sıkışıp kaldım. Koştum, ama sınırlarımı başkası çizdi. Koştum, ama birinci olamadım. Kimse olamadı. Çünkü herkes aynıydı.
 
9.9.11
 
Toplam blog
: 17
: 537
Kayıt tarihi
: 07.12.11
 
 

Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dramatik Yazarlik Bölümü Öğrencisiyim. İzmi..