- Kategori
- Anılar
Ben çocukken "kar" yağmıştı...

Panoramio.com'dan
Kar geliyormuş, buyursun gelsin biz müsaitiz.
Her ne kadar İstanbul trafiği iki damla yağmur da kilitlenip, bir avuç karda felç olsa da ben karı dört gözle bekliyorum. İstanbul'da şehir ısısı ve deniz ikliminin etkisiyle kar yağsa da yerde görememe durumu mevcut. Olsun ben yağmasını seyretmeye razıyım.
Yaşı biraz büyük olanların kurduğu cümleleri galiba artık ben de kurmaya başladım. "Eskiden bizim zamanımızda" çocukluğumuz kar topu oynayıp, şekli birşeye benzemese de kardan adam yaparak, ellerimiz ve burnumuz mosmor olana kadar, ayaklarımız ıslanıp artık kendini hissetmeyecek duruma gelene kadar karda oynayarak geçti. Annelerimiz çığlık çığlığa bizi çağırırken " 5 dk daha" diye yalvarıp yarım saati aradan harcayıp, " ama daha kayma yarışmamız bitmediii" diye sızlanarak zorla eve girerken biraz ısınıp kimseye farkettirmeden tekrar dışarı çıkabilme planları daha kapıda başlardı. Göz alabildiğine her yerin bembeyaz olduğu, ağaçların pamuk şeker gibi görüntüsü vardı. Aç kaldıkları için heryerden her fırsatta cıvıl cıvıl öterek bir parça yiyecek arayan bir grup serçenin yaygarası dinlemeye değerdi. Soba yanan odaların pencerelerinden algıladıkları sıcaklıkta kendilerini korumaya çalışıp, oturdukları pencere parmaklıklarından içeri yalvaran gözlerle bakan, insanın içine işleyen minik serçeler.... Hani " mini mini bir kuş donmuştu, pencereme konmuştu" diyen bir çocuk şarkısı var ya, işte ben onun en canlısını yaşadım. Anneme yalvarırdım " ekmek atayım mı " diye, O da önce "kapının önünü kirletiyorlar, hem hava soğuk dışarı çıkma" derdi. Ama sonra kuşlara acıyıp, benim mızmızlanmalarımdan kurtulmak için " üstünü sıkı giyin, bahçenin uzak köşesine at" der, "çabuk dön" tembihini de ucuna eklerdi.
Siz hiç sabah uyandığınızda başucunuzdaki pencerenin dantel gibi muhteşem bir estetikte buz kaplı olduğunu gördünüz mü?
Ya hiç o muhteşem görüntünün tam ortasına elinizi koyup vücut sıcaklığında erimesini izlerken parmak uçlarınız sızlayana kadar tutup, el izinizi çıkardınız mı?
Ve her sabah sanki olması mecburi bir görevmiş gibi "el izim kapanmış" deyip aynı iz üstüne denk getirerek haftalarca bir izi korumaya çalıştınız mı?
Sırf ayağınızın altında çıkan sesini dinlemek için 100 M2 lik bahçede ayak basılmadık yer bırakmamacasına yürüdünüz mü?
Yaklaşık 40-50 cm lik karda kendi şeklinizi çıkarmak için sırt üstü kendinizi boşluğa bırakıp kara yattınız mı?
Lapa lapa kar yağarken başınızı gökyüzüne kaldırıp yüzünüze yağan karın hipnotize edici güzelliğini seyrettiniz mi?
Tıpkı sizin gibi afacan diğer arkadaşlarınızla birlikte bütün çam ağaçlarının altını sırayla gezip, dalları sallayarak ağaçtaki tüm karı üstünüze döktünüz mü?
Okulda tenefüs bitmiş ve ders başlamışken, sınıf penceresinden bağır-çağır sizi derse girmeye zorlayan öğretmeninize " şimdi işim var kardan adam yapıyorum, gelemem" diyebilme cesaretiniz oldu mu?
Giriş katta ki sınıfın penceresinden atlayıp gelen öğretmeniniz sizi kara gömüp "ben seni kardan adam yaptım bitti, çabuk temizlen ve sınıfa gel, yoksa seni disipline gönderirim" diye tehdit edildiniz mi?
Havadan yakalamaya çalıştığınız kar tanesinin muhteşem kristal görüntüsünü izlemek için dakikalarca uğraştınız mı?
Baharda karlar erimeye başladığında, dağdan ya da açık araziden hiç el değmemiş, temizliğine güvenilen bir yerden alınmış "bulgur" gibi alasulu karın içine ev yapımı üzüm pekmezi karıştırıp, soğuk ama tatlı "kar helvası" yediniz mi? (Şimdilerde hava kirliliği nedeniyle mümkün değil ama....)
Çocuk boyunuzda dizinize kadar gelen karda, sırf eve kestirme yoldan gitmek için atladığınız bir duvarın karşısında olan, soğuktan ve açlıktan deliye dönmüş 7 tane köpek çıldırmışcasına sizi kovaladı mı?
"Ey korku sen nelere kadirsin" dercesine boyunuzdan büyük duvarı Nasuh Mahruki'nin Everest' e tırmanışını kıskandıracak ölçüde hızlı tırmanıp adrenalini son limitinde hissettiniz mi?
Ve şimdi bir çırpıda hatırlanamayan, hayatın yaşanmış ayrıntılarında saklı bir sürü güzel anı.....
Belki bir daha öyle anlar yaşayamayacağım. Yaşama imkanı bulsam bile ne kar o zaman ki kadar temiz olacak, ne de anılar çocuk masumluğunda...Ama yine de yağışını izleme imkanına sahip olacağım, pamuk güzelliğinde "KAR İSTİYORUM" :))
Her ne kadar zor koşullarda yaşadıkları için kar ve soğuğu istememekte haklı saydığım insanlara üzülsem de, kışın görsel güzelliğinin yanı sıra yazın suyun varlığı demek olması açısından önemli bir durum.
Herkese pamuk şeker gibi kar hatıraları diliyorum.