​ Büyük müyüm? Küçük müyüm? / Çocuk Psikolojisi / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '08

 
Kategori
Çocuk Psikolojisi
 

Büyük müyüm? Küçük müyüm?

Büyük müyüm? Küçük müyüm?
 

O da kocaman bir çocuk :)


Aslında bizler küçükken büyümeye çalışan, büyüyünce dünyanın kaç bucak olduğunu anlayıp “keşke hep çocuk kalsaydım” diyen tutarsız insanlar olarak, bunu daha çocukluğumuzda yetişkinlerden böyle görerek büyümedik mi?

Yani demem o ki böyle gelmiş, böyle gider durumları….
Biz çocukken büyüklerden öyle gördük, onlarda kendi büyüklerinden öyle gördü ve galiba bizde küçüklerimize aynı şeyi yaparak zinciri tamamlıyoruz. Bir şeyleri değiştirme çabası yerine var olan düzene kendimizi kaptırıp gidiyoruz. Yetişkinler kendi istekleri ve çıkarları doğrultusunda ne gerekiyorsa o yönde hareket ediyorlar.

Bazen büyükler bir şeyler konuşurken çocuk soru sormaya görsün, “kedinin başına ne gelirse meraktan gelirmiş” hesabı hemen bir azar, konu kapatılır ve çocuk tehdit edilir.

“Sus sen, büyükler konuşurken karışılmaz, senin aklın ermez böyle şeylere daha küçüksün, çabuk git yat yoksa terlik geliyor”

Akşam “sen küçüksün aklın ermez” dediğimiz çocuğa sabah “sen artık kocaman oldun, çabuk odanı topla” deriz.

Kardeşi olan çocuğa eve yeni gelen bebek tanıştırılıp “bak artık sen büyüdün, kocaman abi-abla oldun” der, sonra da çocuk kardeşini sevip, kucaklamaya kalktığında “sen daha küçüksün, kardeşinden uzak dur, onu düşürürsün” denilince, kafa karışıklığının doğurduğu kıskançlık başlamış demektir.

Çocuk bakkaldan bir şeyler almak istediğinde “sen kendi başına alışveriş yapamayacak kadar küçüksün, biz olmadan asla bakkala gitme” diye sıkı sıkı tembihlenen çocuk, birkaç gün sonra “koş bakkaldan ekmek al gel” denilir. Çocuk daha önceki korkularından dolayı naz yaparsa da “ama sen kocaman oldun bakkala tek başına gidebilirsin” diye zorla evden dışarı atılıp, yol görünür.

Çocuk “büyüyüp” kendini yetişkinler arasında kabul ettirmeye çabalarken, büyükler biraz koruma içgüdüsü, biraz “işime öyle geldi” durumlarından ısrarla çocuğa küçüklüğünü hatırlatırlar. Sonra da “koş şunu getir, koş bunu götür” durumlarında ayak işlerinde kullanmak için “sen artık kocaman oldun” fikrini savunurlar. Olaya büyükler açısından bakacak olursak, çocuğu yanlışlardan korumak ya da hata yapmasını engellemek ve terbiyesini sağlamak adına yapılan şeyler, çocuğa doğru anlatılıp yönlendirilmediği için farklı algılanıp inatlaşmalar ortaya çıkıyor.

Minikler açısından bakarsak, onlar da her şeyden dışlandıklarını ya da birey sayılmadıkları hissiyle kendilerinin küçük görülüp istenilmediği düşüncesine kapılıyorlar. Çelişkiye düşüp ne zaman küçük olunup, ne zaman büyüklüğe geçildiğini ayırt edemiyorlar. Bizlerde aynı yollardan geçip bazen kendimize sormadık mı? “Ben şimdi büyük müyüm? Küçük müyüm?” diye…

Bazen de tersi durumlar olup yapmak istediğimiz bir işte kendimizi ispat etmek için “ ben artık büyüdüm” dediğimiz, bazen de sırf bir şeylerden kaytarmak için “ben daha küçüğüm, gücüm yetmez” ya da “ben yapamam kiii” dediğimiz zamanlar olmuştur.

Bu gibi durumlarda en büyük görev büyüklerde, zaten büyürken dünyayı öğrenmeye çalışan miniklerin kafasını daha da bulandırmamak gerek.

Keşke hep çocuk kalsaydık, biz büyürken sorunlarımız ve sorumluluklarımız da büyüyor. Ben kendi adıma karar verdim ben büyümüş bir çocuğum ve içimde ki çocuk hiç büyümesin istiyorum.

Peki sizler; Büyük müsünüz? – Küçük müsünüz? Hangisi daha güzel?

 
Toplam blog
: 7
: 1016
Kayıt tarihi
: 23.01.08
 
 

1978 Niğde doğumluyum, çocukluk ve gençlik dönemim Niğde'de geçti. Yaklaşık 10 yıl önce İstanbul'u k..