Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Nisan '12

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1316
 

Ben çocukken - 8

Ben çocukken - 8
 

Hasta olmayı hiç sevmiyorum.  Çocukken ise çok sevmiştim bir hastalığımı.:)

Kızamık olmuştuk kız kardeşimle birlikte, yaş altı.

Hiç kızamık olunca sevinir mi insan? Eğer babasına da bulaştırdıysa sevinir.:) Meğer babam çocukluğunda kızamık geçirmemiş, biz hastalanınca da, aynı ortamda bulaştı adamcağıza.

Bütün kızlar babalarını sever, küçükken daha bir fazla sever sanki. Hani derler ya, annelerle oğulları arasında aşk vardır diye, babalarla da kızları arasında aşk vardır tabi ki. Hatta büyüdüklerinde babaları gibi bir erkekle evlenmek bile isterler kızlar. Ben istemedim o başka, sebepleri bambaşka, belki başka bir yazıya konu olur kim bilir?

İşte, çok sevdiğim babam da bizimle birlikte kızamık çıkarmaya başlayınca işe gidemez oldu mecburen. Allahım bu ne güzel bir şeydi, bütün gün evde babamla birlikte...

Hiç arkadaşlarımın babalarına benzemezdi benim babam, hiç kızmazdı bize, bir kez bile sesini yükselttiğini duymadım biz çocuklarına karşı. Bizimle gezmeyi severdi, her hafta sonu mutlaka elimizden tutar İstanbul'un çeşitli yerlerinde gezdirirdi. Ne desek yapardı, hiç itiraz etmezdi.

Akşam olup işten eve döndüğünde koltuğunun altındaki Hürriyet gazetesini uzatırdı bize. Okumayı henüz bilmesek de yemeğe kadar resimlerine bakardık. Yemekten sonra ise bizi iki yanına oturtur, gazetede ilgileneceğimiz yerleri okurdu yüksek sesle. En çok çizgi karakterleri tabi ki. Fatoş ve Basri, Güngörmüşler gibi bant karikatürler vardı, bayılırdık onlara.

Ama en çok Tarkan'a...

Rahmetli Sezgin Burak'ın yazıp çizdiği bir çizgi roman kahramanıydı Tarkan ve Kurt. Her macerası günler sürerdi. Biri biter diğeri başlardı maceralarının ve babam her akşam bıkmadan bize okurdu.

Öyle yakışıklıydı ki bu Tarkan, adeta Taner'den sonraki ikinci aşkımdı benim:) Babam okurken hayran hayran, ağzı açık ayran budalası gibi bakardım ona.

Bu kızamık hastalığı sırasında evde kaldığı günler boyunca birikmiş tüm gazeteleri toplayıp Tarkan'ın maceralarını tekrar tekrar okutmuştuk babama ve sevgili babam bıkıp usanmadan okumuştu bize.

Eee, insan sevmez mi şimdi bu durumda kızamık hastalığını bile…  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mükemmel bir anlatım tarzınız var. Bu arada ilerki yaşlarda kızamık geçirmek tehlikeli diye biliyorum. Bende hiç geçirmedim. Babanız hastalığı kolay atlatabildi mi?

ukant 
 19.04.2012 13:33
Cevap :
:)) Evet, Allahtan kolay atlattı babam kızamığı. İleri yaşta ölüm riski bile oluyormuş Allah korusun. Teşekkür ederim beğeniniz için. Sevgi ve selâmlarımla.  24.04.2012 8:59
 

Nurten Hanımcım Merhaba,kızlar babalarına çok düşkün olurlar baba sizin babanız gibi olunca ohh ne güzel.Ben babamı çok erken kaybettim Nurten Hanımcım.Yine güzel bir yazı okudum hemde su gibi akan.SEVGİLER.

Şennur Köseli 
 19.04.2012 13:31
Cevap :
Babacığınıza Allah rahmet eylesin Şennur hanımcım. Hayatta olanlarına sağlıklı ömür versin. Teşekkürler, sevgilerimle.  24.04.2012 8:58
 

Ben olsam bende severdim öyle kızamığı:) babalar bambaşka. Annelerin yeri de öyle ama babalar aşk adeta. Yine çok güzeldi,sevgiler.

Merve Ballı Acar 
 19.04.2012 13:02
Cevap :
Sevgiler Merve'ciğim, şehir dışındayım yazamadım. Kız çocukları için babalar bambaşka gerçekten.  24.04.2012 8:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 314
Toplam yorum
: 619
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1189
Kayıt tarihi
: 07.08.11
 
 

Üsküdar İstanbul doğumluyum ve halen burada yaşıyorum. Okumak, yazmak ve seyahat etmeyi çok seviyor..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster